Scales türkçesi Scales nedir

  • Tartaç.
  • Ölçekler.
  • İki kefeli terazi.
  • Bakkal terazisi.
  • Bir örtünün ilerleme sırasında kırılmasıyle, temelindeki oluşukların örtüdeki daha genç katmanların üstüne gelmiş dilimleri. (kayaçtan ayrılmış kabuksu ince parçalar.).
  • Kantar.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Tartı.
  • Terazi burcu.
  • Pul.
  • Terazi.

Scales ile ilgili cümleler

English: Many European kitchens have scales because dry ingredients are measured by weight there, unlike in America, where they are measured by volume.
Turkish: Birçok Avrupa mutfakları orada kuru malzemeler tartıldığından dolayı bir teraziye sahiptir, Amerika'da tam tersine onlar hacimle ölçülmektedir.

English: I weighed myself on the bathroom scales.
Turkish: Banyo tartısında kendimi tarttım.

English: Stand on the scales.
Turkish: Tartıya çık.

English: Ali stepped onto the bathroom scales.
Turkish: Ali banyo tartısı üzerine çıktı.

English: I cannot weigh myself. I don't have scales.
Turkish: Kendimi tartamıyorum. Terazim yok.

Scales ingilizcede ne demek, Scales nerede nasıl kullanılır?

Scales stem : Odunsu bitki kabukları üzerinde pulsu yapılar şeklinde mantar kambiyumunun birikmesiyle oluşan yapı. Pullu kabuk.

The scales fell from my eyes : Aklım başıma geldi. Gözlerim açıldı. Gözüm açıldı.

 

A pair of scales : Terazi.

Adjustment of the income tax scales : Gelir vergisi kademesine göre ayarlama. Maaşlara ödenecek olan tahmini vergileri belirleyen maaş sınıflandırma sisteminde değişiklik.

Bathroom scales : Banyo tartısı.

Tip the scales : Dengesini kaybetmek. Sonucunu değiştirmek. Dengeden çıkmak. Teraziyi devirmek. Dengesini yitirmek. Terazinin kefesini yan yatırmak. Bir olayın sonucunu etkilemek. Ağır basmak.

Track scales : Vagon baskülü.

Turn the scales : Sonucu belirlemek. Bir olayın sonucunu etkilemek. Sonucunu değiştirmek. Sonucu etkilemek. Durumu değiştirmek. Ağır basmak. Sonuca bağlamak.

Rescales : Yeniden ölçeklendirmek.

Come off in scales : Pul pul dökülmek.

İngilizce Scales Türkçe anlamı, Scales eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Scales ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Balance : Uyum. Tartmak. Gövdenin, en küçük dayanak olmadan yüzey ya da yüzeylerinde düşmeden durma yetisi. Sayışım kalıntısı. Tikel ya da tam denge koşulu. Denk olmak. Sayışımdan sonra görünen kalıntı. Düşünmek. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Yönetmenin sahne üzerinde tasarladığı düzenin temel öğelerinden biri. göz dengesiz bir görünümü (bilinçsiz de olsa) sezinlediği için sahne üzerindeki oyuncuları dengelemek gerekir. sahne üzerinde denge, iki ana bölümde ele alınır. fiziksel denge : bakışımlı ve bakışımsız olmak üzere iki çeşittir. güzelduyusal denge : sahne üzerinde kalabalığı anlam açısından uyumlu bir duruma getirir.

Alcalic fumarole : 100-200 derece sıcaklıkta, nh2 cl, co2, h2s ve h2o bileşimli gazlar çıkaran fumaroller. Alkali tüten.

 

Steelyard : Kollu kantar. Toplu kantar. El kantarı. El terazisi. Topuzlu kantar.

Algonkian : Alkongien. Algonkiyen. Kuzey amerika yerlileri tarafından konuşulan dil ailesi. Kambriya dönemi katmanlarının altına gelen, içinde tanımlanamayan taşıl kırıntıları bulunan eski bir oluşuk. (kayaçları genel olarak arkeene oranla daha az başkalaşmıştır.). Bir prekambriyen sistemi.

Selling : Satım. Satı. Satıcılık. Satmak. Satış.

Absolute age : Kesin yaş. Salt yaş. Bir kayacın ya da bir katmanın yıl ve sayıyla belirtilen yaşı. Mutlak yaş.

Magnitude relation : Büyüklük ilişkisi.

Aggregats : Topluluk. Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri.

Steelyards : El kantarı. Topuzlu kantar. Kollu kantar. El terazisi. Toplu kantar.

Merchandising : Ürün temini. Alışveriş etmek. Teşhir tanzim. Mağazacılık. Alışveriş. Ticari satış. Ticaret yapmak. Ürünün satış noktasındaki bulunurluğunu ve görünürlüğünü sağlamaya yönelik pazarlama çabalarının tümü. Satın alma. Satışı geliştirme yöntemi.

Scales synonyms : quantitative relation, balances, laminae, libra, checkweigher, divestiture, weigher, lamella, alkali rocks, abysal environment, acid fumarole, weighbridge, paillette, weighing device, bathroom scale, scale, weighing, marketing, fish scale, abrasive power, weight, acrozone, flakes, abyss, bascule, weighing machine, a pair of scales, agricultural geology, adjacent rock, lamina, aspers, flack, spring balance.

Scales zıt anlamlı kelimeler, Scales kelime anlamı

Unarmored : Korunaksız. Blendajsız. Zırhsız.