Gaging türkçesi Gaging nedir

Gaging ile ilgili cümleler

English: You are mortgaging Jale's future.
Turkish: Jale'nin geleceğini ipotek altına alıyorsunuz.

English: He enjoys engaging in macabre activities such as dissecting animal corpses and stalking people on the street at night.
Turkish: O, hayvan cesetlerini parçalayarak incelemek ve geceleri sokaklarda insanları gizlice takip etmek gibi korkunç aktivitelerle uğraşmaktan hoşlanır.

Gaging ingilizcede ne demek, Gaging nerede nasıl kullanılır?

Clutch disengaging spring : Debriyaj bırakma yayı. Kavrama yayı. Debriyaj yayı.

Disengaging : Çözme. Devreden çıkartma. Ayrışma.

Disengaging gear : Avara dişlisi.

Disengaging lever : Ayırma levyesi. Avara kolu.

Engaging : Sempatik. Kavraşma. Meşgul etme. Cazip. Sevimli. Merak uyandıran. Hoş. Kavrama. Çekici. Birbirine geçen.

Reengaging : Yeniden işe almak.

Engaging conduct : Çekici davranış. Büyüleyici davranış. Vazip ve albenili hareket.

Engagingly : Cazibeyle. Sevimlice. Alımlı bir şekilde. Hoşça. Hoş bir şekilde. Büyüleyici bir şekilde. Göz alıcı bir şekilde. Büyüleyici bir tarzda. Meşgul ederek. Çekici bir şekilde.

Gag order : Yasal duruşma ile ilgili ayrıntıların yayınlanmasını yasaklayan mahkeme kararı. Yayınlama yasağı. Dava hakkında medyaya konuşmayı yasaklayan emir. Yayın yasağı.

 

Gag bit : Gem.

İngilizce Gaging Türkçe anlamı, Gaging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Gaging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Admeasure : Ölçüsünü almak. Parsellemek. Gemi ölçmek (denizcilikle ilgili). Bölüştürmek. Taksim etmek.

Impignorate : Teminat vermek. Karşılığında rehin vermek.

Pawning : Tehlikeye atmak. Tehlikeye atılan. Terhin etme. Terhin. Rehin mukabili ikraz. Rehin bırakmak. Tehlikeye atılma. Rehine koymak. Rehnetme.

Doorbell : Zil. Kapı zili.

Debate with oneself : Düşünüp taşınmak.

Parlay : Yararlanmak. Kazanılan parayı bir sonraki yarışa yatırmak. Konuşmaya girmek. Birden fazla karşılaşma üzerine yapılan bahis. Değerlendirmek. Yönlendirmek. Bir sonraki yarışa yatırmak (kazanılan parayı). Kazandığını sonraki yarışa oynama. Faydalanma.

Pledges : Rehine koymak. Vaat etmek. Şerefine içmek. Sağlığına kadeh kaldırmak. Söz vermek. Kefalet vermek. Bağışlar.

Discussions : Tartışma. Münazara. Müzakere. Tartışmalar. Görüşme.

Bets : Para sürmek. İddiaya girmek. Bahis yapmak.

Wager : Riske atmak. Kumar. Para yatırmak. Bahis tutuşma. Bahse girme. İddia. Bahis tutuşmak. Para koymak.

Gaging synonyms : movie making, bond rating, mapmaking, moviemaking, film making, bet, topic, dosed, balance, overvaluation, chapter, hostage, give odds, denominations, benchmark, go, appraisal, assessment, punting, guaranties, abundances, benchmarks, gages, production, ensuring, give as security, allusion, clocked, deal, evaluates, parlaying, undervaluation, betting.

Gaging zıt anlamlı kelimeler, Gaging kelime anlamı

Closed : Kapatılmış. Bloke edilmiş. Basına kapalı. Yumuk. Kapalı. Kapanık. Örtük. Donmuş. Kapanmış.

Lose : Heba etmek. Kazanamamak. Kaybetmek. Azıtmak. Yitirmek. Geri kalmak (saat). Zayi etmek. Mahrum etmek. Geri kalmak. Kaçırmak.