Pawning türkçesi Pawning nedir

  • Rehine koymak.
  • Rehin mukabili ikraz.
  • Tehlikeye atmak.
  • Tehlikeye atılan.
  • Tehlikeye atılma.
  • Rehnetme.
  • Rehin bırakmak.
  • Terhin.
  • Terhin etme.
  • Rehin vermek.

Pawning ingilizcede ne demek, Pawning nerede nasıl kullanılır?

Artificial spawning ground : Balıkların yumurtlaması için suda bilinçli olarak oluşturulan uygun zemin. Yapay yumurtlama alanı.

Fish spawning ground : Balık üreme alanı. Balıkların yumurta bıraktıkları özel koşullara sahip bölge, balık yumurtalama alanı. Balık yumurtlama alanı.

Spawning : Yumurta dökme. Bırakma. Yumurtlayan. İnatçı. Yumurtlamak. Üreyen. Yumurtlama. Balık yumurtası dökme.

Spawning channel : Ekonomik getirisi yüksek olan bir balığın gereksinimleri doğrultusunda akıntı hızı ve su derinliği gibi özellikleri en uygun koşulda tutulan ve kontrol edilen y kumlu çakıllı tabana sahip yapay yumurtlama alanı. Yumurtlama kanalı.

Spawning colour : Yumurtlama sürecinde dişi balıkların aldığı renk. Yumurtlama rengi.

Spawning pond : Yumurtlama havuzu. Doğal yumurtlamayı sağlamak için akuakültürde bu amaçla oluşturulan özel yapay havuz.

Pawn shop : Tefeci. Tefeci dükkanı. Rehin dükkanı.

Spawning season : Üreme mevsimi. Yumurtlama mevsimi.

Pawn ticket : Rehin senedi. Rehin makbuzu.

Pawn broker : Rehinle ödünç para veren kimse. Rehinci. Tefeci. Rehin karşılığı borç para veren kimse.

 

İngilizce Pawning Türkçe anlamı, Pawning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pawning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jeopardize : Tehlikeye koymak. Tehlikeye sokmak. Birini tehlikeye atmak. Tehlike yaratmak. Riske atmak.

Adventures : Riske atmak. Atılmak. Yeltenmek.

Pop : Patlatma. Patlamak. Sokuvermek. Çıtçıtlamak. Bumlamak. Ağzına atmak. Çabucak giymek. Patlatmak.

Endanger : Kayıp vermek. (kendisini veya) başkasını tehlike ile karşı karşıya bırakmak. Tehlike oluşturmak. Tehlikeye düşürmek. Tehlikeye sokmak. Zarar vermek. Tehlike yaratmak. Tehlike etkisinde bırakmak.

Heads up : Dikkat et!. Dikkatli ol! (tehlikenin yaklaştığını gösteren uyarı çığlığı). Önüne bak!. Uyarı. Dikkat et.

Adventuring : Tehlikeli iş. Avantür. Riske atmak. Risk. Vurgunculuk. Sefer. Macera. Atılmak. Yeltenmek.

Gage : Kalibresini ölçmek. Miktar. Teminat. Bkz.gauge. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Bahse girmek. Ölçmek. Bahis. Ölçü. Tartmak.

Hocks : Topal etmek. İç diz. Diz içi kirişlerini kesmek. Ren şarabı. Alman şarabı. Rehine vermek. Rehin.

Mortgage : Taşınmaz malın inanca olarak borç karşılığı tutulanması. İpotekli borçlar. İpotek etmek. Banker ipotek bankası. Bir taşınmazın alacağa karşılık güvence olarak tutulması. Tutu. Rehin. İpotek. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Hypothecating : Rehin etmek. Haciz etmek. Terkin etmek. Rehin olarak vermek. İpotek. İpotek etmek.

Pawning synonyms : making known, birth prevention, wake up call, imperiling, pledge, hock, pledges, hocked, pawn, caution, jeopardising, hypothecates, pledged, imperil, threat, impignorate, pawns, put in pledge, hazarding, strategic warning, hazard, gaging, give as security, family planning, imperils, gages, endangers, tactical warning, preparation, alarmism, birth control, scheduling, programming.