Tartmak nedir, Tartmak ne demek

  • Bir şeyin birim cinsten ağırlığını bulmak.
  • Binek hayvanlarının dizginlerini çekmek.
  • Bir şeyi avuç içinde sallayarak ağırlığını kestirmeye çalışmak
  • Dikkatle incelemek, değer biçmek.
  • Bir şeyin bütün sonuçlarını düşünmek, hesap etmek.

"Tartmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Başını ellerinin içine alarak evvela kendini bir tartmak istedi." - P. Safa
  • "Süvari daima dizginleri tartıp kısrağı zapta muktedir olduğunu ihsas etmeli." - Ö. Seyfettin
  • "Acaba, bütün bu söylediklerinin altında bir takaza da var mı diye iyice tartıyorum, yok gibi." - A. Ağaoğlu

Yerel Türkçe anlamı:

Başörtüsünü çene altından geçirip baş üstünde bağlamak.

Uyuklamak.

Çekmek: Kolumdan tarttı.

Dik duran bir şey ya da hayvan yükü bir yana yatmak, dengesi bozulmak.

Bir kimseyi denemek.

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: dartmak]

[Bakınız: dartmak]

[Bakınız: dartmak]

Tartmak anlamı, tanımı:

Tartarak yenme : Yağlı güreşte, rakibini kucağına alıp ayaklarını yerden keserek üç adım taşıma veya yarım çember dönüşü durumuna getirerek onu yenik saydırma.

Tartma : Tartmak işi. Başörtüsü, yemeni. Güreşte rakibi kucağa alıp ayağını yerden kesme.

Gözüyle tartmak : Kim ve ne olduğunu anlamak için dikkatle bakmak.

Kendini tartmak : Ne durumda olduğunu öğrenmek için kendini yoklamak.

 

Lafı tartmak : Sözü tartmak.

Sözü tartmak : Ölçülü konuşmak.

Tartma tartmak : Başörtüsü takmak.

Birim : Bir kümenin her elemanı. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite.

Cins : Soy, kök, asıl. Garip, tuhaf. Tür, çeşit. Pek çok ortak özellikleri bulunan türler topluluğu. Diğerlerine göre üstün nitelikleri olan.

Bulmak : Seçmek. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Sağlamak, temin etmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Bir şeyi elde etmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Hatırlamak. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak. Cezaya uğramak. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek.

Avuç : Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü, apaz, hapaz, koşam. Elin yarı yumulmuş durumu.

Çalışmak : Bir şeyi öğrenmek veya yapmak için emek vermek. Makine veya aletler işe yarar durumda olmak veya işlemekte bulunmak. Bir şeyi oluşturmak veya ortaya çıkarmak için emek harcamak. Bir şeyi yapmak için gereken çarelere başvurmak, o şeyi gerçekleştirmek için kendini zorlamak, çaba harcamak. İşi veya görevi olmak, bulunmak. Herhangi bir iş üzerinde olmak.

Binek : Binmeye yarayan. Binmeye yarayan otomobil, at vb.

Hayvan : Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık. Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse).

 

Çekmek : Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Örtmek, giymek. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Daralıp kısalmak. Tartıda ağırlığı olmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. İçine almak, emmek. İçki içmek. Boya, badana vb. sürmek. Kaçan ilmeği örmek. Çizgi durumunda uzatmak. Yol, ay sürmek. Öğütmek. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Döşemek. Yollamak. Hoşa gitmek, sarmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Herhangi bir engel kurmak. Germek. Yürütmek, sürmek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Taşıma gücü olmak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Herhangi bir anlama almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Atmak, vurmak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Asmak. İmbik yardımı ile elde etmek. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek.

İncelemek : Bir işi veya bir şeyi ele alıp özelliklerini, ayrıntılarını inceden inceye, özenli bir biçimde anlamaya, öğrenmeye çalışmak, tetkik etmek.

Değer : Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.

Biçmek : Değer, paha, fiyat belirlemek. Ekin, ot vb.ni orakla, tırpanla, makine ile kesmek. Yaylım ateşiyle öldürmek. Tahmin etmek, kestirmek. Dikilecek kumaşı belli bir ölçüye ve modele uygun olarak makasla kesmek. Belli bir biçim vererek kesmek.

Diğer dillerde Tartmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tartmak ne demek? : v. weigh, weigh out, measure, scale, balance, debate with oneself, deliberate, gage, gauge

Fransızca'da Tartmak : peser, balancer, mettre en balance

Almanca'da Tartmak : v. abmessen, abwägen, abwiegen, beriechen, wägen, wiegen

Rusça'da Tartmak : v. вешать, взвешивать, отвешивать, обдумывать, пробовать, раскачивать, повесить, взвесить, отвесить, обдумать, попробовать, испробовать