Contemplated türkçesi Contemplated nedir

Contemplated ile ilgili cümleler

English: He contemplated taking a trip to Paris.
Turkish: Paris'e bir gezi yapmayı düşündü.

English: He contemplated their plan.
Turkish: O onların planı üzerinde düşündü.

Contemplated ingilizcede ne demek, Contemplated nerede nasıl kullanılır?

Contemplated expenses for next months : Gelecek giderleri. İlgili sayışım dönemine ve aynı sayışım döneminde yer alan tümdeğer dönemlerin kendi yapılışları içinde aktarılan ve bir yıllık sayışım dönemine ilişkin olan öncelikle ödenmiş giderler.

Contemplated expenses for next years : Bir yıldan daha çok süregelen sayışım dönemlerine ilişkin giderler. Gelecek yıllar gideri.

Contemplate : Düşünmek. Bakmak. Süzmek. Niyetinde olmak. Düşünüp taşınmak. Niyet etmek. Dikkatle izlemek. Dalmak. Tasarlamak. Üzerinde düşünmek.

Contemplates : Düşünmek. Niyet etmek. Süzmek. Dikkatle izlemek. Kafa yormak. Dalmak. Düşünüp taşınmak. Seyretmek. Niyetinde olmak. Bakmak.

Contemplating : Niyet etmek. Niyet etme. İyice düşünme. Dalmak. Süzmek. Tasarlama. Seyretmek. Düşünmek. Niyet eden. Tasarlayan.

Contemplator : İncelemeci. Araştırmacı. Enine boyuna düşünen. Düşünür.

 

Contemplations : Düşünme. Dikkatle seyretme. Bekleme. Derin düşünce. Umma. Dalma. Seyretme. Niyet. Dikkatle izleme. Düşünceye dalma.

Contemplators : Enine boyuna düşünen. Araştırmacı. İncelemeci. Düşünür.

Contemplative : Düşünceli. Düşünceye dalmış. Dini düşüncelere dalmış. Derin düşünceye dalmış. Dalgın. Uzun uzun düşünmeyi seven.

Contemplativeness : Derin düşüncelilik. Dalgınlık. Düşünceye dalmış olma durumu. Ciddi dalgınlık. Düşünme.

İngilizce Contemplated Türkçe anlamı, Contemplated eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Contemplated ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Account : Sebep. Rapor. Gözüyle bakmak. Avantaj. Açıklamasını yapmak. Avlamak. Pusula. Hesap vermek. Saymak. Kar.

Cruised : Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Dolaşmak. Gemiyle gezmek. Gemi ile dolaşmak. Seyir etmek. Gezinmek. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Ağır ağır gitmek. Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak).

Bethink : Anımsamak. Üzerinde düşünmek. Göz önünde bulundurmak. Kafa yormak. Hatırlamak.

Cruises : Dolaşmak (polis veya polis arabası) (etrafı kolaçan ederek). Dolaşmak (taksi şoförü taksi müşteri arayarak). Dolaşmak. Gemi ile dolaşmak. Turistik gemi yolculuğu. Gezinmek. Yol almak. Sokaklarda dolaşarak müşteri aramak (fahişe). Gemi gezisi.

Consider : Dikkate almak. Göz önünde bulundurmak. Durumu değerlendirmek. Olduğunu düşünmek. Saygı göstermek. İtibar göstermek. Göz önünde tutmak. İçinden geçirmek. Saymak. Fikrinde olmak.

Aim at : Amaçlamak. Fırlatmak (bir şeyi bir yere). Hedeflemek. Niyetlenmek. Hedef seçmek. Nişanlamak. Arzu etmek. Muradetmek. Doğrultmak (silahı).

 

Blueprints : Ozalit. Karalama. Proje. Plan. Kılavuz. Ayrıntılı tasarı. Ozalit kopya. Şablon. Mavi kopya çıkarmak.

Decant : Dökme. Bir kaptan diğer kaba akıtmak. Bir kaptan diğerine aktarmak. Tortusundan ayırmak. Boşaltma. Boşaltmak. İçindeki çökelti maddelerinden arıtmak. Şişeden sürahiye boşaltmak. Dikkatle boşaltmak.

Cerebrated : Beynini çalıştırmak.

Designed : Tarafından tasarlandı. Projelendirilmiş. Kasıtlı. Planlanmış. Hazırlanmış.

Contemplated synonyms : cerebrates, conked, be engrossed in, cogitating, distills, cerebrating, going to, be lost in thought, gaze at, cast around, have in mind, take, fleeter, barge, barging, blueprint, toy with, break, bolts, clarified, look at, clarifies, blue print, bathe, intend, behold, view, conk, cogitated, cast about, think about, fleetest, be pensive.