Dwell on türkçesi Dwell on nedir

  • (bir konunun) üzerinde durmak.
  • Uzatarak söylemek.
  • Üstelemek.
  • Bir konu üzerinde durmak.
  • Üzerinde durmak.
  • Çok düşünmek.
  • Üzerinde durmak (bir konu).
  • Üzerinde kafa patlatmak.

Dwell on ile ilgili cümleler

English: Don't dwell on your past failures.
Turkish: Geçmiş hatalarının üzerinde durma.

English: I try not to dwell on the past.
Turkish: Geçmişte yaşamamaya çalışıyorum.

English: Don't dwell on your past mistakes!
Turkish: Geçmiş hatalarının üzerinde durma!

Dwell on ingilizcede ne demek, Dwell on nerede nasıl kullanılır?

Dwell : Kalmak. İkamet etmek. Bir yerde yaşamak. Durmak. Hayat sürmek. Oturmak. Durma. Bekleme. Bir yerde oturmak. Yaşamak.

On : Civarında. Üzerinde. Yönünde. Giyilmiş. Hazır. Yanmak. Olmakta olan. Makbul. Esnasında.

Dwell in : -de oturmak. Mesken tutmak. İkamet etmek. Tevakkuf etmek. Oturmak.

Dwelled : Hayat sürmek. Yaşamak.

Dweller : Sakin. İkamet eden veya oturan kimse. Kimse. Oturan.

Dwellers : Sakin. Oturan.

İngilizce Dwell on Türkçe anlamı, Dwell on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dwell on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Badgers : Rahatsız etmek. Yakasını bırakmamak. Yakasına yapışmak. Rahat vermemek. Hiç rahat bırakmamak. Başının etini yemek. Taciz etmek. Porsuk. Kafa ütülemek.

 

Insist : Direnmek. Dayatmak. Kararlı olmak. Diretmek. Ayak diremek. Asılmak. Israr etmek. Tutturmak.

Insisted : Asılmak. Ayak diremek. Direnmek. Israr etmek. Diretmek. İddia etmek. Tutturmak. Kararlı olmak. Dayatmak.

Discoursed : Söylev. İşlemek. Bahsetmek. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Söylev vermek. Söylemek. Söylem. Konuşmak. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak.

Badger : Porsuk. Kafa ütülemek. Rahatsız etmek. Başının etini yemek. Taciz etmek. Rahat vermemek. Hiç rahat bırakmamak. Yakasını bırakmamak.

Discourses : Söylev. Söylem. Tez. İşlemek. Konuşmak. Araştırma. Söylemek. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Söylev vermek.

Brought out : Yayımlamak. Meydana çıkarmak. Yayınlamak. Ortaya çıkarmak. -i açmak. Piyasaya yeni mal sürmek. Görülmesini sağlamak. Çıkarmak. Yapmak (yeni bir şeyi).

Accentuate : Önemle belirtmek. Önem vermek. Vurgulamak. Vurgulu okumak.

Debate : Çekişme. Dikkate almak. Açık oturum. Münakaşa etmek. Müzakere. Çekişmek. Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence. Görüşme. Düşünüp taşınmak.

Elaborate : İncelikli. Özenli. Karmaşıklaştırmak. Ayrıntıyla donatmak. İnce işle ve emekle meydana getirmek. Özenle hazırlanmış. Detaylı. Detaylandırmak. Ayrıntılara inmek. Ayrıntılı bir şekilde hazırlamak.

Dwell on synonyms : accent, accentuating, bring out, accentuates, insists, entreating, accentuated, badgered, accenting, entreat, discoursing, entreats, persevere, come down on, perseveres, deliberate, discourse, entreated, persevered, puzzle over, come down, elaborates.