Allomorph türkçesi Allomorph nedir
- Aynı anlam ve görevdeki bir şekil bilgisi biriminin ses yapısı bakımından farklılaşan türü; şekil bilgisinin anlamlı bir küçük ögesi olan bir kelime kökünün veya belirli görevler ile buna eklenen bir ekin farklı ses yapısına girmiş olan biçimi. söz gelişi lehçe ve ağız ayrılıklarına göre ve çeşitli nedenlerle bazı köklerin bez/böz, er/ir «erken», çez-/çöz-, erte/örte «ertesi gün»; baba/buba, bıldır/bildir «geçen yıl», ıldız/yulduz biçimlerinde ses değişmesine uğraması. aynı durum ekler için de söz konusudur. -dı / -du geçmiş zaman ekinin ünlü ve ünsüz uyumlarına bağlı olarak -dı/-di, -du/-dü, -tı/-ti, -tu/-tü, -duk geçmiş zaman sıfat-fiil ekinin yine aynı nedenlerle -dık/-dik, -duk/-dük, -tık/-tik, -tuk/-tük biçimlerine dönüşmesi gibi: al-dı, ver-di, oku-du, gör-dü, aç-tı, biç-ti, tut-tu, öt-tü, tanı-dık, bil-dik, tut-tuk (ğ) umuz iş, yürü-dük (ğ)ümüz yol vb.
- Biçimdeş.
- Alomorf.
- Altbiçimbirim.
- Biçimbirimsel değişke (dilbilgisi terimi).
- Çevresel biçim.
- Değişken şekil.
- Aynı anlam veya görevdeki bir şekil bilgisi biriminin ses yapısı bakımından çeşitlenmesi. söz gelişi +lık addan ad türetme ekinin +lık/ +lik, +luk/ +lük biçimlerine girişi gibi: ağaç+lık, ev+lik, ot+luk, ömür+lük vb. aynı durum yine birer şekil birimi olan kelime kökleri için de söz konusudur. et. tıl/til «dil», bıç-/biç- (biçmek), bun/mun «sıkıntı, keder», tt. balta, kary. bolta, et. eşit-/tt. işit-; tt. bebe/ az. böbe, tt. güzel/ az. gözel vb. bk. değişken şekil.
- Gramer alanında kullanılır.
- Değişken şekillik.
- Biçimbirimsel değişke.
- Alomorf (dilbilgisi terimi).
- Biçimbirimcik.
Allomorph ingilizcede ne demek, Allomorph nerede nasıl kullanılır?
Allomorphism : Kimyasal yapıda değişim olmadan billurlu şekil değişikliği (kimya). Allomorfizm. Alomorfizm.
Allomorphous : Allomorfik. Allomorfık. Allomorf.
Allomeric : Eşörütlü değişebilen. Allomer.
Allomerism : Eşörütlü değişim. Kimyasal yapıdaki değişim. Allomerizm. Allomerik.
Allomerous : Eşörütlü değişebilen.
Gallomania : Fransız olan her şeye karşı olan aşırı derecede hayranlık.
Allometric : Allometrik. Göreli büyümenin bilimsel araştırmasıyla ilgili. Tüm vücutla ilgili bir parçanın oransal büyümesiyle ilgili. Alometrik.
Gallomaniac : Fransız hayranı.
Allometry : Allometri.
İngilizce Allomorph Türkçe anlamı, Allomorph eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Allomorph ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Action noun : Bir durumu, bir oluş ve kılışı ad olarak anlatan ve fiillerden -mak, -ma, -ış / -uş, -ıcı / -ucu vb. eklerle kurulan ad: oku-mak, oku-ma, oku-y-uş, yaz-mak, yaz-ma, yaz-ış, bak-ıcı, gel-ici, gid-ici vb. örnekler: sükut, onları düşünür; acımak onlara ağlar (a. n. asya, kubbeler: bulutlar, s. 14). bu beklenmeyen bitişiyle çocuk için tabii bir şey olan masal uydurma bu küçük yazıda bütün bir kompozisyon oluyor (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 417). kitaptan korkmak, insan düşüncesinden korkmak, insanı kabul etmemektir (a. h. tanpınar, göst. e., s. 58). pervin kitabını iki avucu arasında asabi bir kavrayışla sıkarak salondan çıktı (p. safa, şimşek, s. 45). bu kuvvet kuruntusunun kendini kuvvetli sanışın sadece o delikanlılık yaşlarına has bir aldanış olduğunu kabul etmek istemiyordu (t. buğra, yalnızlar, s. 46). bütün bu girişlerin, dolandırmaların ne için olduğunu şimdi hepsi de anlamıştı (t. buğra, göst. e., s. 211). Kılış adı.
Accent intensive : Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb. Pekiştirme vurgusu.
Compound : Bileşik. Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birkaç elementden yapılmış madde. Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek). Birleşik. Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü. Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek.
Ablaut : Ses değişimi. Ünlü atlaması. Ünlü almaşması. Eklerle genişletilen bir kelimedeki ünlülerin, ünlü uyumu kurallarına bağlı olarak kendilerini ilk hecedeki ünlüye göre ayarlayıp ince sıradan kalın, kalın sıradan ince sıraya yahut da düz ünlüden yuvarlak, yuvarlak ünlüden düz ünlüye geçmeleri olayı: karşılaştırılmalıydı, okutturacağımızdan, gelebilecek miydiniz?, önümüzdekilerden, korkusuzluğundan vb. ayrıca bk. ünlü uyumu.
Accusative : İsmin -i halindeki sözcük. İsmin -i halindeki. İsmin -i hali. Akuzatif. Belirtme durumu. İsmin -i haline ait. Geçişli fiil taşıyan bir cümlede fiilin doğrudan doğruya etkilediği yani fiildeki işlevin etki bakımından üzerine yüklendiği adın içinde bulunduğu durum. türkçede bu durum ya eksiz yahut da yalın veya iyelik ekleriyle genişletilmiş adlardan sonra gelen +(y)ı/+(y)u eki ile karşılanır: iş bulmak, görüş bildirmek, yol sormak, ağaçlar+ı budamak, yaka+yı kurtarmak, okul+u bitirmek, istedik+im+i getirdi; yazdıklarınız+ı okudum, görünüş+ü koruyunuz gibi. ancak, bu ek üçüncü şahıs teklik ve çokluk iyelik eklerinden sonra araya bir zamir nsi alarak +nı/+nu biçimine girer; arkadaşımın yeni ev+i+ni gezdim. artık yuva+sı+nı kurmaya çalışıyor; bildik+leri+ni anlattı, yorulduğ+u+nu görmedim vb. İsmin i hali. Yükleme durumu.
Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı.
Accentuation : Belirtme. Önemle belirtme. Vurgu. Harekeleme. Vurgulama. Vurgu işaretleri koyma. Ahenk vurgusu. Oyun düzeninde tasarımın bir öğesi. bir uygulamada çeşitli yöntemlerle kişiler, yığınlar, eşyalar ve simgeler vurgulanır. yönetmenin önemli işlerinden biri seyircinin en çok gözüne çarpması gereken şeyi seçmesidir. vurgu, gövde görünüşleri, değişik alanlar, ilişkiler, karşıtlıklar, yükseltiler vb. ile sağlanır. sahne konuşmasında bir tümceyi, belli bir durum içindeki anlamını doğru vererek söylemek için uygun sözcükleri yoğunlaştırmakta kullanılan ses vurgusu. Ahenk durağı ile birbirinden ayrılmış kelime öbeklerinde, çok kez vurgulu hece üzerine düşen ve anlamı güçlendirmek üzere onun şiddetini artıran vurgu: ey türk gençliği/ birinci vazifen/ türk istiklalini/ türk cumhuriyetini/ ilelebet muhafaza/ ve müdafaa etmektir./ mevcudiyetinin/ ve istikbalinin/ yegane temeli/ budur./ bu temel/ senin/ en kıymetli hazinendir. (m.k. atatürk, nutuk, s. 607). || dur yolcu/ bilmeden gelip bastığın || bu toprak/ bir devrin/ battığı yerdir. || eğil de kulak ver/ bu sessiz yığın || bir vatan kalbinin/ attığı yerdir. (n.h. onan, çakıl taşları, ant., s. 921) vb. Vurgu işaretlerini koyma.
Active voice : Etken çatı. Aktif çatı. Yüklemin belirttiği işin özne tarafından doğrudan doğruya yapıldığını gösteren eksiz fiil çatısı, yalın çatı: ak-, belir-, biç-, eski-, duy-, kurtul-, kısal-, sabahla- vb. fiiller özneleri ve çekimli durumları ile birer etken çatı oluştururlar: arka sokaktaki dere bu yıl hiç kurumadı, hep aktı. hava (özne) karardı ve akşam oldu. kayıkçılar, (özne) kayığı kıyıya çektiler. şiddetli rüzgar (özne) ağacın dallarını kırdı. ömrümüz boyunca emek sarfettiniz. bir aralık böyle uyurken müthiş bir gürültü ile uyandım (özne: ben, h.z. uşaklıgil, kırk yıl ı, s. 41). o (özne) hızlı yürüdü, ben (özne) kaçtım (p. safa, şimşek, s. 23). büyük bakan (özne) esrarlı şeyleri çok severdi (göst.e., s. 23) vb. karşıtı edilgen çatıdır. Aktif ses. Düz çatı.
Action verb : Cümlede yüklemin gösterdiği işin yapma niteliği taşıdığını, yapanın dışında bir nesneye yöneldiğini gösteren fiil: al-, bil-, getir-, derle-, düşün-, kaz-, yaz-, taşı- vb. Eylem fiili. (gramer) eylem veya hareket belirten yüklemin merkezi olan kelime. Hareket veya eylem fiili. Kılış fiili.
Abstract noun : Soyut isim. Varlığı düşünce yoluyla kabul edilen ve söylendiğinde, zihinde belli bir görüntü veya tasavvur uyandırmayan kavramın adı: soy, ün, düz, korku, söz, bilgi, gönül, kötülük, güzellik, doğruluk vb. karşıtı somut addır. Soyut ad. Oyut ad. Soyut fikir veya kavram temsil eden isim (örneğin, bağımsızlık, öfke, aşk).
Allomorph synonyms : morphophoneme, accidence, active verb, adams apple, chemical compound, accent of group, morpheme, adjektive, adjectival construction, ablative.
Allomorph ingilizce tanımı, definition of Allomorph
Allomorph kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Or the substance having such forms. As, carbonate of lime occurs in the allomorphs calcite and aragonite. Any one of two or more distinct crystalline forms of the same substance.

Bu kısımda Allomorph kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Allomorph ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Allomorph anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Allomorph ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.