Compound türkçesi Compound nedir

  • Belirli öğeciksel yapıda, hep eş türde özdeciklerden oluşan kimyasal özdek.
  • Birleşik.
  • Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya alanlarında kullanılır.
  • Kimyasal tepkimeler sonucu iki ya da daha çok öğeden oluşan ve bunlardan bağımsız fiziksel, kimyasal nitelikler gösteren özdek.
  • Bileşik.
  • Bir bileşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bileştirme sürecinin ürünü.
  • Çeşitli öğelerin belirli oranlarda birleşmesiyle oluşmuş (özdek).
  • Birkaç elementden yapılmış madde.

Compound ile ilgili cümleler

English: A compound word consist of two smaller words.
Turkish: Bir bileşik kelime iki küçük kelimeden oluşur.

English: Bus ticket, handbag, and children's playground are examples of compound nouns.
Turkish: Otobüs bileti, çanta, çocuk oyun alanı bileşik isimlere örnektir.

English: All life is based on chemistry and all living things are composed of chemical compounds.
Turkish: Tüm yaşam kimyaya dayalıdır ve yaşayan her şey kimyasal bileşiklerden oluşur.

English: An application of a qualifier precludes non-partaking instances from the compound meaning of a term.
Turkish: Bir terimin birleşik anlamından dolayı, bir niteleyicinin kullanımı benzemeyen örnekleri engeller.

English: Ammonium carbonate is an organic compound.
Turkish: Amonyum karbonat, organik bir bileşiktir.

 

Compound ingilizcede ne demek, Compound nerede nasıl kullanılır?

Compound adjective : Birleşik sıfat. Birden çok kelimenin kendi anlamlarını koruyarak veya değiştirerek tek bir anlam oluşturacak biçimde bir araya gelmesiyle oluşan sıfat: boşboğaz (kadın), ağırbaşlı (davranış), kalın kafalı (koca), tezcanlı (adam), birtakım (işler), birçok (kimse), cingöz (çocuk), başıboş (hayvan) eli açık (kimse), beyaz tenli (kız), güler yüzlü (genç), cana yakın (çocuk) vb. Bileşik sıfat. Sıfat tamlaması. (gramer) iki bölümden oluşan ve genellikle tire ile yazılan sıfat (örneğin : never-ending, worn-out).

Compound arch : Bileşik kiriş. Bileşik kemer. Kompoze kiriş.

Compound attacks : Kılıçoyunu vuruşma ve yarışmalarında, birden çok eylemi kapsayan saldırılar (bir-iki, kesme-sıyırma, ikileme.... gi-bi). Bileşik saldırılar.

Compound beam : Bileşik kiriş.

Compound by : Artmak.

Compound demand : Çeşitli amaçlarla kullanılabilen bir mal ya da hizmete ilişkin istek. Ortak istek.

Compound connected transistor : Bileşik bağlantılı transistor. Bileşik bağlantılı transistör.

Compound discount : Birleşik iskonto. Bileşik ıskonto. Bileşik faizle hesaplanan peşin değer. Bileşik indirim. Birleşik indirim. Bileşik ürem uygulanan bir toplamın belli bir süre sonunda ulaşacağı nicelikle bugünkü değeri arasındaki fark.

Compound curve : Birleştirilmiş kurb. Mürekkep eğri. Sepetkulpu eğrisi.

Compound document creation : Bileşik belge yaratma.

İngilizce Compound Türkçe anlamı, Compound eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Compound ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Collaborative : Ortaklaşa. İşbirlikçi. Müşterek. Yardımcı. Ortak çalışmaya dayalı.

Fan : Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Yelpaze. Körük. Hasta. Tahıl savurmak. Kirli havayı dışarı emen ya da temiz hava veren aygıt. Sinema delisi. Vantilatör. Yelvuran. Pervane (gemi).

Confederated : Konfedere. Birleşmek. Bağlaşık. İttifak etmek. Birleştirmek. İttifak ettirmek.

Screw up : Altüst etmek. Sıçıp batırmak. Bok etmek. İçine etmek. Yükseltmek (fiyat). Buruşturmak. Berbat etmek. Sikmek. Bozmak. Artırmak.

Hot up : Kuvvetlendirmek. Tahrik olmak. Daha sağlam olmasını sağlamak. Heyecanlandırmak. Isıtmak. Heyecanlanmak. Yoğunlaşmak. Isınmak. Hareketlenmek. Kızışmak.

Totalize : Toplamak. Özetlemek. Toplamını bulmak. Toplamını yapmak.

Conflate : Bir araya getirmek. Bir noktada bağlamak. Birleşik (iki metnin bir taneye). Bir araya gelen. Birleşik (iki yazı vb). Birleşmiş.

Conflated : Birleşik (iki yazı vb). Bir noktada bağlamak. Birleşmiş. Bir araya getirmek.

Mix : Karışmak. Zincirlemek. Kaynaşmak. Uyuşmak. Karıştırmak. Birleşim. Sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Miks. Katmak. Zincirleme eylemi.

Increase : Artış. Artışa geçmek. Arttırmak. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Üremek. Eder artırımı. Çoğaltmak. Zam yapmak. Artırmak. Çoğalmak.

Compound synonyms : totalise, enhance, combined, intensify, adjunctive, composite, interconnected, combinedfilm, heat up, raise, synthesise, coalesced, at one, amplify, sharpen, heighten, associated, combine, assoc, compounds, combinate, married, deepen, confecting, allied, synthesize, confects, confederate, conflates, recombine, add, confect.

Compound zıt anlamlı kelimeler, Compound kelime anlamı

Decrease : Eksilme. Eksiltme. Düşmek. Azalma. Azalmak. Düşüş. İnmek. Azaltmak. Küçültmek. Küçülmek.

Take away : Alıp götürmek. Uzaklaştırmak. Çalmak. Elinden almak (bir hakkı). Almak. Dışarıya çıkarmak. Kaldırmak. Paket yaptırıp götürmek. Ortadan kaldırmak. Çekmek (desteği).

Analyze : Analiz yapmak. Tahlil yapmak. Çözümlemek. İncelemek. Psikanaliz tedavisi uygulamak. Tahlil etmek. Analiz etmek. Çözümleme. Araştırmak.

Compound ingilizce tanımı, definition of Compound

Compound kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To form or make by combining different elements, ingredients, or parts. As, to compound a medicine. Usually followed by with before the person participating, and for before the thing compounded or the consideration. To agree. That which is compounded or formed by the union or mixture of elements ingredients, or parts. A compound word. In the East Indies, an inclosure containing a house, outbuildings, etc. Composed of two or more elements, ingredients, parts. As, a compound word. Produced by the union of several ingredients, parts, or things. To effect a composition. To settle by a compromise. To come to terms of agreement. The result of composition. Composite. A combination of simples.