Anthophore türkçesi Anthophore nedir
- Kaliks ve korolla arasında reseptakulumun uzaması.
- Biyoloji alanında kullanılır.
- Antofor.
Anthophore ingilizcede ne demek, Anthophore nerede nasıl kullanılır?
Anthophilous : Çiçeklerde büyümek. Bitkilerle veya çiçeklerle beslenen. (haşarat ile ilgili) çiçekler ile beslenmek. Çiçekleri çok seven kimse. Çiçek düşkünü. Çiçeklerle beslenen. Çiçeklerde yaşamak.
Anthophyllite : Antofilit.
Anthophytes : Tohumlu bitkiler. Döllenmiş yumurta hücresinin gelişerek tohum meydana getirdiği bitkiler. fanerogamlar.
Xanthophyl : Ksantofil.
Xanthophyll : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ksantofil. Bitkilerde bulunan sarı pigment. Bitkilerde, plastidler tarafından sentezlenen, klorofille birlikte fotosentezde görevli, sarı renk maddesi. Karoten gibi. Karotene özgü. Sarı veya kahverengi bir karotenoit pigment grubu. Geniş yayılımlı sarı ya da kahverengi bir karotenoit pigment grubu; karotenlerin oksijenli türevleri. lütein, neoksantin, kriptoksantin, violaksantin bu gruba girer.
Xanthopsia : Sarımtırak görüş. Sarı renkte görme hali. Ksantopsi.
Acanthopterygiants : Dikenli yüzgeçliler. Balıklar (pisces) sınıfının, tükel ağızlılar (teleostomi) alt sınıfının, kemikli balıklar (teleostei) takımının, yüzme keselerinin ağzı kapalı, sırt ve anüs yüzgeç ışınları dikenleşmiş bir alt takımı. barbunyagiller (mullidae), izmaritgiller (sparidae), kaya balığıgiller (gobiidae), kılıç balığıgiller (xiphiidae), kırlangıç balığıgiller (triglidae), levrekgiller (percidae), uskumrugiller (scombridae) iyi bilinen familyalardır.
Acanthopterygian : Acanthoptherygi familyasına bağlı olan bir balık türü. Acanthoptherygi superordosuna bağlı bulunan balık türleri.
Acanthopterygii : Dikenli-yüzgeçliler.
Canthoplasty : Kantoplasti. Entropiumu sağaltmak için gözün lateral açısından ok biçiminde bir deri parçasının çıkarılması ve dikiş uygulanması.
İngilizce Anthophore Türkçe anlamı, Anthophore eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Anthophore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.
A cells : Alfa hücreleri. Pankreasın langerhans adacıklarında glukagon salgılayan, içlerinde özel boyalarla boyanan, fevkalade parlak, alkolde çözünmeyen, kırmızı renkli granüller bulunan, az sayıdaki hücre. a hücreleri. hipofiz bezinin ön lobunda (pars distalis) yer alan, içlerinde asidofil granüller taşıyan, boyayı emen, büyüme hormonunu salgılayan bez hücreleri. asidofil hücreler. 3.mayalarda eşeyli üreme sırasında a hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre. A hücresi.
Aardvark : Yer domuzu. Karınca yiyen. Damarlı dişliler (tubulidentata) takımının, yer domuzugiller (orycteropodidae) familyasından, 100 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, afrika'da kazdığı inlerde yaşayan bir tür. Yerdomuzu. Borudişli.
Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.
Abiotic factor : Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen iklim faktörleri, toprağın özellikleri, suyun kimyasal yapısı gibi faktörler. Abiyotik faktör. Canlı varlıkların hayatlarını önemli derecede etkileyen, iklim faktörleri, toprağın özellikleri ve suyun kimyasal yapısı gibi faktörler.
A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.
Abiotic environment : Abiyotik çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim, inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi. Abiyotik ortam. Cansız çevre. Organizmanın topografi, jeoloji, iklim ve inorganik besin maddeleri gibi biyolojik olmayan faktörlerden oluşan çevresi.
Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.
Abramis zone : Akarsuların durgun akan bölgeleri. Abramis zonu. Akarsuların durgun akan ve abramis türlerinin baskın olduğu bölgesi.
Aardwolf : Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan. Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür.
Anthophore synonyms : abambulacral area, a chromosome, acacia, abo blood groups system, aardvarks, a cell.
Anthophore ingilizce tanımı, definition of Anthophore
Anthophore kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The stipe when developed into an internode between calyx and corolla, as in the Pink family.

Bu kısımda Anthophore kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Anthophore ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Anthophore anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Anthophore ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.