Anticoagulants türkçesi Anticoagulants nedir

  • Pıhtıönler.
  • Koagülasyonu önleyen madde (tıp veya medikal terimi).
  • Pıhtılaşmayı önleyen madde.
  • Antikoagülanlar.
  • Antikoagulanlar.

Anticoagulants ingilizcede ne demek, Anticoagulants nerede nasıl kullanılır?

Anticoagulant : Kanın pıhtılaşmasını engelleyen herhangi bir madde, antikoagülan. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen herhangi bir madde. örnek: heparin, hirudin. Kanın pıhtılaşmasını önleyen veya geciktiren madde. Pıhtıönler. Pıhtılaşma önleyici. Pıhtıçözer. Kan sulandırıcı. Pıhtılaşmayı önleyici. Koagülasyonu önleyen madde (tıp veya medikal terimi). Antikoagulant.

Oral anticoagulans : Oral antikoagülanlar. Karaciğerde yapılan pıhtılaşma faktörlerinin üretimini bozarak dolaylı yoldan pıhtılaşma engelleyici etkiye neden olan ve ağız yoluyla kullanılan ilaçlar.

Anticoagulation : Kan pıhtılaşmasını yavaşlatmak için pıhtı önleyici ilaç verme. Antikoagülasyon. Trombozu durdurmak için pıhtıönler kullanımı. Pıhtılaşmanın önlenmesi, antikoagülan tedavi. Pıhtıönleme. (tıp veya medikal terimi) pıhtı önleme. Pıhtı önleme.

Anticoagulative : Koagülasyonu önleyen (tıp veya medikal terimi). Pıhtılaşmayı önleyen. Pıhtıönler.

Anticoagulin : (tıp veya medikal terimi) kan pıhtılaşmasına muhalif olan madde. Antikoagulin.

 

İngilizce Anticoagulants Türkçe anlamı, Anticoagulants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Anticoagulants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dicumarol : Dicoumarin. Dikumarin.

Anticoagulant : Pıhtı önleyici. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen herhangi bir madde, antikoagülan. Kanın pıhtılaşmasını önleyen veya geciktiren madde. Pıhtıçözer. Kanın pıhtılaşmasını engelleyen herhangi bir madde. örnek: heparin, hirudin. Pıhtı önler. Antikoagülant. Antikoagülan. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Dicoumarol : Dikumarol. Ağız yoluyla etkili olan bir tür antikoagülan. Dikumarin.

Medicament : İlaç. Tedavide kullanılan kimyasal maddeler, ilaç. Medikament.

Medicine : Büyü. Deva. Tıp. Çekmek. İlaç vermek. Doktorluk. İlaç. Hekimlik. Sihirbazlık. Afsun.

Warfarin : Pıhtılaşma faktörlerinin salgılanmasını baskılayan kumarinden elde edilen kristal özellikte kimyasal madde. tromboembolizmin tedavisi amacıyla geliştirilmiş olsa da yüksek dozlarda fare zehri olarak kullanılır. k vitamini için özel panzehirdir. Varfarin. Kemirgenleri öldürmek için kullanılan şeffaf bir madde.

Medication : İlaç verme. İlaçla tedavi. Medikasyon. İlaç. İlaç kullanma. İlaç tedavisi. İyileştirme.

Heparin : Heparın. Yapıca, asidik mukopolisakkarit nitelikteki glikozaminoglikan zincirlerinin bir karışımı olan, fizyolojik olarak masthücreleriile kandaki bazofiller tarafından salınan ve sığır akciğeri ve domuz ince bağırsağından saflaştırılarak elde edilen, kanda normalde etkisiz bir biçimde bulunan antirombin 3 adlı bileşiği etkinleştirmesi sonucunda tüm pıhtılaşma faktörlerinin baskılanmasına bağlı olarak pıhtılaşmanın önlenmesini sağlayan, sindirim kanalından emilmediği için sadece parenteral yolla kullanılan sülfatlanmış glikozaminoglikan yapısında bir bileşik. Heparin. Belli vücut dokularında ve organlarda bulunan ve topaklanma önleyici olarak kullanılan polisakkarit asit. Kan pıhtılaşmasını önleyen, tromboz hallerinin tedavisinde kullanılan ve özellikle karaciğerde bol miktarda bulunan doğal bir madde.

 

Anticoagulative : Pıhtılaşmayı önleyen. Koagülasyonu önleyen (tıp veya medikal terimi).

Anticoagulants synonyms : anticoagulant medication, medicinal drug, liquaemin, lipo hepin, decoagulant, coumadin.