Apostrophe türkçesi Apostrophe nedir

  • Tepeden virgül.
  • Bilgisayar, gramer alanlarında kullanılır.
  • Kesme imi.
  • Kesme işareti.
  • Kesme.
  • Apostrof.
  • Başkası için söylenen söz.
  • Özel adlara, gerçek kısaltmalara, sayılara getirilen çekim eklerini ayırmak, iki kelimenin birleşmesiyle ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek, bir harf veya ekten sonra gelen ekleri veya alıntı kelimelerde hecelerin kesilerek okunacağını göstermek üzere kullanılan işaret, (-’)işareti: || akçakoca’dan antalya’ya, ali’den kardeşine, ikinci dünya savaşı’ndan önce, at’den, abd’den, 5 temmuz 1922’de, tbmm’nin açılışı 23 nisan 1920’dir, k’den g’ye b’den v’ye dönüşme olayı, n’ettin? n’oldu? n’apalım! te’lif, mel'un, meş’um, mes’ul vb. bk. ve krş. ayırıcı işaret.

Apostrophe ingilizcede ne demek, Apostrophe nerede nasıl kullanılır?

Apostrophe deficit disorder : Add. Apostrof kullanamama durumu. Apostrof açığı bozukluğu.

Apostrophes : Tepeden virgül. Kesme. Kesme işareti. Kesme imi. Apostrof. Başkası için söylenen söz.

Apostrophic : Olmayan kişiye hitap ile ilgili. Orada bulunmayan adı geçen kişiye veya merhuma hitap etme ile ilgili.

Apostrophise : Apostrof eklemek. Duraklamak ve seslenmek (orada bulunmayan veya hayali kişi, şey, vs.). Apostrof kullanmak. Apostrophize. Apostrof koymak.

 

Apostrophised : Apostrophize. Apostrof kullanmak. Duraklamak ve seslenmek (orada bulunmayan veya hayali kişi, şey, vs.). Apostrof eklemek. Apostrof koymak.

Apostrophized : Başkası için söz söylemek. Apostrof koymak.

Apostrophizes : Apostrof koymak. Başkası için söz söylemek.

Apostrophizing : Apostrof koymak. Başkası için söz söylemek.

Apostrophize : Apostrof koymak. Başkası için söz söylemek. Bir söylevde hazır bulunmayan bir şahsa hitap etme.

İngilizce Apostrophe Türkçe anlamı, Apostrophe eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Apostrophe ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Curtailments : Azaltma. Kısma. Kısaltma. Kısa kesme. İndirme. Kısıntı.

Punctuation : Noktalama. Bir filmin çekim, görünçlük, ayrım, bölüm gibi çeşitli bölünmelerini birbirinden ayırmada kullanılan yöntemlerin tümü. (bunların başlıcaları kesme, zincirleme, kararma-açılma, silinme, silinmeli kararma ve açılma, noktalı kararma ve açılma, yıldırım geçişidir). Noktalama işaretleri. Lafa karışma. Yazıda okumayı kolaylaştırmak için birtakım işaretlerin kullanılması: nokta (.), virgül (,), noktalı virgül (;), iki nokta (:), ünlem işareti (!), soru işareti (?), üç nokta (…), düzeltme işareti (^), tırnak («»), ayraç () gibi. Çekitleme. Bilgisayar, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sözünü kesme. Noktalama işareti.

Crossing : Geçiş. Deniz yolculuğu. Üzerinden geçme. Kesit. Yol kesişmesi. Yaya geçidi. Kavşak. Geçit. Kesişme.

Curtailment : Azaltma. Kısma. İndirme. Kısıntı. Kısa kesme. Kısaltma.

Cutback : Katbek. Eksiltme. Düşüş. Hikayede geriye dönüş. Azaltma. Kesinti. İndirim.

 

Abscissions : Absisyon. Ani son. Fasıla. Ara. Kesilme. Yaprak ve meyve dökülmesi.

Blanking : Tarayıcı demetin satır başı ya da resim başı yapması sırasında, istenmeyen imlerin ortaya çıkmasını önlemek ve eşleme imleri gibi belirli biçimdeki imleri göndermek için resim bilgisine verilen ara. Sayıyı önlemek (spor terimi). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tıkama. Taslaklama delme. Silmek. Boşluk. Karartma. Kalıpla kesme.

Abscission : Yaprak ve meyve dökülmesi. Fasıla. Kesilme. Ara. Ani son. Absisyon.

Cut over : Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme. Kesmek.

Apostrophe synonyms : rhetorical device, apostrophes, cutbacks, cropping, punctuation mark, break, chopping, butchering, coupe.

Apostrophe ingilizce tanımı, definition of Apostrophe

Apostrophe kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, Milton`s apostrophe to Light at the beginning of the third book of "Paradise Lost.". A figure of speech by which the orator or writer suddenly breaks off from the previous method of his discourse, and addresses, in the second person, some person or thing, absent or present.