Kesme nedir, Kesme ne demek

  • Kesmek işi.
  • Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat.
  • Kesme işareti.
  • Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
  • Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi.
  • İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum.
  • Kesin, değişmez, maktu.
  • Lokum.
  • Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia).
  • Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan.

"Kesme" ile ilgili cümle

  • "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." - R. H. Karay
  • "Kesme fiyat."
  • "Bir dönem, içkiyi haftalarca tamamen kesmeyi başardığım için, ondan sonra içtiğim her kadeh, bir adım gerilemek demekti." - E. Şafak

Yerel Türkçe anlamı:

Domuz, ayı, kurt avında kullanılan kurşun parçaları.

Bir çeşit pırnal ağacı.

Kesim, bölük.

Boğaya gelen ineklerin döl tutması için dişilik organının kenarında çıkan, kesilmesi gerekli olan beze : Kesmesi olan inek durmadan boğaya gelir.

Yağı alınmış, süzme yoğurt.

Bir çeşit dikensiz keven.

Tavla ya da kâğıt oyunlarında kazanana verilen şeker, lokum ve benzeri şeyler.

 

İnce şeritler hâlinde kırpılmış hamur. || kesme aşi/çorbasi: bu hamurlardan yapılmış olan çorba

Alındaki saçlar, kâkül.

Boyunduruğa takılan ağaç.

Cam, billur.

Kışın bayvana yedirmek için kesilen katran ağacının dalı.

Yaprakları dikensiz, pırnala benzeyen bir çeşit ağaç.

Kaba, yumuşak taş.

Kışın yaprağını dökmeyen, boyu 4-5 metre olan bir ağaç

Kerpiç.

Pestil.

Kumlu, sert toprak.

Kesme, pestil bulamacından yapılmış olan tatlı

Pekmez ve nişastadan yapılmış olan bir çeşit yiyecek.

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Klasik balede küçük ara adımı.

Matematik terimi olarak kelime anlamı:

İki doğru parçası ve bir eğri yayıyla sınırlanan düzlemsel yüzey.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Televizyonda aynı sonucun, bir alıcıdan öbürüne geçme yoluyla sağlanması.

Alıcı yönetmenine, ses yönetmenine "kes!" komutu vererek çevirimi sona erdirme.

Bir oluğun çıkışını birdenbire sona erdirme.

İki çekimin kurguda birbirini izlemesinden doğan durum.

Tarım alanında kullanılan kelime anlamı:

perçem, kâkül

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Doğrama.

Emdirme materyali içerisinde yerleştirilip blok durumuna getirilen örneklerden mikrotomda usulüne uygun kesitler alınması.

Diğer sözlük anlamları:

Temrenli büyük ok

Bel şeklindeki ok temreni, yassı temren.

Eskiden, savaşlarda ata giydirilen bir çeşit zırh.

Bilimsel terim anlamı:

Çatma durumunda ya da karşı yarışmacının bir çelgi alması sırasında, karşı savutun ucundan bir kesiş devinimi yaparcasına savut ucunu bir öteki doğrultuya geçirme.

 

Metalleri, kesiciler kullanarak parçalara ayırma işlemi.

radyo. Çok sayıda çevrimin ortak dirençleri nedeniyle oluşan yeni bağlantıların etkisini gidermeye ya da azaltmaya yarayan düzen.

elektrik: İki çevrimin bağlantısını ayırma işlemi.

sinema: Bir filmin kaba kurgusuna hazırlık olarak kesilmesi işlemi.

Koşukta ya da düzeyazıda, bir tümceyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı. Ör.: Ey kimsesiz avare çocuklar... hele sizler, Hele sizler. . . . (Tevfik Fikret)

İngilizce'de Kesme ne demek? Kesme ingilizcesi nedir?:

interrupt, break, intercept, coupé, coupe, cut over, sector, shearing, cut (out), cutaway, straight cut, abrupt passage, decoupling, cutting, sectioning, chopping

Osmanlıca Kesme ne demek? Kesme Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kıta-i dâire, kâkül, kat

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Sivas ili, Gedikbaşı bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Kesme hakkında bilgiler

İş kesme, bilgi işlemede donanımsal olarak olağanüstü durumu belirtmek için gönderilen asenkron sinyal veya yazılımda işletimde değişiklik olacağını göstermek için ihtiyaç duyulan senkronize olaydır.

Donanımsal iş kesme geldiği anda işlemcinin, işletimin o andaki durumunu ilgili bağlamda saklaması sağlanır ve bunun ardından iş kesme kotarıcının işletilmesine başlanır.

Yazılımsal iş kesmeler genellikle komut kümesi içindeki bir komut gibi yürütülür. Bu komutlar donanımsal iş kesmedekine benzer şekilde ilgili bağlamın saklanıp iş kesme kotarıcısının işletilmesini sağlar.

İş kesme, genellikle çok görevli bilgisayarlarda özellikle gerçek zamanlı bilgi işlemede kullanılan bir tekniktir. Bu tekniği kullanan sistemlere iş kesme sürümlü sistemler denebilir.

Kesme ile ilgili Cümleler

  • Sarı kağıdı kesmek için o makası kullanacağım.
  • Lütfen sözümü kesme.
  • Bana bunu kesmek için ödünç bir şey ver.
  • Erik ağacını henüz kesmedim.
  • Erik ağacını kesmedim daha.
  • Tom'un onlar konuşurken insanların sözünü kesme gibi kötü bir alışkanlığı var.
  • Onların işi sebzeleri kesmek.

Kesme kısaca anlamı, tanımı:

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır.

Kesme imi : Kesme işareti.

Kesme işareti : Özel adlara, kısaltmalara ve sayılara getirilen ekleri, iki sözün birleşmesi sırasında ortaya çıkan ses düşmesini belirtmek için kullanılan noktalama işaretinin adı, kesme, kesme imi, apostrof ( ' ).

Kesme kaya : Baskı altında kalarak sertleşmiş toprak.

Kesme şeker : Küp şeker.

Kesme taş : Yola dizilmek amacıyla veya bir yapı için biçimlendirilmiş taş.

Akçakesme : Kesme.

Daire kesmesi : Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan.

Kesmece : (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan. Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz).

Kesmek : Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak. Birini yermek, kötülemek. Ara vermek. Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak. Ucunu almak. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek. Belirtmek, kararlaştırmak. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak. Bölmek, ayırmak. Hasta organı ameliyatla almak. Dibinden ayırmak. Son vermek, gidermek. Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak. Vahşice öldürmek. Uydurmak, yalan söylemek. Yazıyı, filmi kısaltmak. Düzgün parçalara ayırmak. Para basmak. Susmak. Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek. Akımı durdurmak. Geçişi önlemek. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak. Kesici bir araçla yaralamak. Azaltmak, güçleştirmek.

Kesmelik : Kesme taş çıkarılan ocak.

Afi kesmek : Birine karşı gösteriş yapmak.

Aklı kesmek : Anlamak, idrak etmek. bir şeyin olabileceğine inanmak.

Aklı kesmemek : Anlayamamak, idrak edememek. sonucu tahmin edememek.

Alakayı kesmek : İlgisi kalmamak, ayrılmak.

Alışverişi kesmek : Biriyle ilgisi kalmamak.

Altın eli bıçak kesmez : "varlıklı veya değerli kişilerin elini kimse bükemez" anlamında kullanılan bir söz. "herhangi bir işte usta olan her zorluğun üstesinden gelir" anlamında kullanılan bir söz.

Altın kesmek : Çok para kazanır olmak.

Ardını kesmek : Arkası gelmemek, önlemek, son vermek, durdurmak.

Asıp kesmek : İşbaşında bulunan bir kimse yasayı çiğneyerek sert davranmak.

Ateş kesmek : Ateşli silahlarla yapılmış olan atışa son vermek.

Ayağını kesmek : Başkasını bir yere artık uğramaz duruma getirmek. bir yere gitmez olmak, uğramamak.

Ayaklarını yerden kesmek : Bir taşıta binerek yürümekten kurtulmak.

Ayaz kesmek : Uzun süre soğukta kalıp üşümek.

Bıçak gibi kesmek : Birdenbire ve tamamen ortadan kaldırmak. çok keskin olmak.

Bıçak kınını kesmez : Kötüler yararlandıkları kimselere kötülük etmekten çekinirler.

Bilet kesmek : İşine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak. bileti koparıp alıcıya vermek, bilet satmak.

Biletini kesmek : İşine son vermek, işten uzaklaştırmak, ayırmak. ölümüne karar vermek.

Bindiği dalı kesmek : Kendisine gerekli ve yararlı olan şeyi farkında olmadan yararsız duruma getirmek, kendi eliyle yok etmek.

Bir işi başından kesmek : Yapılması istenmeyen bir işi baştan engellemek.

Bıyığını balta kesmez olmak : Kimseden korkusu olmamak.

Boğazından kesmek : Yiyip içmede çok tutumlu davranmak.

Boyun kesmek : Selam vermek için başını eğmek.

Buz kesmek : Çok üşümek.

Ceza kesmek : Görevli, para cezası yazmak.

Çiçeğe kesmek : Çiçek açmak.

Çivi kesmek : Çok üşümek.

Dilini kesmek : Susmak.

Dizginini kesmek : Üzerindeki baskıyı artırmak.

Don kesmek : Bitki soğuktan bozulmak, donmak.

Elektriği kesmek : Elektrik enerjisinin akışına engel olmak.

Elini ayağını kesmek : Uğramaz olmak. uğraşmamak, ilgilenmemek. o şeyle ilgisini kesmek.

Eşeğin kuyruğunu kalabalıkta kesme kimi uzun der kimi kısa : "kimseyi ilgilendirmeyen işleri kendi kendine karar verip yapmalısın" anlamında kullanılan bir söz.

Fatura kesmek : Satılan bir şey için fatura düzenlemek.

Gırtlağından kesmek : Herhangi bir amaç için yiyeceğinden kısıntı yapmak, boğazından kesmek, tasarruf etmek.

Göbeğini kesmek : Birini çok eskiden beri tanımak, bilmek. çocuğun göbeğiyle etene arasındaki damar örgüsünü kesmek.

Gözü kesmek : Bir işi yapabilme konusunda kendisine veya başkalarına güvenmek.

Gözü kesmemek : Beğenip seçememek. bir işi yaparken kendine veya başkalarına güvenmemek.

Haraca kesmek : Zorbalıkla para koparmak veya çıkar sağlamak.

Hararet kesmek : Susuzluğu gidermek.

Havyar kesmek : Çalışmadan vakit geçirmek, vakti boşa harcamak.

Hesabı kesmek : Alışverişi veya ilgiyi kesmek.

Hesap kesmek : İlişiğini kesmek.

İlgisini kesmek : Bir kimse veya şeyle bütün bağlarını koparmak, ilişkisi kalmamak, alakayı kesmek.

İlişiğini kesmek : Hiçbir ilgisi kalmamak, bağlantılarını koparmak.

Karpuz kesmekle hararet sönmez : "size kötülük yapmış olan bir kimseden başkasına zarar vermekle o kimseden öç almış olmazsınız".

Kavil kesmek : Sözleşmek.

Kendi göbeğini kendi kesmek : Gereksinim duyduğu yardım, başkalarınca esirgendiğinde işini kendi görmek.

Kılıç kınını kesmez : "sert ve öfkeli kişi yanındakilere zarar vermez" anlamında kullanılan bir söz.

Kısa kesmek : Sözü uzatmamak.

Kıtır kıtır kesmek : Bıçak veya kesici bir aletle acımaksızın yaralamak veya öldürmek.

Korkuya kesmek : Korkmak.

Kurban kesmek : Din buyruğunu yerine getirmek için bir hayvanı keserek etini dağıtmak.

Kurdele kesmek : Herhangi bir amaçla bağlanmış olan şeridi kesip ayırmak. tesis veya kuruluşun açılış töreninde gerilen şeridi iyi dileklerle kesmek.

Lafı kesmek : Sözü kesmek.

Lafı kısa kesmek : Söyleyeceğini kısa veya özet olarak belirtmek, az ve öz konuşmak.

Lafını kesmek : Sözünü kesmek.

Lakırtıyı kesmek : Susmak.

Memeden kesmek : Artık emzirmemek.

Merhabayı kesmek : Biriyle ilgisini kesmek.

Para kesmek : Çok para kazanmak. para basmak.

Postayı kesmek : İlgiyi kesmek. bir şeyi yapmaktan vazgeçmek.

Poz kesmek : Çalım atmak, afili görüntü vermek.

Racon kesmek : Görünüşe göre hüküm vermek. gösteriş yapmak.

Rol kesmek : Yalan, uydurma söz söylemek veya içten olmayan davranışlarda bulunmak.

Selamı sabahı kesmek : Her türlü ilişkisine son vermek.

Sesini kesmek : Söylemekteyken susmak.

Soluğunu kesmek : Bir şey çok heyecan veya korku vermek.

Söz kesmek : Genellikle evlenmek için anlaşıp kesin karar vermek.

Sözü kesmek : Konuşmasını bitirmeden susmak. başkasının konuşmasını önlemek.

Sözü kısa kesmek : Lafı kısa kesmek.

Sözünü kesmek : Biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek.

Su kesmek : Sulanmak.

Suyu baştan kesmek : İşin aslı üzerinde kesin bir şey söyleyip ayrıntılarını konuşmaya gerek duymamak.

Tırtıl kesmek : Bir şeyin yanlarını diş diş kesmek.

Ümidini kesmek : Umudunu kesmek.

Ümit kesmek : Umut kesmek.

Umudunu kesmek : Artık olacağını beklememek.

Umut kesmek : Bir şeyin artık gerçekleşemeyeceği inancına varmak, ummaz olmak. umudunu kesmek.

Yol kesmek : Issız yerlerde soygunculuk yapmak. motor vb. hızını azaltmak, devrini düşürmek. geçmesine engel olmak, durdurmak.

Yolunu kesmek : Engel olmak, engellemek.

Zar kesmek : Zarını bozmak.

Teneke : Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap. Bu sacdan yapılmış. Bu kabın aldığı miktarda olan. Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac.

Makas : Birbirine komşu iki demir yolu hattını hemen bunların uzantısındaki üçüncü hatta bağlamaya yarayan alet. Dirsek. Bir eksen çevresinde dönebilecek biçimde çapraz eklemlenmiş, birbirine bakan yüzleri keskin iki çelik lamadan oluşmuş, arasına yerleştirilen herhangi bir şeyi kesmeye yarayan araç, sındı. Çatı ve köprülerde genellikle ağaç veya çelikten yapılan, ağırlığı karşılıklı iki ayağa veya duvara aktaran çatılmış kiriş sistemi. Üst uçları birbirine bağlı, alt uçları açık olan iki direkten kurulmuş, ağırlık kaldırma düzeni. Birbirini kesen demir yolu kavşağı. Çalma, kırpma. Bazı eklem bacaklı hayvanların ön ayaklarında bulunan, savunma ve saldırmada kullanılan kıskaç. Bazı araçlarda üst üste konulmuş birkaç yassı çelikten yay. Mobilyalarda yukarıdan aşağıya doğru açılan kapakları yatay konumda tutmak amacıyla yapılmış mafsallı, kollu kapak aracı. Su topunda iki ayağın teker teker yarım daire biçiminde çevrilmesiyle yapılmış olan bir hareket.

Biçim : Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Köşeli : Köşesi veya köşeleri olan.

Değişmez : Aynen kalan, değişikliğe uğramayan.

Maktu : Kesilmiş, kesik. Kesin olarak değeri biçilmiş. Ölçü ile satılmayan, götürü.

İşaret : El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.

Bilgi : İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Bilim.

Kesin : Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu. Kesinlikle.

Kesme : Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan. Kesme işareti. Lokum. Kesmek işi. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia). Kesin, değişmez, maktu. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas.

Lokum : Dinamit lokumu. Şekerli nişasta eriyiğini pişirip hafif ağdalaştırarak yapılan, küçük küp veya dikdörtgen biçiminde kesilen şekerleme, kesme, latilokum.

Kesme açısı : Bıçak ya da testere ön yüzeyinin, işlenen gereçle yaptığı açı.

Kesme aşı : Kesilmiş hamurdan yapılan çorba.

Kesme çorbası : Kesilmiş hamurdan yapılan çorba

Kesme ev : Dağ eteklerinde oyularak meydana getirilen in, mağara

Kesme firesi : Testere ile kasilen ağaçta, talaş olarak çıkan bölüm. Kayıp gereç.

Kesme haritası : DNA kesme enzimi (restriksiyon enzimi) ile kesme yerlerini gösteren düz bir hat şeklindeki DNA dizisi. Restriksiyon haritası.

Kesme hızı : Bir aracın kesici ağzının, genellikle saniye olarak kabul edilen zaman biriminde aldığı yol.

Kesme hizmet yordamı : (KHY)

Kesme kırbacı : Bir tahtayı, kağıdı ya da buna benzer şeyleri kesip ikiye bölen sirk kırbacı.

Kesme kutusu : Dar parçaların uçlarını alıştırmak üzere 45° ya da 90° keserken yararlanılan, ağaçtan hazırlanmış düzen.

Diğer dillerde Kesme anlamı nedir?

İngilizce'de Kesme ne demek? : n. cutting, cut, stoppage, discontinuation, interception, shutoff, abscission, clip, curtailment, cutback, nip, scission, section, shearing, suppression, truncation

Fransızca'da Kesme : cessation [la], abat [le], coupe [la], section [la], secteur [le]

Almanca'da Kesme : n. Anschnitt, Behauung, Interruption, Inzision, Schnitt, Sektor

Rusça'da Kesme : n. резание (N), резка (F), разрезание (N), срез (M), отрезание (N), ампутация (F), обрезка (F), обрубание (N), прекращение (N), выключение (N), гранение (N), нарез (M), отключение (N), убой (M), выписка (F), забой (M), отчисление (N)