Aram nedir, Aram ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Fırsat, uygun zaman: Aramını bulsam babamdan para istiyeceğim.

Aralık, fasıla.

Aram ile ilgili Cümleler

  • “Geceleyin belanı arama, haydi nerden geldinse bas git oraya.”
  • Aramızda kesinlikle hiç romantik bir şey yok.
  • Arama için teşekkürler.
  • “Sizi bucak bucak arayan ölüm, nihayet izinizi bulup karşınıza dikildi mi?”
  • Aramızda herhangi bir doktor var mı?
  • Arama köpekleri kurbanın cesedinin yerini saptadı.
  • “Askere gitmemek için sıçan deliği arıyordu değil mi?”
  • “Ağzımı aradı, rahat mıydım, burada okuyacağımı aklım kesmiş miydi?”
  • “İkide birde içimizden birine çatmak için vesile arıyordu.”
  • Aramaya çalıştım ama cevap vermediler.
  • “Yaşamının boşluğundan nasıl sıkıldığını, tutunacak bir dal aradığını ama bulamadığını anlatır.”
  • “İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur.”
  • Polis ofisini aramaya geldiğinde Mustafa kuşkuyla hareket etti.
  • Cüzdanım çalındı, o yüzden polisi aramalıyım.
  • “Nereyi arayıp taradılarsa elleri hemen hemen boş döndüler.”
  • “Hepsi de yeni gelende bir kusur arıyorlar.”
  • Nasıl oldu da Mary'yi aramadım?
  • Bu onlarla benim aramdadır.
  • “Kısacası, böyle bir komşuyu mumla arasa bulamayacaktır.”
  • “Sabah, öğle, akşam gibi hani vakit saat aradıkları yok.”
  • “Yanlışını düzeltmek için bir kolayını aramaya başladı.”
  • Aramadığım için üzgünüm.
  • “O adam onları aşağıladıkça utancından kaçacak delik arayan Âşık Ali'ye acıyordu.”
  • “Yalnız kalmak için bahaneler arayan sendin.”
  • Seni aramaya gitmek üzereydim.
  • Burak Tuğba'yı birkaç kez aramaya çalıştı.
  • Hayatta kalanları bulmak için büyük bir arama vardı.
  • “Dolabını, sandığını, kitaplarını, defterlerini didik didik aradık, bulamadık.”
  • “O, atı kızdırıyor, çileden çıkarıyor diye, bütün kabahati seyisinde buluyordu.”
 

Aram hakkında bilgiler

Aram (אֲרָם veya ʾĂrām) İbranice İncil'de Tekvin 10'daki Nuh'un Oğulları Tablosu'na göre Sam'ın oğlu ve Uz'un, Hul'un, Geter'in ve Maş'ın babasıdır. Eski tarih yazıcılık kaynaklarında genellikle, Kuzey Mezopotamya ve Suriye halkı olan Aramilerin kurucu atası olarak kabul edilmektedir. en:http://en.wikipedia.org/wiki/Aram,_son_of_Shem

Aram ile ilgili Atasözü veya Deyim

açığını aramak : birinin yaptığı işte hile, yanlış veya usulsüzlük aramak.

ağzını aramak (veya yoklamak) : konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak.

arama yapmak : yakalamak veya suç belgelerini elde etmek için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında araştırma yapmak.

arayıp (veya aramak) taramak : dikkatle aramak, çok aramak.

bahane aramak : bir işi yapmamak için sebep aramak.

bela aramak : kavga çıkarmak için fırsat kollamak.

bir kolayını aramak : bir şeyi yapmak, çözmek için gerekli kolay ve kestirme yöntemi araştırmak.

bucak bucak aramak : her yerde aramak.

 

cepten aramak : bir kimseyi cep telefonundan aramak.

didik didik aramak : ayrıntılı bir biçimde aramak.

fırsat beklemek (veya aramak) : en uygun şartı, durumu veya zamanı kollamak.

girecek delik aramak : saklanmak istemek.

hakkını aramak : hakkı olduğuna inandığı şeyi elde etmeye çalışmak.

kabahati (birinde) bulmak (veya aramak) : bir kusur, suç aramak.

kaçacak delik aramak : korku ile saklanacak yer aramak.

kapı aramak : ev ziyareti yapmak istemek.

kapı kapı aramak : her yeri aramak.

kusur aramak : yanlışını, eksikliğini, elverişsizliğini aramak.

laf aramızda : “başkaları bilmesin, duymasın” anlamında kullanılan bir söz.

macera aramak : başına geleceklerden habersiz, sonu bilinmeyen, tehlikeli, heyecanlı bir işe girişmek.

maraza aramak : çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak.

mumla aramak : çok isteyerek ve özlemle aramak.

öküzün altında buzağı aramak : olmayacak sebeplerle suç ve suçlu bulma çabasında olmak.

sıçan deliği aramak : saklanacak bir yer aramak.

söz aramızda : laf aramızda.

tutunacak bir dal aramak : güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak.

vakit saat aramamak : zamana hiç aldırmamak.

vesile aramak : bir fırsatını kollamak.

yol aramak : çare bulmaya çalışmak.

Aram tanımı, anlamı

Aram aram : Zaman zaman, arasıra: Bu ağrılar aram aram gelir. Yer yer: Üzüm aram aram kararıyor

Aram sekem : Arasıra, bazan, bazı bazı, seyrek.

Aram taram : Karmakarışık.

Arama anahtarı : Bir arama yürütülürken her bir öğenin belirlenmiş bir kesimi ile karşılaştırılacak olan ve aranan öğeyi tanımlayan damga dizgisi.

Arama buyruğu : Yargıçlarca, yasalara göre izinsiz girilmesi yasaklanan yerler için, güvenlik kuvvetlerine verilen arama yetkisi.

Arama dönüşü : Bir aramanın, bir öğenin yerini bulup bunun üzerinde birtakım karşılaştırmalar yapmaktan oluşan ve başka öğeler için yinelenen bölümü.

Arama kılavuzu : Tecimevleri ve yapımcıların çalışma ve yasal oturum yerlerini ve telefon numaralarını çalışma dallarına göre abeceli sıralayarak açıklayan kılavuz.

Az aramak : Doğrusunu öğrenmeye çalışmak.

Boylam boylam aramak : Karış karış her yanı aramak.

Fibonacci araması : Kümedeki öğe sayısının bir Fibonacci sayısına eşit olduğu, değilse bu sayıdan bir yüksek Fibonacci sayısına eşit sayıldığı ve aramanın her adımında öğeler kümesinin Fibonacci dizisine göre kesimlere bölündüğü iki kesime bölmeli arama. Fibonacci dizisi her terimin önceki iki terimin toplamına eşit olduğu 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, ... dizisidir; matematikte genellikle şöyle gösterilir: xi=xi_ı + Xi_2 ; x0 = 0 ve x,=1.

Gıygaç aramak : Birine fenalık etmek için neden aramak.

Gönlünü aramak : Kalbini yoklamak, fikrini araştırmak, düşüncesini anlamak istemek.

İki kesime bölmeli arama : Bir öğeler kümesinin iki kesime bölünüp bir kesimin benimsendiği ve bu sürecin, arama bitirilinceye dek, hep benimsenen kesim üzerinde yinelenerek sürdürüldüğü bir arama.

İkili arama : Her adımında, incelenecek düzenlenmiş öğeler kümesinin iki eşit kesime bölündüğü iki kesime bölmeli arama.

Kırık aramak : Birini kötülemek amaciyle kusur ve eksik aramak.

Yeni iş arama izni : Bildirim süreleri içinde işverenin işçiye yeni bir iş bulabilmesi için iş saatleri içinde ve günde en az iki saat süre ile izin vermesi.

Yeniden arama : Bir görüşmecinin bilgi almak üzere evde ya da yerinde bulamadığı kişilerle görüşebilmek amacıyla ele geçirilemeyen örnekleri genellikle en çok üç kez olmak üzere araması.

Zincirleme arama : Her bir öğenin, aramada kendisinden sonra incelenecek öğenin yerini belirten bir gösterge içerdiği arama.

Arama : Aramak işi, taharri. Sanığın yakalanması veya suç belgelerinin elde edilmesi için bir kimsenin evinde, iş yerinde, üzerinde veya eşyasında yapılmış olan araştırma işlemi.

Arama bülteni : Güvenlik güçleri tarafından yurt içinde ve dışında, kayıp kişi veya eşyaların bulunabilmesi için yayımlanan bülten.

Arama emri : Yapılacak arama işlemi için yetkili organdan alınan buyruk.

Arama izni : Yasa dışı ilişkilerle ilgili olarak delil toplamak, zanlı veya suçlu kişileri yakalamak için mahkemece güvenlik güçlerine verilen resmî izin.

Arama kararı : Arama yapılabilmesi için hâkim tarafından verilmiş karar.

Arama motoru : Kullanıcıların, aradıkları bilgiye ulaşmalarını sağlamak için Genel Ağ üzerindeki ağ sitelerini başlıklarına, açıklamalarına, anahtar kelimelerine ve içeriklerine göre bir dizin olarak sıralayan sistem.

Arama ruhsatı : Yer altındaki maden ve petrol arama işleri için verilen izin.

Arama tarama : Polisin kuşkulu gördüğü kimseler üzerinde bıçak, silah, esrar vb. yasak şeyler araması. Denizdeki mayınları toplama veya yok etme işlemi.

Aramak : Birini veya bir şeyi bulmaya çalışmak. Önem verip istemek. Ziyarete, hatır sormaya gitmek. Bir şeyin yokluğunu duyarak geri gelmesini istemek, özlemek. Şart koşmak. Bir kişiyle görüşmek üzere telefon etmek. Araştırmak, yoklamak.

Aramice : Sami dillerinin batı lehçelerini içine alan ve milattan önceki dönemlerde kullanılmış olan ölü bir dil. Bu dille yazılmış olan.

Mayın arama tarama gemisi : Deniz içine döşenmiş mayınları bulmaya yarayan bir aygıtla donanmış gemi.

Diğer dillerde Aralıkta yönetimli dalgalanma anlamı nedir?

İngilizce'de Aralıkta yönetimli dalgalanma ne demek ? : monitoring band