Arousing türkçesi Arousing nedir
- Tahrik eden.
- Uyandıran.
- İlham veren.
- Kışkırtan.
- Canlandırıcı.
Arousing ingilizcede ne demek, Arousing nerede nasıl kullanılır?
Arousing interest : Bir soruşturu ya da görüşmede ilgi çekici başlangıç sorularıyla yaratılan ve yanıtlayıcının araştırma amaçlarını benimseme, soruları yanıtlama yükünü üstlenmesini kolaylaştırıcı durum. İlgi doğurma.
Arousing suspicion : Kuşku uyandıran. Herkesin ondan şüphe etmesine neden olan.
Carousing : Alem yapan. Kafayı çekmek. İçki alemi yapmak. İçki içmek.
Parousia : Hz. isa'nın ikinci gelişi. İkinci geliş. (hristiyanlık) yaşayanları ve ölüleri yargılamak için hz. isa'nın yeryüzüne yeniden dönüşü.
Arousal : Uyarma. Uyandırma. Canlandırma. Heyecan. Uyarılma.
Arouse suspicions : Kuşku uyandırdı. Kuşku uyandırmak. Şüphe yaratmak. Herkesin ondan şüphe etmesine neden oldu.
Arouse hatred : Nefret uyandırmak.
Aroused suspicion : Kuşku uyandırdı. Herkesin ondan şüphe etmesine neden oldu.
Arouse interest : İlgi uyandırmak. Alaka uyandırmak. İlgisini çekmek. Dikkatini çekmek. Merak uyandırmak. İlgi çekmek. İlgi toplamak.
Aroused his curiosity : İlgisini uyandırdı. Meraklılığını uyandırdı. Merakını uyandırdı. Onu meraklı hale getirdi.
İngilizce Arousing Türkçe anlamı, Arousing eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Arousing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Population : Var olan şeylerin insan zekasıyle kavranabilen bütünü ve özellikle gök varlıklarının tümü. sayılama bakımından gözlenebilir durumda olan ve birtakım ortak özellikler taşıyan birey ya da nesnelerden oluşan kümeye verilen ad. Belli bir ülkede yaşayan, aralarında belirli toplumsal-ekonomik ilişkiler bulunan insanların tümü. Belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk, toplum, evren, ana yığın, popülasyon. Sekene. Kitle. Evren. Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk. İstatistikte, belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk. Kütle. Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı.
People : Bir kimsenin yakınları. Kalabalık. Aile. Belli bir ülkede yaşayan, kan birliği taşıyan, aynı dili konuşan, benzer yaşama alışkanlıklarını sürdüren, ortak bir tarihi olan insanların oluşturdukları büyük birlik (halk terimi aynı zamanda; birbirlerinden dil ve köken bakımından ayrı olan, ama ortak bir devlet yönetimiyle birleşmiş bulunan ahali için de kullanılır. daha geniş anlamda, bir ulusun belli bir çevresi içinde yaşayan bölümü de bu terimle karşılanır: anadolu halkı gibi). Kodak üyeleri. İnsanlar. Kişi. Kimse. İnsan yerleştirmek. Milletler.
Urger : Dürtüleyen. Motive eden. Sevk eden. Dolduruşa getiren. Teşvikçi. Sevkçi. Kışkırtıcı. Dolduruşçu. Teşvik eden.
Urgers : Dolduruşa getiren. Sevk eden. Teşvikçi. Sevkçi. Motive eden. Teşvik eden. Dolduruşçu. Dürtüleyen. Kışkırtıcı.
System : Kaide. Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu. Sistem. Kendine özgü bir düzen ve sırası olan topluluk. gezegenler dizgesi,'samanyolu dizgesi, gözerimi konsayıları dizgesi gibi. Dizge. Yöntem. Usul. Yapı. Düzen. Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup. yol, yöntem.
Hounder : Rahatsız eden. Tahrik eden kimse. Rahatsızlık veren.
Human beings : İnsanoğlu. İnsanlar. Memeliler (mammalia) sınıfının, insansılar (anthropoidea) alt takımından, az tüylü olup iki ayakları üzerinde yürüyen, pek çok ırkları olan, mevcut canlıların içinde en akıllı olan türe sahip bir familya. İnsangiller.
Human race : İnsan ırkı. İnsan cinsi. İnsanoğlu. Ademoğlu. İnsanlar.
Condominium : Birkaç devletin egemenliği ile yönetilen ülke. Kat iyeliği. Kat hakkı. (kat mülkiyeti niteliğindeki) apartman dairesi. Kat mülkiyeti. Müşterek hakimiyet. İştirak halinde maliklerin mülkün tamamına tesirli mülkiyet hakkı. Ülke üzerindeki birkaç devletin egemenliği. Birkaç kişinin ya da ailenin, bir yapının belli bölümlerinin ayrı ayrı, yapı yerbölümünün ve ortak kullanım yerlerinin ortaklaşa iyesi olmaları. Kondominyum.
Evokers : Hissettiren. Ölülerin ruhunu çağıran kimse. Akla getiren. Ruh çağırıcı. Medyum. Ölülerin ruhlarının çağırılmasına neden olan kimse.
Arousing synonyms : living quarters, biotic community, ethnos, biological group, manufactured home, tract housing, living accommodations, lanthanoid, rare earth element, lanthanon, abstract entity, pied a terre, structure, agitators, elicitors, abstraction, arousers, electron shell, assemblage, seductive, hospice, actinide, association, animaters, hostel, hoi polloi, awakenings, domicile, circuit, exhilarant, rouser, inspiring, arouser.
Arousing zıt anlamlı kelimeler, Arousing kelime anlamı
Exculpatory : Suçsuzluğu anlaşılmış. Masumiyetini ilan eden. Beraat ettiren. Temize çıkartan. Beraat eden. Suçsuz çıkartan. Suçsuzluğu kanıtlanmış. Suçlamalardan kurtulan.
Arousing antonyms : unstimulating.

Bu kısımda Arousing kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Arousing ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Arousing anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Arousing ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.