Population türkçesi Population nedir

  • İstatistikte, belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk.
  • Genel olarak, yaş, kimyapı, uzay dağılımları ve hızları bakımından benzer özellik gösteren dizgelere (özellikle samanyoluna) ilişkin yıldızlar kümesi. öbek ı yıldızları, samanyolu düzlemi yöresine dağılmış, daha çok sarmalın (spiral) kollarında yığılmış yavaş yıldızlar; öbek ıı yıldızları, samanyolunun dışına doğru dağılmış, dikeyhızları yüksek (50 km/sn, den fazla), çoğu rr lyr tipinde olan yıldızlardır.
  • Evren.
  • Özdeciksel yörüngeçlere eksicikler dizildikten sonra, özdecikiçi öğecik yörüngeçlerine düşen eksicik sayısı dağılımı. erke düzeylerinin eksicik vb. ile doldurumu.
  • Belli bir ülkede yaşayan, aralarında belirli toplumsal-ekonomik ilişkiler bulunan insanların tümü.
  • Özdeş nesnelerim oluşturduğu topluluk.
  • Halk.
  • Yeryüzünde, sınırları belli geniş ya da küçük bir bölgede insanların toplam sayısı.
  • Popülasyon.
  • Sekene.
  • Ahali.
  • Kütle.
  • Nüfus.
  • Populasyon.
  • Kantitatif karakterler gibi bazı değişkenlerin ölçülmesi için örneklerin alındığı çok sayıda bireylerden oluşan grup; belli bir bölgede yaşayan bir türün bireyleri.
  • Ana kitle.
  • Kitle.
  • Biyoloji, coğrafya, eğitim, ekonomi, fizik, kimya, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Yığılım.
  • Belli bir bölgede yaşayan aynı türün bireylerinden oluşan yaşama birliği ve topluluğu, populasyon.
  • Belirli bir özelliğe sahip bireylerin tümünün oluşturduğu topluluk, toplum, evren, ana yığın, popülasyon.
  • Çoğa.
  • Öbek.
  • Bir ülkede veya bölgede yaşayanların toplam sayısı.
  • Var olan şeylerin insan zekasıyle kavranabilen bütünü ve özellikle gök varlıklarının tümü. sayılama bakımından gözlenebilir durumda olan ve birtakım ortak özellikler taşıyan birey ya da nesnelerden oluşan kümeye verilen ad.
  • Şenlik.
  • Belli bir ülke, alan ya da yerleşme biriminde yaşayan insanların sayısal toplamı.
 

Population ile ilgili cümleler

English: By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
Turkish: 2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.

English: By the year 2020, the population of this city will have doubled.
Turkish: 2020 yılına kadar, bu şehrin nüfusu iki katına çıkmış olacak.

English: Alofi is the capital of Niue, and its population is about 580 people.
Turkish: Alofi, Niue'nin başkentidir ve nüfusu yaklaşık 580 kişidir.

English: Bucharest has a population of 2.1 million.
Turkish: Bükreş'in 2,1 milyon sakini vardır.

English: By the year 2020, the population of our city will have doubled.
Turkish: 2020 yılına kadar şehrimizin nüfusu ikiye katlanmış olacak.

Population ingilizcede ne demek, Population nerede nasıl kullanılır?

Population analysis : Özdecik yörüngeçleri bulunduktan sonra, eksicik dağılımını yörüngeçlerdeki öğeciksel katsayılar türünden veren cebirsel işlem. Uygulamalı araştırmalar yoluyla toplanan nüfus verilerinden yararlanarak yapılan bilimsel çözümlemelerden sonuç çıkartılması. Yığılım çözümlemesi. Nüfus çözümlemesi. Fizik, kimya alanlarında kullanılır.

 

Population as a whole : Toplam nüfus. Dolaylı ya da dolaysız olarak ışınım etkisindeki işlerde çalışanlarla, toplumun geriye kalan kesimini oluşturan nüfusun toplamı.

Population census : Nüfus sayımı. Populason sayımı. Başta cins, yaş, doğum yeri, öğrenim durumu ve uğraş olmak üzere bir çoğanın belli başlı ayrıtlarını, tüm birimleri tarayarak saptayan sayım. Çoğa sayımı.

Population changes : Bir ülke nüfusunun sayısında belli bir zaman süresi içinde doğumlar ve göçler sonucu gerçekleşen artma ya da azalma. bir ülke nüfusunun türlü özellikler bakımından bileşiminde gerçekleşen değişmeler. Nüfus değişimleri.

Population composition : Çoğa bileşimi. Çoğanın yaş, cins gibi belli ayrıtlara göre gösterdiği dağılım.

Population dansity : Nüfus yoğunluğu. Nüfusla, bu nüfusun üzerinde yaşadığı toprakların yüzölçümü arasındaki oran.

Population explosion : Yeryüzünde nüfus artış hızının çok büyük boyutlara varması sonucunda, yığışımın, birçok ülkeler için önemli bir toplumsal sorun durumuna gelmesi. Özellikle günümüz az gelişmiş toplumlarında sağlık koşullarındaki türlü iyileşmeler sonucu ölüm oranlarının düşmesi, doğum oranlarının ise değişmemesi sonucu nüfusun büyük hızla çoğalması. Nüfus patlaması.

Population ecology : Nüfus ekolojisi. Popülasyon dinamiği. Popülasyon ekolojisi.

Population exchange : Nüfus mübadelesi. Nüfus değişimi. Nüfus değiş tokuşu. Mübadele. İki devlet arasında varılan anlaşma koşulları altında, karşılıklı olarak insan değiştirilmesi.

Population mean : Kitle ortalaması.

İngilizce Population Türkçe anlamı, Population eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Population ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Commune : Komünyon vermek. Senli benli konuşmak. Söyleşi. Avam. Sohbet etmek. Komünyon almak. Söyleşmek. Senli benli konuşmak (argo terim). Hasbıhal etmek.

The million : Milyonlar.

Mounded : Toprak yığını. Höyük. Dağ. Toprak set. Tümsek yapmak. Yığın. Tümsek. Tepe. Tepecikler yapmak.

Populaces : Avam. Halk tabakası. Ayaktakımı.

Feted : Ziyafet vermek. Bayram. Eğlence. Yortu. Ziyafet. Piknik. Çit. Kutlamak. Ağırlamak.

Cosmoses : Düzen. Kozmos çiçeği. Kainat. Sistem. Acun. Kozmos.

Community : Ortaklık. Komünite. Cemiyet. İyi bir şekilde birbirinden ayrılmış bitki veya hayvan toplulukları. topluluk. Topluluk. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Ortaklaşalık. Çevre. Belli çevresel koşullara sahip bir ortamda yaşayan bitkisel ve hayvansal popülasyonların bir araya gelmesiyle oluşan topluluk.

Wodge : Yığın. Şişkin şekli olan. Küme. (britanya ingilizcesi) yığın. Kabarık şekli olan. Parça. Bir şeyin büyük kütlesi veya yığını (gayriresmi).

Tuft : Öbek (ot). Kümelemek. Tutam. Sıklık. Sorguç. Tepe. Küme. Perçem. Demet.

Massive : İri. Yekpare. Üzerindeki dağ sıraları, yayla ve yüksek ova düzlükleri, bu sıraları birbirinden ayıran ya da yayla düzlüklerini derin biçimde parçalayan koyak oluklarıyla az çok geniş bir bölgeye yayılan engebeli yörelere verilen ad. Çok büyük. Güçlü. Kocaman. Büyük ve ağır. Büyük. Kuvvetli. Cüsseli.

Population synonyms : home front, carnivals, massifs, fetes, creations, packs, the outer world, crowds, festivity, grouping, general public, festivals, set, grass roots, bulks, community singing, macrocosms, nation, group, gobs, folks, carnival, feck, systems, habitancies, people, inhabitants, lump, lumps, feting, publics, mound, folk.

Population ingilizce tanımı, definition of Population

Population kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act or process of populating. Multiplication of inhabitants.