Commune türkçesi Commune nedir

Commune ingilizcede ne demek, Commune nerede nasıl kullanılır?

Commune of paris : Esnafı ve radikal burjuvaziyi temsil eden yerel idareler tarafından seçilen temsilcilerin devlet otoritesini yasadışı bir şekilde ele geçirerek paris'te (1792-1794) kurulan kısa süreli sosyalist ve devrimci hükümet. Şehir çalışanlarını. Paris komünü.

Commune with : Konuşmak.

Commune with oneself : Bayılmak (bir şeye). Kendinden geçmek. Çok etkilenmek.

Integumentum commune : Dış deri. İntegumentum kommune.

Rural commune : İlkel ortaklık düzeninin son aşamasında, toprak, otlak ve ormanlar dışındaki üretim araçlarının, üretimle tüketimin özel iyelik altında bulunduğu toplumsal küme. Kırsal topluluk.

Communal property : Toplumsal mülkiyet.

Communal : Umumun malı olan. Umumi. Komünal. Ortak. Ortaklaşa kullanılan. Toplumla ilgili. Toplumsal. Halka ait. Müşterek. Halkın malı olan.

Communalist : Komünalizm yanlısı. Komünalizm yanlısı (küçük kolektif toplumlarda yaşamak, bir kimsenin kültürel grubu veya ırkına karşı olan bağlılığı). Bir arada yaşama yanlısı.

Communed : Hasbıhal etmek. Komünyon vermek. Avam. Söyleşi. Söyleşmek. Komünyon almak. Senli benli konuşmak. Halk. Konuşmak. Senli benli konuşmak (argo terim).

 

Communalism : Federe topluluklara dayalı siyasal sistem. Eyaletlerin ayrı yönetildiği sistem.

İngilizce Commune Türkçe anlamı, Commune eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Commune ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Nation : Derebeylik düzeninin yıkılışı ve anamalcı düzenin oluşumu döneminde ortaya çıkan, toprak, ekonomik yaşam, dil, ruhsal yapı ve ekinsel.özellikler yönünden ortaklaşalık gösteren en geniş insan topluluğu biçimi. Kavim. Ulus. Millet. Budun. Ulus devlet. Ülke. Belli bir sınır içinde yaşayan ve halk kültürüyle seçkin kültürünü yaratan insanların oluşturduğu siyasal toplum, bk. halk kültürü, seçkin kültürü, ulusal kültür.

Come out with : İtiraf etmek. Söze dökmek. Halka duyurmak. Ağızdan kaçırmak. Satışa çıkarmak. Dile getirmek (örneğin, “ o her zaman gerçeği dile getirmeği becerir”). Kabul etmek. Reklamını yapmak.

Chining : Birmanya'da'burma'da. Çenenin altına sıkıştırmak. Çene. Çin. Çene hizası. Gevezelik. Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Çene hizasına getirmek.

Community : Ümmet. Cemaat. Topluluk. Ortaklık. Yerel toplum. Millet. Çevre. Birbirleriyle çok sıkı işbirliği kurarak ortak bir yaşam savaşı sürdüren, belli bir yerde ve bir arada oturan ailelerden oluşan birlik, bk. yerel bölük, köy topluluğu, krş. soy, sınıf, boy, oymak, akrabalık. Komünite.

Have a chat : Yarenlik etmek. Muhabbet etmek. Gevezelik etmek. Laf atmak. Hoşbeş etmek. Laflamak.

 

Bespoken : Bir şeye delalet etmek. İstemek. Rica etmek. Ayırtmak. Ismarlamak. Hitap etmek. Tutmak. Sipariş vermek. Göstergesi olmak.

Discusses : Müzakere etmek. Tadına varmak. Tartışmak. Ele almak. Görüşmek. Münakaşa etmek. Tadını çıkarmak.

Converse : Evirtim. Görüşmek. Karşıt anlamlı sözcük. Karşıt. Zıt. Tersinmek. Akis.

Cank : (argo) sohbet. Dedikodu. Laklak etmek.

Commune synonyms : communes, grass roots, confabbed, commoners, communing, bespeaks, commonality, communed, hoipolloi, confabulated, talk, folks, be on to, common people, territorial division, chats, intercommunicate, commonalty, discuss, pass the time of day, general public, country, pray, communicate, communal, chipper, chat, buzzes, chinning, bespeaking, buzz, bull session, administrative district.

Commune ingilizce tanımı, definition of Commune

Commune kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To interchange sentiments or feelings. Communion. The common people. The commonalty. Sympathetic intercourse or conversation between friends. To converse together with sympathy and confidence. To take counsel.