Have a chat türkçesi Have a chat nedir

Have a chat ile ilgili cümleler

English: Let's sit around the stove and have a chat.
Turkish: Hadi, sobanın etrafında oturalım ve muhabbet edelim.

English: We need to have a chat in private.
Turkish: Özel olarak konuşmamız gerek.

English: Let's go have a chat with Tom.
Turkish: Tom'la muhabbet etmeye gidelim.

English: We would often have a chat in this coffee shop.
Turkish: Bu kahve dükkanında sık sık sohbet ederiz.

Have a chat ingilizcede ne demek, Have a chat nerede nasıl kullanılır?

Have : Kabul etmek. Elinde bulunmak. Etmek. Sahip olmak. Elde etmek. Almak. -si olmak. Olmak. Göz yummak. Yapmak.

A : Amperin simgesi. Miktar belirtir. Bir. (herhangi) bir. Argonun simgesi. İngiliz alfabesinin birinci harfi. Belirli bir tür veya nitelikteki. Herhangi bir. En iyi kaliteyi simgeleyen harf. En yüksek not.

Chat : Laklak etmek. Söyleşi. Lafa tutmak. Söyleşmek. Kandırmaya çalışmak. Sohbet etmek. Laflamak. Hasbıhal etmek. Hoşbeş etmek (argo terim).

Have a baby : Çocuk sahibi olmak. Doğurmak. Bebeği olmak.

Have a bad name : Kötü şöhreti olmak. Adı çıkmış olmak.

Have a bad night : Kötü bir gece geçirmek.

Have a bash at : Girişmek. Bir denemek. El atmak.

 

Have a bad time : Sıkıcı zaman geçirdi. Kötü vakit geçirdi. Eğlenmedi. Çok sıkıntı çekmek. Kötü zaman geçirmek.

Have a bad record : Kötü şöhreti olmak. Kötü tanınmak.

Have a bash : El atmak. Girişmek. İlk defa denemek. Teşebbüs etmek. Bir denemek. İlk kez denemek.

İngilizce Have a chat Türkçe anlamı, Have a chat eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Have a chat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cackles : Kıkırdamak. Gıdaklamak. Çenesi durmamak. Kıkır kıkır gülmek. (tavuk) gıdaklamak. Gıdıklamak. Çenesi düşmek. Gürültülü bir şekilde konuşmak.

Communed : Komünyon almak. Hasbıhal etmek. Konuşmak. Avam. Komünyon vermek. Senli benli konuşmak (argo terim). Söyleşi. Senli benli konuşmak. Halk.

Blabs : Geveze. Boşboğaz. İspiyonlamak. Çenesi düşük. Boşboğazlık etmek. Sır vermek. Boşboğazlılık. Ağzından kaçırmak. Açığa vurmak.

Conversing : Zıt. Karşıt. Evirtim. Tersinmek. Konuşmak. Akis. Karşıt anlamlı sözcük. Görüşmek.

Cose : Dostça olan kısa konuşmaya dalmak.

Jaw : Paylamak. Sıkıcı konuşmak. Azarlamak. Gevezelik. Nasihat faslı. Uzun konuşmak. Azar. Çene çalmak. Can sıkıcı öğüt.

Natter : Çok konuşmak. Laklak etmek. Gevezelik etmek (ingiliz ingilizcesi).

Blabbers : Boşboğaz kimse. Muhbir. Ağzında laf tutamamak. İspiyon. Çok aptalca konuşmak. Kafa ütülemek.

Babbles : Anlaşılmaz sözler söylemek. Saçmalamak. Boşboğazlık etmek. Çağıldamak. Ağzından kaçırmak. Cırlamak. Şırıldamak. Çağlamak (su). Mırıldanmak.

Snipes : Yelve. Gizlenerek ateş etmek. Taş atmak. Çulluk. Batakçulluğu. Saldırmak. Su çulluğu avlamak. Siperden ateş etmek. Üstü kapalı bir şekilde eleştirmek.

 

Have a chat synonyms : confabbing, discuss, have a yarn, nattered, fan the breezes, snipe, blabber, communes, blabbering, chat, confabbed, babble, claver, blab, have a gossip, converse, discusses, converses, commune, confab, chipper, communing, blabbed, confabulated, confabs, cackle, blabbered, yarn, chat away, blabbing, sniped, cackling, conversed.