Discusses türkçesi Discusses nedir

Discusses ile ilgili cümleler

English: My father always discusses his problems with my mother.
Turkish: Babam, sorunlarını hep annemle tartışır.

English: Ali never discusses his work with Mary.
Turkish: Ali işini Mary ile asla tartışmaz.

English: She never discusses that.
Turkish: O asla onu tartışmaz.

Discusses ingilizcede ne demek, Discusses nerede nasıl kullanılır?

Discussed : Görüşülmüş. Tartışmak. Tadını çıkarmak. Tadına varmak. Tartışılmış. Görüşmek.

Undiscussed : Görüşülmemiş. Tartışılmayan. Tartışılmamış.

Discuss face to face : Karşılıklı görüşmek.

Discuss with : Tartışmak.

Discuss : Ele almak. Münakaşa etmek. Tartışmak. Tadını çıkarmak. Müzakere etmek. Görüşmek. Tadına varmak. Konuşmak. Söyleşmek.

Discussion group : Belirli bir konuda tartışma gerçekleştiren forum (internette de bulunur). Tartışma grubu. Görüşme heyeti.

Discussants : Bir tartışmaya katılan kimse. Katılımcı. Konuşmacı.

Discussion groups : Belirli bir konuda tartışma gerçekleştiren forum (internette de bulunur). Tartışma grupları. Tartışma grubu.

Discussant : Konuşmacı. Bir tartışmaya katılan kimse. Katılımcı.

 

Discussion program : Tartışma programı. Açık oturum. Bir yöneticinin yönetiminde, belirli bir konunun uzmanlar, ilgililer arasında tartışılıp aydınlatılmasını amaçlayan izlence. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

İngilizce Discusses Türkçe anlamı, Discusses eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Discusses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Handle : Üstesinden gelmek. Ellemek. Taşınabilir alıcıların elde sağlamca tutulabilmesi için altta bulunan çıkıntısı. İşlemek. Eline almak. Geçinmek. Kulp. Kullanmak. Tutamak. Sıkıştırma milini çeviren kol.

Bespoken : İstemek. Ismarlamak. Tutmak. Rica etmek. Göstergesi olmak. Bir şeye delalet etmek. Hitap etmek. Ayırtmak. Sipariş vermek.

Counsel : Salık vermek. Nasihat vermek. Avukat. Akıl vermek. Öğüt vermek. Öğütlemek. Önermek. Öneri. Tavsiye etmek. Tavsiye.

Converses : Evirtim. Karşıt. Sohbet etmek. Zıt. Karşıt anlamlı sözcük. Tersinmek. Akis.

Arguing : Belli etmek. Tartışma. İtiraz etmek. Göstergesi olmak. İspatı olmak. İkna etmek.

Chin : Gevezelik. Myanmar'da yaşayan etnik bir grup. Birmanya'da'burma'da. Çene. Çene hizası. Çin. Çene hizasına getirmek. Çenenin altına sıkıştırmak.

Savors : Lezzet vermek. Zevkine varmak. Hoşlanmak. Çeşni vermek. Tadını almak. Kokusunu almak. Kokusu olmak. Tat.

Altercate : Kavga etmek. Çekişmek. Atışmak.

Feasts : Eğlendirmek. Zevk almak. Ağırlamak. Ziyafet vermek. Doya doya yapmak. Haz almak. Ziyafet çekmek.

Savor : Hoşlanmak. Çeşni vermek. Lezzet vermek. Tat. Kokusu olmak. Tadını almak. Bkz.savour. Zevkine varmak.

Discusses synonyms : negociate, talk terms, talk of, hash out, bicker, buzzes, moderate, bandies, argued, talk shop, chinning, hammer out, relishes, chair, basking, discuss, bandy about, basked, moot, treat with, canvasses, discussed, bat around, negotiate, bandy, argue, conferred, come out with, argufy, enjoy, chatted, brawl, argues.