Discussed türkçesi Discussed nedir

Discussed ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary discussed the problem.
Turkish: Ali ve Mary sorunu tartıştı.

English: Ali and I discussed our plans for the future.
Turkish: Ali ve ben gelecek için planlarımızı tartıştık.

English: A panel of experts discussed the plan.
Turkish: Uzmanlardan oluşan bir kurul planı tartıştı.

English: Ali and I discussed the problem with each other.
Turkish: Ali ve ben birbirimizle sorunu tartıştık.

English: Ali and Mary discussed the problem for almost an hour.
Turkish: Ali ve Mary neredeyse bir saat sorunu tartıştılar.

Discussed ingilizcede ne demek, Discussed nerede nasıl kullanılır?

Undiscussed : Tartışılmamış. Görüşülmemiş. Tartışılmayan.

Discusses : Müzakere etmek. Konuşmak. Tadını çıkarmak. Tadına varmak. Münakaşa etmek. Görüşmek. Söyleşmek. Ele almak. Tartışmak.

Discuss face to face : Karşılıklı görüşmek.

Discuss with : Tartışmak.

Discuss : Tartışmak. Münakaşa etmek. Görüşmek. Tadını çıkarmak. Konuşmak. Tadına varmak. Müzakere etmek. Ele almak. Söyleşmek.

Discussion groups : Tartışma grubu. Belirli bir konuda tartışma gerçekleştiren forum (internette de bulunur). Tartışma grupları.

 

Discussion group : Belirli bir konuda tartışma gerçekleştiren forum (internette de bulunur). Görüşme heyeti. Tartışma grubu.

Discussion : Bahis. Münazara. Tartışma. Müzakere. Görüşme. Konuşma. Bir sorunu çözümlemek ya da bir sonuca varmak üzere girişilen eleştirmeli görüşme. Münakaşa. İrdeleme.

Discussion leader : Açık oturumun düzenli olarak yürümesini sağlayan, sorular soran, oturumun yönünden sapmamasını gözeten ve görüşleri özetleyen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Açık oturum yöneticisi.

Discussant : Bir tartışmaya katılan kimse. Katılımcı. Konuşmacı.

İngilizce Discussed Türkçe anlamı, Discussed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Discussed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Discuss : Ele almak. Konuşmak. Müzakere etmek. Münakaşa etmek. Söyleşmek.

Feasted : Eğlendirmek. Ağırlamak. Doya doya yapmak. Ziyafette yiyip içmek. Bayram. Bayram yapmak. İyi beslemek. Ziyafet vermek. Ziyafet çekmek.

Argues : İspatı olmak. Çekişmek. -e alamet olmak. Karşı gelmek. Kandırmak. Belli etmek. İtiraz etmek. -e belirti olmak.

Canvass : Kamuoyu yoklaması yapmak. Reklam yapmak. Oy toplamak. Seçmenleri dolaşarak oy istemek. Propaganda yapmak. Anket yapmak. Soruşturmak. Sipariş toplamak.

Broach : İleri sürmek. Açmak. Konuya girmek. Delmek. Delik açmak. Konu açmak. Şiş. Del. Açmak (bir konuyu). Şişlemek.

Bickers : Titreşmek. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Didişmek. Atışmak. Titremek. Çekişmek. Pırıldamak. Şırıldamak. Münakaşa etmek.

Moderate : Yatıştırmak. Azalmak. Yumuşamak. Orta. Ilımlılaştırmak. Ilıman. Hafiflemek. Azaltmak. Makul kimse. Ilımlı.

 

Weighed : Ölçüp tartmak. Düşünüp taşınmak. Gelmek (ağırlık). Basmak. Hesap edilmiş. Yük olmak. Gelmek (kilo). Önemi olmak. Bastırmak.

Address : Konuşma yapmak. Adres. Nutuk. Hitap etmek. Göndermek. Adres yazmak. (sorunların) üzerine gitmek. Nutuk çekmek. Söz yöneltmek.

Conferred : Danışmak. Vermek. Sunmak.

Discussed synonyms : talk terms, hash out, negociate, talk of, thrash out, canvassed, advise, confer on, deliberate, negotiate, argufied, enjoying, basked, confers, talk about, enjoyed, bandying, chair, kick around, powwow, talk shop, consider, lead, savors, bicker, relishing, approach, moot, treat, confer with, arguing, canvasses, initiate.

Discussed zıt anlamlı kelimeler, Discussed kelime anlamı

Overt : Meydanda. Açık. Açık olarak yapılan. Aleni. Açıkça görülen. Aşikar. Açıktan açığa olan. Ortada olan. Ortada. Çok belli.

Pleased : Mahzuz. Hoşnut. Mütelezziz. Keyifli. Memnun olmuş. Hoşnut edilmiş. Memnun.