Averaging türkçesi Averaging nedir

  • Ortalama alınıyor.
  • Ortalama olarak almak.
  • Ortalama alma.
  • Ortalamasını bulmak.

Averaging ingilizcede ne demek, Averaging nerede nasıl kullanılır?

Averaging circuit : Ortalama devresi.

Bayesian model averaging : Bma. Bayesçi model ortalaması.

Ensemble averaging : Topluluk ortalaması. Topluluksal ortalama.

Average : Ortalamasını bulmak. Ortalamasını almak. Ortalama almak. Hasar. Ortalama olarak almak. Futbol, bilgisayar, coğrafya, ekonomi, fizik, kimya, sosyoloji, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Belirli bir miktar tüketmek. Bir kişiler, nesneler ya da özellikler dizisinin başta gelen ortak niteliğinin ya da eğiliminin sayılamasal ölçüsü.-. Vasat. Gemilerle taşınan malların deniz çalkantıları yönünden yitirime uğramalarında gerçekleşen olağanüstü giderler.

Average absolute deviation : Ortalama mutlak sapma.

Average acceleration : Ortalama ivme.

Average age : Orta yaş. Genel yaş. Orta değer yaş. Ortalama yaş. Çoğunluktaki yaş.

Average cost : Bir ürünün veya imalat faktörünün ortalama maliyeti. Toplam maliyetin toplam üretim miktarına bölünmesiyle hesaplanan, bir birim mal üretmek için katlanılan maliyet. Ortalama maliyet.

Average benefit rates : Ortalama kar aşamaları. Tecimsel uğraşının türüne, önemine, özelliğine; vergi yöntemi yasasındaki kural ve koşullara göre bu işleri yapanlar için saptanan ortalama kar aşamaları.

 

Average adjuster : Dispeçi düzenleyen kişi. Avarya komiseri. Avarya dispeçcisi. Avarya düzenleyen eksper. Avarya bölüştürücüsü. Dispaşör. Muhammin. Dispeççi. Avarya dispeççisi.

İngilizce Averaging Türkçe anlamı, Averaging eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Averaging ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Prevention : Önüne geçme. Önleme. Önlem. Engel. Prevensiyon. Önlem, herhangi bir şeyin oluşma sıklığını önleme. Engelleme. Koruma. Önleyici tedbir.

Bar : İzin vermemek. Gerek denge, gerekse kasları açmada işe yarayan, duvar boyunca yerden bel hizası yüksekliğinde, tahta tırabzan. Demir ya da tahta parmaklık. Üniformalarda rütbe belirten metal çubuklar. Çıta. Saymamak. Demir çubuk. Parmaklıklarla örtmek. Atletizm, bilgisayar, hukuk, tiyatro alanlarında kullanılır. Yüksek ya da sırıkla atlamada aşılması gereken yüksekliği gösteren tahta, maden vb. özdekten yapılmış yuvarlak, yerine göre üçgen kesitli uzun ince çubuk.

Averaged : Zarar görmüş. Avaryalı. Ortalaması alınmış.

Investment : Plasman. Tayin. Yatırım. Verme (sorumluluk veya yetki vb'ni). Abluka. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Tecimsel ya da ekonomik bir girişime belirli bir süreyle anamal ve para yatırılması. Dışderi. Envestisman. Kuşatma.

Average : Deniz yitircesi. Futbol, bilgisayar, coğrafya, ekonomi, fizik, kimya, sosyoloji, voleybol, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sayı farkı. Bir niceliğin özdeş koşullar altında alınan ölçümleri toplamının ölçüm sayısına bölümü. Bir sıklık dağılımındaki gözlemlerin nicel değerlerini özetleyen ve dağılımın ortaç eğilimini yansıtan ölçüm. İklimbilimde, örneğin sıcaklık gibi bir hava olayının ay ya da yıl gibi belli süreler içindeki nicelik toplamının, o süreyi oluşturan gün sayısına bölünmesiyle elde edilen az çok durağan değer. Belirli bir miktar tüketmek. Ortalamasını almak.

 

Leverage : Baskı gücü. Kaldıraç gücü. Piston. (konumsal) avantaj. Geliştirmek. Temayül. Manivela hareketi. Baskı. Manivela gücü. Güçlendirmek.

Investing : Kuşatmak. Hassas dökme. Yetki vermek. Yatırmak. Giydirmek. Sarmak. Donatmak. Yatırım yapmak.

Averaging synonyms : averages, strike an average.