Aydınla nedir, Aydınla ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Aydınlık.

Aydınla ile ilgili Cümleler

  • Şehrin bu kısmında aydınlatma yetersiz.
  • Bu aydınlatıcı.
  • Aydınlanacak.
  • Çiçekler odayı aydınlattı.
  • Onların yorumları aydınlatıcıydı.
  • Floresan aydınlatmadan nefret ediyorum.
  • Aydınlanıyor gibi görünüyor.
  • Aydınlatma mükemmel.
  • Yakında aydınlanacak gibi görünüyor.
  • Onların birkaç adım arkasında bir meşale ile aydınlanmış başka bir grup insan geldi.
  • Gün ışığı ortalığı aydınlatır, acılar da ruhu.
  • Hava aydınlanacak gibi görünüyor.
  • Klavye arkadan aydınlatmalı.

Aydınla tanımı, anlamı

Aydın : Işık alan, ışıklı, aydınlık. Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse), münevver, entelektüel. Kolayca anlaşılacak kadar açık, vazıh (söz veya yazı). Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri

Aksama aydınlatması : Olağan aydınlatma aksadığında çalışan aydınlatma düzeni. Olağan ışık çevriminde bir aksama olduğunda kendiliğinden çalışan aydınlatma düzeni.

Alttan aydınlatma : Konunun, yere yakın bir ışık kaynağından yukarıya uzanan ışın demetiyle aydınlatılması.

Aydınlanabilme : Aydınlanabilmek işi.

Aydınlanabilmek : Aydınlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Aydınlanış : Aydınlanma işi veya durumu.

 

Aydınlanıverme : Aydınlanıvermek işi.

Aydınlanıvermek : Çabucak aydınlanmak.

Aydınlanma çağı : XVIII. yüzyıl Avrupasında düşünüş ve inançların tüm baskılardan kurtularak usun kılavuzluğunda bağımsızlığa kavuştuğu dönem.

Aydınlaşma : Aydınlaşmak durumu.

Aydınlaşmak : Aydın niteliği kazanmak.

Aydınlatabilme : Aydınlatabilmek işi.

Aydınlatabilmek : Aydınlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Aydınlatıcı : Işık veren.

Aydınlatılabilme : Aydınlatılabilmek işi.

Aydınlatılabilmek : Aydınlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Aydınlatılış : Aydınlatılma işi veya durumu.

Aydınlatılmış olur : Aydınlatılmış onam.

Aydınlatılmış onam : Hayvan sahibinin, hayvanın sağlığı, tedavi seçenekleri, tedavinin amacı, beklenen yarar ve uygulamanın riski konularında yeterli ve doğru biçimde bilgilendirildikten sonra, yapılacak müdahaleler için onamının alınması, açık onam, aydınlatılmış olur, bilgilendirilmiş rıza.

Aydınlatış : Aydınlatma işi veya durumu.

Aydınlatıverme : Aydınlatıvermek işi.

Aydınlatıvermek : Çabucak aydınlatmak.

Aydınlatma alanı : Işıklama çalışmalarında genellikle altı bölüme ayrılan sahnenin ışıldaklar ve dizi ışıklarla aydınlatıldığı alan.

Aydınlatma donatımı : Aydınlatmada kullanılan çeşitli boy ve yapıdaki yapma ışık kaynakları, bunların yardımcı araçları.

Aydınlatma gazı : Aydınlatma amacıyla kullanılan %50 H, %28 CH4, CnH2n, %4,5 CO, %2 N, %6 O içeren bir gaz karışımı.

Aydınlatma gücü : İşık veren bir cismin bir saniyede bütün yüzeyinden dışarı saldığı toplam ışınım enerjisi.

Aydınlatma masası : Büyük televizyon işliklerinde bütün aydınlatma çalışmalarının uzaktan yönetim yoluyla gerçekleştirilmesini sağlayan masa.

 

Aydınlatma merceği : Bir ışık kaynağından çıkan ışığı toplayıp belli bir noktaya olanca yeğinliğiyle düşürebilen, özellikle göstericilerde, gösterici ışıtacının ışığını film üzerine düşüren mercek.

Aydınlatma uzaklığı : Bir ışıldağın sahneyi aydınlattığı yere uzaklığı. Bir ışıldağın sahneyi aydınlattığı uzaklık.

Aydınlatmacılık : Aydınlatmanın bilimsel temel ve tekniklerinin tümü.

Çok alçak gerilimli aydınlatma : Gerilimi düz akımda 50, değişken akımda fazlar arasında 42 ve fazla toprak arasında 24 voltu geçmeyen, akkor lambalarla gerçekleştirilmiş aydınlatma.

Dağınık aydınlatma : Görünçlüğün dağınık ışıkla aydınlatılması.

Doğal aydınlatma : Güneş ışığından yararlanarak gerçekleştirilen aydınlatma. Yapma aydınlatmanın karşıtı.

Dolaylı aydınlatma : Aydınlatılacak düzleme, ışık akılarının yalnızca %0 ile %10 arasında bir oranını gönderen ışıklıklarla yapılan aydınlatma.

Genel aydınlatma : Bir yerin, kimi bölgelerdeki özel gerekler, özel gereksinmeler gözetilmeksizin aydınlatılması, bk. bölgelik aydınlatma.

Geriden aydınlatma : Konunun, geriden aydınlatılması; konunun, ışık kaynağı ile alıcı arasında bulunması durumu.

Güvenlik aydınlatması : İşliklerde ya da sinema salonlarında herhangi bir aksaklık ya da tehlike anında olağan aydınlatma kesildiğinde kendiliğinden çalışmaya başlayan ve bağımsız bir kaynaktan beslenen yedek aydınlatma.

Işıldaklı aydınlatma : Bir nesnenin, bir sahnenin, bir mimarlık yapıtının ya da özel bir bölgenin, çevresinden çok daha fazla aydınlatılması amacıyla ve çoğunlukla geniş açılı ışıldaklarla yapılan aydınlatma.

İşlik aydınlatması : İşlik düzlüğünde yapılan kapalı yer aydınlatması.

Kamusal aydınlatma : Bir kent ya da kasabanın sokaklarının, kamuya açık yerlerinin, eğlenme ve dinlenme yerlerinin geceleri aydınlatılması, bu amaçla gerekli sokak lambalarının ve öteki donanımın sağlanması işinin kent yönetimince yerine getirilmesi.

Karışık aydınlatma : Aydınlatılacak düzleme (sınırsız düşünülen bir düzlem) ışık akılarının %40 ile %60 arasında bir oranını doğrudan yollayan ışıklıklarla yapılan aydınlatma.

Önden aydınlatma : Işık kaynağının, konunun önünde yer alması, konu üzerine önden ışık göndermesi durumu.

Salon aydınlatma ana çevirgeci : Seyirci salonunun, dinlenme yerlerinin ve seyircinin bulunduğu yerlerin ışıklarını açıp kapayan ana çevirgeç.

Salon aydınlatması : Seyirci salonunu aydınlatmada kullanılan ışık düzeni.

Salonun aydınlatılması : Bir sinema salonunda gösterim sırasında ya da arasında gerekli ışığın sağlanması.

Üstten aydınlatma : Filme alınan konunun ya da görünçlüğün, yukarıda bulunan bir kaynaktan aydınlatılması durumu. Alttan aydınlatmanın karşıtı.

Yandan aydınlatma : Konunun ya da görünçlüğün yandan aydınlatılması durumu. Sahneye ve kişilere sahnenin yanından verilen ışık.

Yapma aydınlatma : Güneş ışığının dışındaki kaynaklardan yararlanarak gerçekleştirilen aydınlatma. Doğal aydınlatmanın karşıtı.

Yarı dolaylı aydınlatma : Aydınlatılacak düzleme (sınırsız düşünülen bir düzlem), ışık akılarının %10 ile %40 arasında bir oranını doğrudan yollayan ışıklıklarla yapılan aydınlatma.

Yarı dolaysız aydınlatma : Aydınlatılacak düzleme (sınırsız düşünülen bir düzlem), ışık akılarının %60 ile %90 arasında bir oranını doğrudan yollayan ışıklıklarla yapılan aydınlatma.

Yayınık aydınlatma : Bir nesne ya da çalışma düzlemi üzerine baskın bir doğrultusu olmayan bir ışığın düşmesiyle elde edilen aydınlatma, bk. doğrultulu aydınlatma.

Yumuşak aydınlatma : Sinema salonunda gösterim sırasındaki aydınlatma. Televizyon izlenirken göz sağlığı için gerekli oda aydınlatması.

Aydınlanma : Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.

Aydınlanmak : Aydınlık olmak. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinmek, tenevvür etmek.

Aydınlar : Siirt iline bağlı ilçelerden biri.

Aydınlatılma : Aydınlatılmak işi.

Aydınlatılmak : Aydınlatma işine konu olmak.

Aydınlatma : Aydınlatmak işi, ışıklandırma. Sahnelerin ışıklandırılması işi.

Aydınlatmak : Karanlığı giderip görünür duruma getirmek, ışıklandırmak. Bir sorun üzerine bilgi vermek.

Diğer dillerde Aydınkesim anlamı nedir?

İngilizce'de Aydınkesim ne demek ? : intelligentsia