Böğü nedir, Böğü ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
İri ve zehirli örümcek.
[Bakınız: bö, bô].
İri akrep.
Danaburnu.
Fasulye.
[Bakınız: boğrülce].
Büyü.
Böğü ile ilgili Cümleler
- Böğürtleni severim.
- Ben bir inek gibi böğüremem. Ben bir kısrağım!
- Türkçede birçok organ ve ekstremite ismi -b sesiyle başlar. Örn. baş, burun, boğaz, beyin, bel, bacak, bilek, bağır, böğür, bağırsak, böbrek.
- Şu anda, bizim yaban mersini, böğürtlen, kiraz, çilek, şeftali ve nektarinimiz var.
Böğü ile ilgili Atasözü veya Deyim
danalar gibi bağırmak (veya böğürmek) : çok kuvvetle bağırmak, haykırmak.
Böğü tanımı, anlamı
Böğülce : Börülce. Kuru fasulye
Böğülek : Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği.
Böğümek : Büyümek.
Böğün : Bugün.
Böğün yarın : Çok geçmeden.
Böğür ağrısı : Göğüs ağrısı. hlk. Germece.
Böğür çıkıntısı : Kalça çıkıntısı.
Böğür çivisi : Zorluk, engel çıkaran.
Böğür dolması : Davar etinin boş böğrüyle iki kaburga kemiği ayrılarak, pirinç ve hafif baharlar ile doldurulup yapılan yemek.
Böğür germesi : Atlarda böbrek hastalığı.
Böğür iği : Baş belâsı, zararlı. Yakınında bulunup sürekli olarak rahatsızlık veren (şey veya kişi).
Böğür kazığı : Baş belâsı, zararlı. Temel yılanı.
Böğür kemiği : Kalça kemiğinin ön ve üst kısmındaki kemik, ilye kemiği, os ilium, ilyum.
Böğürce : Börülce. Fasulye. [Bakınız: boğrülce]. [Bakınız: böğülce]. Böbrek sancısı.
Böğürcük : Böbrek.
Böğürdelen : Muş şehri, Hasköy belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Böğürebilme : Böğürebilmek işi.
Böğürebilmek : Böğürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Böğürgen : Kocaeli ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Böğürlemek : Arada kalan tarlayı sulamak.
Böğürtken maymun : Maymunlar (Primates) takımından, yüksek sesler çıkaran, çok hızlı ağaçlara tırmanan, meyve, yaprak ve tomurcukla beslenen bir memeli türü.
Böğürtleğen : Böğürtlen.
Böğürtlek : İnek isteyen öküz.
Böğürtlem : Böğürtlen.
Böğürtlemek : Tahta nemden yeşermek. Ekin başaklanmaya yüz tutmak. Az haşlamak. Et, sebze ve benzerleri haşlamak (Kaman).
Böğürtlen kuşu : Bokluca bülbül.
Böğürttürmek : Az haşlamak.
Böğürüm : Geyiklerin çiftleşme mevsimi.
Böğürüverme : Böğürüvermek işi.
Böğürüvermek : Çabucak veya ansızın böğürmek.
Böğütlenmek : Su toplanması: Geverde su böğütlenmiş.
Böğüttürmek : Az haşlamak.
Böğüz : Bu defa, bu sefer.
Böğür : İnsan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü. Dağ yamacı. Akran. Yan taraf.
Böğürme : Böğürmek işi.
Böğürmek : Öküz, manda, deve bağırmak. İnsan, anlaşılmaz bir biçimde yüksek sesle bağırmak.
Böğürtlen : Gülgillerden, bahçe çitlerinde, yol kenarlarında kendiliğinden yetişen dikenli ve çok yıllık bir çalı, diken dutu, it üzümü (Rubus caesus). Bu bitkinin önce kırmızı, olgunlaştığında kararan mayhoş yemişi.
Böğürtlenlik : Böğürtlen çalılarının çok olduğu yer.
Böğürtme : Böğürtmek işi.
Böğürtmek : Böğürme işini yaptırmak.
Böğürtü : Böğürme sırasında çıkan sesin adı.
Böğürüş : Böğürme işi.
Diğer dillerde Böğler anlamı nedir?
İngilizce'de Böğler ne demek ? : jointed spiders

Bu kısımda Böğü nedir? Böğü ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Böğü tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Böğü hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.