Bağa nedir, Bağa ne demek

  • Kaplumbağa.
  • Kaplumbağa kabuğu.
  • Ur.
  • Kaplumbağa kabuğundan yapılmış veya bu kabuğu andırır biçimde olan
  • Deniz kaplumbağasının kabuğu.

"Bağa" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Bağanın ne olduğunu biliyorsun değil mi Meryem, kaplumbağanın sırtını kaplayan kabuktur." - E. Işınsu
  • "Bağa gözlük."

Yerel Türkçe anlamı:

Boğazda deri altında olan şiş, guatr.

Bedel, paha.

Hayvanların ayağının altında, zorlamadan ileri gelen şiş, ur.

Su kenarlarında biten ve geniş yaprakları iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılan bir bitki

Vücudun herhangi bir yerinde olan şiş, ur.

Suda yaşayan, boğaza kaçtığı zaman vücutta yaşadığına da inanılan küçük hayvancık.

Yaprağından sarma yapılmış olan ve su kenarlarında biten bir ot.

Tepsi, fincan tepsisi

Birkaç günlük kurbağa yavrusu.

Kaplumbağa.

Bağ kütüğünün üzerindeki pütürler.

Su künklerinde oluşarak tıkanmaya yol açan yosun topağı.

[Bakınız: bağa yaprağı]

Bana (I. teklik şahıs zamiri yaklaşma hâli)

[Bakınız: baga]

Kağnılarda iği tahtalara tutturan ortası delik ağaç.

Hayvan yemliği

Biyoloji'deki anlamı:

Bazı hayvanlarda sırtı tamamen ya da kısmen örten kitin veya keratin safihalardan yapılmış sert örtü. Karapaks.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Birinci veya ikinci parmak ekleminin veya bu eklemeleri oluşturan kemiklerin travma ve osteokondrozis nedeniyle çift taraflı dejenerasyonu. Polo, cirit gibi oyunlarda kullanılan atlarda, tekrarlayan hafif travmalardan kaynaklanır, falanks eksoztozları, form, bilezik.

 

Zooloji alanındaki anlamı:

(karşılık: karapaks): (İsp. carapache = örtü), Bazı hayvanlarda, sırtı tüm olarak ya da kısmen örten kitin ya da keratin safihalardan yapılmış bir örtü.

Diğer sözlük anlamları:

Kaplumbağanın kabuğu.

Kaplumbağa

İngilizce'de Bağa ne demek? Bağa ingilizcesi nedir?:

shield, ringbone, shiid

Fransızca'da Bağa ne demek?:

cornée, carapace

Bağa tanımı, anlamı:

Otlu bağa : Siyah renkli kurbağa (Bufa).

Bağa bak üzüm olsun yemeye yüzün olsun : "kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Bağan : Düşük. Ölü doğan kuzunun derisi.

Çoban aldı bağa gitti kurt aldı dağa gitti : "malını, varlığını başkaları kullandı, kendisine bir şey kalmadı" anlamında kullanılan bir söz.

Destursuz bağa gireni sopa ile kovarlar : "bir yere izinsiz girmek veya bir işe izinsiz el atmak kötü karşılanır" anlamında kullanılan bir söz.

Kaplumbağa : Kaplumbağalardan, çok sert ve kemiksi bir kabuk içinde yaşayan, ağır ağır yürüyen, dört ayaklı, sürüngen hayvan (Testudo).

Deniz : Aydaki düzlükler. Bu su kütlesinin belirli bir parçası. Çokluk, yoğunluk. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi. Geniş alan.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Herhangi bir şeyin benzeri. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Tarz. Biçme işi.

 

Ur : Hücrelerin aşırı çoğalmasıyla insan, hayvan veya bitki dokularında oluşan ve büyüme eğilimi gösteren yumru, bağa, tümör, neoplazma, Çingene ahtapotu, vejetasyon.

Bağa bak, üzüm olsun, yemeye yüzün olsun : “kişi, karşılık beklediği işten istediğini alabilmek için gereken harcamaları yapmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Bağa kemiği : Kaplumbağa kabuğu.

Bağa yaprağı : Su kenarlarında biten ve geniş yaprakları iltihaplı yaraların tedavisinde kullanılan bir bitki. Bağ yaprağı.

Bağabur : Fasulye ve dövmeden yapılan koyu lapa kıvamında bir yemek, keşkek.

Bağacak : bk. bağcak- 2.bk. bağcak-5. Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip Kundaklı çocuğu sırta bağlamaya yarayan ip. Hayvanlara bağlanan ip ya da zincir. [Bakınız: bağcak]

Bağacık : bk. bağcak- 2.bk. bağcak- Çorap bağı, ip. Bağ, bahçe kapılarına yapılan ağaç kilit. Koyunların kaçmasını önlemek için çobanın uyumadan önce bir ucunu kendine, bir ucunu da koyunlardan birine bağladığı ip Kadınların kullandıkları renkli yün, sırma veya iple örülmüş kuşak, bel bağı Demin, az önce, şimdi Diyarbakır ilinde, Çınar belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Bağacuk : Eskiden harplerde, dinamit ve bomba yerine kullanılan savaş aygıtı (?)

Bağaç : Mayası tutmadan pişirilen ekmek.

Bağak benek :

Bağak çevrecil :

Bağa ile ilgili Cümleler

  • Efendim, bağajınızı hızlı bir şekilde kontrol edebilir miyiz lütfen?
  • Sadece bağajı taşımama yardımcı olun.
  • Bağa gel bostana gel.
  • ''Bağa mı dedin?'' ''Ne duyamıyorum? ''Bağa mı dedin?'' ''Hayır bostana dedim.''
  • Onun üç parça bağajı vardı.
  • O, çelikten yapılmış bir bağaja sahiptir.

Diğer dillerde Bağa anlamı nedir?

Almanca'da Bağa : adj. hörnern, hornig

Rusça'da Bağa : n. земноводное (N)

adj. черепаховый