Başına nedir, Başına ne demek

Teknik terim anlamı:

Yalnızca, Tek basma.

Başına ile ilgili Cümleler

  • Tom, başına iş açtığı için üzgün olduğunu söylüyor.
  • “Başıma bir nöbetçi diktikten sonra bırakıp gitti.”
  • “Hele ihtiyarlıkta yatağa düşmek, düşman başına.”
  • “En güzel zamanında hiç olmayacak bir şey çıkarır, dünyayı kendine zehir edersin.”
  • “Eğer bu patırtıdan, ikinci uykusu başına sıçrayan imam aşağı koşmasa iki kadın, avluda, saç saça, baş başa dövüşeceklerdi.”
  • “Hekimler ne bilirmiş? Kelin medarı olsa kendi başında olur. Onlar ölmeyecek mi?”
  • Biri en ödevini kendi başına yapmalı.
  • Motoru tek başına monte ettiğin doğru mu?
  • “Ne dediği bilinmez, anlaşılmaz, kapalı kutu şiirleri öpüp başımıza koymak lazım geliyor.”
  • “Bir hastalık hâli olduğu anlaşılan bu ilk sersemlikten sonra yavaş yavaş aklı başına gelmektedir.”
  • “Giderayak başımıza yeni bir dert açmayasın!”
  • “Defteri abimin elinde görünce, dünya başıma yıkıldı, basbayağı gözlerim karardı.”
  • “Orada alışmışlar, su yerine lık lık lık bira şişesini dikerlermiş başlarına, içerlermiş.”
  • “Artık açıkça mahallenin başına dert olmaya başlamış.”
  • O, otoparkta tek başına duruyordu.
  • Bunu tek başına yapmaya kalkışma.
  • “Kendi yarın cehennem olur gider, kabak bizim başımıza patlar.”
  • “Al başına belayı, bir de hasta bakıcılık edeceğiz.”
  • “Kan başına çıkarmış zavallının ve hep bağırmak, bağırmak istermiş.”
  • Başına dert mi açmıştı ne!
  • “Hizmetçi kadınlarla içli dışlı olmamak, onlara mesafeli davranmak gerekirdi, yoksa başınıza çıkarlardı.”
  • “Korktuğu başına gelmiş ve o koskoca Nahit Bey ipin ucunu kaçırarak dillere destan olmuştu.”
  • “Doğrusu böyle bir düğün dostlar başınaydı. Arkadaşları arasında, günlerden beri hep bunun lafı ediliyordu.”
  • “O zaman her şey düzelir, erkeğin de aklı başına gelir.”
  • “Onları bahçeye toplayarak başlarına geçerek akşama kadar âdeta kudurturdum.”
  • Kendi başına olacaksın.
  • “Adam yüzüstü bırakıp gidince böyle bir numara çevirip başına kalmayı deniyor anlaşılan.”
  • “Şu Yaşar kaçakçılıkla başına bir bela açabilir.”
  • “Onu dinledikten sonra olanaklı olduğunca ilişkimizi gizleyerek Mine'nin başına gelenleri anlatıyorum.”
  • Bu büyük ağacı tek başına kestiğin doğru mu?
  • “Burası Ankara değil, aklını başına al, uslu otur.”
  • Başına bir iş gelirse üzülürüm.
  • “Büyük kalabalığa varana kadar sanat eserinin başına gelenler pişmiş tavuğun başına bile gelmemiştir.”
  • Başına gelecekler yüzünden beni suçlama. Ben seni affettim.
  • “Devletin başına sayısız gaileler açmak yolunda hiçbir fırsatı kaçırmadı.”
  • Rambo'nun tek başına bir orduyu yenebileceği tam bir efsane.
  • “Gelmeyecek mi? Neden gelmedi? diye sordukları vakit tavan başıma yıkılıyordu.”
  • “Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor.”
  • Başına gelenler için çok üzgünüm.
  • “Kendine güvenini tam bulduğu, oyununu yazabileceğine inandığı gün oturacaktı masanın başına.”
  • “Yazdığın mektuplar, yaptığın itiraflar, anlattığın sırlar cümleten başına bela olur sonradan.”
  • Başına çok fazla bela olduğum için üzgünüm.
  • “Bir kere tadına varanlar, yine ondan ver diye başıma balta kesiliyorlar.”
  • “Gidip iskelenin başına dikiliyor gelen yolcuyu buyur etmek için.”
  • “Ya başına bir çorap ördürüsrse?”
 

Başına ile ilgili Atasözü veya Deyim

 

afyonu başına vurmak : aşırı davranışlarda bulunacak kadar öfkelenmek, ne yaptığını bilememek.

aklı başına gelmek : davranışlarının yanlışlığını sezerek doğru yolu bulmak ayılmak, kendine gelmek.

aklını başına almak (veya toplamak veya devşirmek) : akılsızca davranışlarda bulunmaktan kendini kurtarmak.

ateşi başına vurmak : çok öfkelenmek, sinirlenmek, coşmak.

ayağında donu yok, fesleğen ister (veya takar) başına : “yoksulluğuna bakmayarak süs ve gösteriş yapmak ister” anlamında kullanılan bir söz.

ayağının pabucunu başına giymek : dengi olmayan bir kimseyle evlenmek değersiz bir kimseyi üstün bir yere geçirmek.

balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir : “insan, tedbirsizliği yüzünden bir felakete uğradıktan ve iş işten geçtikten sonra neden şöyle yapmadım, neden böyle yapmadım diye üzülür” anlamında kullanılan bir söz.

başına balta kesilmek (veya olmak) : sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek.

başına bela açmak : kötü bir olay dolayısıyla dert sahibi olmak.

başına bela almak : bir sorunla karşılaşmak, kötü bir duruma düşmek.

başına bela olmak (veya kesilmek) : sıkıntı vermek, tedirgin etmek, musallat olmak.

başına bir hal gelmek : kötü bir duruma uğramak ölüm ihtimali olmak.

başına çalsın : birine verilmek istenilen bir şeyin öfke ve nefretle geri çevrildiğini anlatmak için kullanılan bir söz.

başına çıkarmak : şımartmak, çok yüz vermek.

başına çıkmak : birinden yüz bulup ona karşı pek şımarıkça davranmak.

başına çorap örmek : birine, haberi olmadan kötü duruma düşürücü davranışta bulunmak.

başına dert açmak : kendini kötü ve zor bir duruma düşürmek.

başına dert olmak (veya kesilmek) : bir kimse veya olay, sıkıntı vermek.

başına devlet (veya talih) kuşu konmak : beklemediği büyük bir nimeti ele geçirmek.

başına dikilmek : birinin yanından uzaklaşmamak, onu denetim altında bulundurmak bir işi yaptırmak için birinin yanında ayakta durmak bir şeyin yanında ve ayakta beklemek.

başına dikmek : birini veya bir şeyi korumak için bir kimseyi görevlendirmek bir içeceği kabı yukarı kaldırarak sonuna dek içmek.

başına dolamak : musallat etmek.

(bir işin, şeyin) başına oturmak : bir işi yapmaya başlamak, işe koyulmak.

(bir şeyin) başına geçmek : görevi altında bulundurmak bir işin yönetimini ele almak bir işi yapmaya başlamak bir şeyin etrafında toplanmak, yer almak.

(birinin) başına çalmak : bir şeyi öfkeyle, nefretle geri vermek.

(birinin) başına ekşimek : ağır yük olmak üstüne kalmak.

(birinin) başına gaile açmak : sıkıntı yaratmak, üzüntü vermek.

(birinin) başına geçmek : en üstün yeri almak, önderlik yapmak.

(birinin) başına gelmek : beklenmedik, şaşırtıcı bir olay veya durumla karşılaşmak.

(birinin) başına kahya kesilmek : olur olmaz her işine karışmak.

(birinin) başına kalmak : istemediği hâlde bir işi yapmak veya bir kimseye bakmak zorunluluğu ile karşılaşmak.

can başına sıçramak : çok korkmak.

cinleri başına toplanmak (veya üşüşmek) : öfkelenmek.

dağ başına harman yapma, savurursun yel için, sel önüne değirmen yapma, öğütürsün el için : “yapacağın iyi bir işi, sonunu hesaplamadan yapma” anlamında kullanılan bir söz.

dağ başına kış gelir, insanın başına iş gelir : “dağ başında kışın fırtına eksik olmadığı gibi kişinin yaşamında da yıpratıcı olaylar eksik olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

deli ile çıkma yola, başına getirir bela : “deli, kendisiyle arkadaşlık edenin başına çeşit çeşit dert açar” anlamında kullanılan bir söz.

dostlar başına : bir şeyi dostları için de dilemek amacıyla kullanılan bir iyi dilek sözü.

dünya başına dar olmak (veya gelmek) : çok sıkılmak, büyük bir çaresizlik içinde kalmak.

dünya başına yıkılmak : çok sıkılmak, umutlarını yitirmek.

dünyayı zindan (veya zehir) etmek (veya dünyayı başına dar etmek) : bir kimseyi çok sıkıntılı bir duruma sokmak.

düşman başına : durumun kötü olduğunu göstermek için kullanılan bir söz.

eteğini başına atmak (veya sarmak) : birini azarlamak, onur kırıcı sözlerle suçlamak.

gülme komşuna, gelir başına : “birinin başına gelen kötü bir durum senin de başına gelebilir” anlamında kullanılan bir söz.

harı başına vurmak : çok kızmak azmak, kendini tutamayacak duruma gelmek.

hayır dile komşuna, hayır gele başına : “sen başkaları için iyi şeyler dile ve yap ki başkaları da senin için iyi şeyler dilesin, yapsın” anlamında kullanılan bir söz.

hırkayı başına çekmek : bir köşeye çekilip çevresiyle ilgisini kesmek.

kabak (birinin) başına (veya başında) patlamak : birçok kimsenin ilgili olduğu bir olaydan, yalnızca bir kimse zarar veya ceza görmek.

kan (veya kanı) başına çıkmak (veya sıçramak veya toplanmak) : öfkelenmek.

kavga bizim yorganın başına imiş : başkaları yüzünden zarar gören kimsenin söylediği söz.

kelin merhemi olsa başına sürer (veya kelin medarı olsa kendi başında olur) : “kendi işini halledemeyen kişiden aynı durum için yardım alınamaz” anlamında kullanılan bir söz.

korktuğu başına gelmek : düşünülen kötü durum gerçekleşmek.

kuru başına kalmak : hayatında veya yanında kimsesi kalmamak, kimsesiz, yalnız kalmak.

öpüp başına koymak : bir nimeti veya kutsal sayılan bir varlığı saygıyla el üstünde tutmak, yüksekte tutmak bir şeyi memnunlukla karşılamak, saygı duymak, saygıyla karşılamak.

pişmiş tavuğun başına gelmemek : her türlü zarara, kötülüğe, felakete uğramak, çok sıkıntı çekmek.

saçına başına bakmadan : ilerlemiş yaşına yakışmayacak biçimde.

sandık başına gitmek : sandığa gitmek.

silah başına : silah başı etmek için verilen komut.

tavan başına çökmek (veya yıkılmak) : beklenmeyen bir durum karşısında şaşırıp kalmak.

uykusu başına sıçramak : uyuyamadığı için sersemleşmek uykusunu iyi alamadığından hırçınlaşmak.

Başına tanımı, anlamı

Başın : Başta, önce, en başta3 ilkin

Baharı başına vurmak : Gençliğin verdiği coşkuyla gereksiz veya aşırı davranışta bulunmak.

Başına and içmek : Adına yemin etmek.

Başına baydak : Kendi bildiğinden şaşmayan, başına buyruk.

Başına boş : Başıboş, hür.

Başına boydak : Davranışlarında özgür kişi. Tek başına, yalnız.

Başına buyrukluk : Başına buyruk olma durumu.

Başına çevirmek : Geline getirilen hediyeleri gelinin başı üstünde davetlilere göstermek: Görümcesi Fatma'nın başına altun çevirdi. Başı etrafında dolaştırmak, çevirmek. (Sadaka edilecek şeylerin baş etrafında çevrildikten sonra verilmesi âdetini anlatıyor.).

Başına çökmek : Birinin ırzına geçmek. Üşüşmek, toplanmak. Güç kullanarak cinsel ilişkide bulunmak, saldırmak.

Başına değmek : Aklı başına gelmek.

Eğnine başına : Üstüne başına.

Eli başına değmek : İş sahibi olmak. Vakit, fırsat, huzur bulmak.

Eli başına ermek : Bulûğ çağına girmek. Kimseye ihtiyacı kalmamak, kendini idare edecek, kendi kendine geçinebilecek hale gelmek: Eli başına ereli ne anasına, ne babasına eyvallah etmiyor. Yaptığı işi bitirmiş olmak: Bugün ancak elim başıma erdi.

Eli başına yetmek : Bulûğa erip, kendi kendini idare edecek hale gelmek.

Eşlem başına hak : Eşlem sayısı üzerinden yapılan anlaşmayla elde edilen haklar.

Gebelik başına tohumlama sayısı : Gebelik elde etmek için gerekli tohumlama sayısı. İşletmede tohumlama sayıları toplamının gebe kalan ineklerin tohumlama sayılarına bölünmesiyle bulunan değer. Süt sığırı işletmelerinde bu değerin 2’nin altında olması gerekir.

Gün başına : Her gün.

Hisse başına defter değeri : Hisse senedinin muhasebe değeri olup, şirket özkaynakları toplamının varolan hisse senetleri sayısına bölünmesiyle bulunan değer.

Hisse başına getiri : Bir hisse senedinin belli bir dönem sonunda şirketin dağıttığı net kâr payı ile senedin dönem başı fiyatıyla dönem sonundaki fiyatı arasındaki farkın toplamından oluşan getirisi.

Hisse başına kar : Bir dönemde ortaklara dağıtılmasına karar verilen ve o döneme ait hisse senedi başına ödenen kâr.

Hisse başına net kar : Çıkarılan hisse senedi başına düşen vergiden sonraki kâr.

Kaygu başına ağmak : Endişeye düşmek.

Kendi başına kayıt silme : Kütüğe yazımı, ilgili yönetim eliyle doğrudan doğruya, yasalarda gösterilen nedenlerle silme.

Kişi başına gelir : Bir ekonomide cari fiyatlarla gayrisafi milli hasılanın (veya gayrisafi yurtiçi hasılanın) nüfusa bölünmesiyle hesaplanan kişi başına düşen pay.

Kül başına : Allah belânı versin anlamında ilenç.

Öğü başına derilmek : Aklı başına gelmek.

Öğünü başına dermek : Aklını başına toplamak.

Öz başına : Başlı başına, müstakilen.

Parça başına çalışma : Çalışmayı parça başına alacağı ücretle değerlendirme.

Parça başına işçilik : İşçiye birim başına belli bir ücretin ödenmesi yöntemi.

Parça başına ücret : Ücretin parça başına belirlendiği sistem. karşılığı akord ücret sistemi.

Reel kişi başına gelir : Bir ekonomide sabit fiyatlarla gayrisafi milli hasılanın (veya gayrisafi yurtiçi hasılanın) nüfusa bölünmesiyle hesaplanan kişi başına düşen pay.

Saat başına ortalama ücret : Bir işçiye saat başına ödenen ücretlerin ortalaması.

Salta başına : Tek başına.

Adam başına : Her bir bireye, her birine, kişi başına, adam başı.

Başına buyruk : Kimseden izin almaksızın dilediği gibi davranan (kimse), failimuhtar.

Başlı başına : Bütün yönleriyle, tamamen.

Bir başına : Tek başına. Başkasının yardımı olmaksızın.

Çocuk başına : Tek başına çocuk olarak.

Kadın başına : Tek başına kadın olarak.

Kendi başına : Kimseye sormadan. Başkasının payı veya yardımı olmaksızın.

Kız başına : Tek başına kız olarak.

Kişi başına : Adam başına.

Parça başına : Her parça için.

Tek başına : Kendi kendine, yalnız olarak, münferiden.

Yalnız başına : Kendi kendine, tek başına.

Diğer dillerde Başın bükücü kası anlamı nedir?

İngilizce'de Başın bükücü kası ne demek ? : musculus longus capitis