Be held türkçesi Be held nedir

  • Rağbette olmak.
  • Tutulmak.
  • (yemek vb) verilmek veya düzenlenmek.

Be held ile ilgili cümleler

English: A party will be held next Saturday, that is to say, on August 25th.
Turkish: Gelecek Cumartesi, yani 25 Ağustos'ta bir parti düzenlenecek.

English: A general election will be held in May.
Turkish: Bir genel seçim mayıs ayında düzenlenecek.

English: "The examination will be held this day next week," said the teacher.
Turkish: Öğretmen "Sınav gelecek hafta bu gün yapılacak" dedi.

English: A dance will be held on Friday.
Turkish: Cuma günü bir dans partisi düzenlenecek.

English: A car licence can be held from age 18.
Turkish: Bir araba ehliyeti 18 yaşından itibaren alınabilir.

Be held ingilizcede ne demek, Be held nerede nasıl kullanılır?

Be : Olmak. Kalmak. Bulunmak. Mal olmak. Durmak. Var olmak. -dir. -di. -dır. -dı.

Held : Kaldırmak. Çekmek. Sadık kalmak. Barındırmak. Durmak. Tutmak. Devam etmek. Dayanmak. Gözaltına almak. Karara bağlamak.

Be held accountable : Sorumlu tutulmak. Sorumlu görülmek.

Be held captive : Esir tutulmak. Esir düşmek.

Be held for questioning : Sorgulama için tutulmak. Sorgulanmak için gözaltında tutulmak. Bir suçlamayla ilgili gözaltına alınmak.

Be held incommunicado : Hücre hapsine çarptırılmak. Kimse ile görüştürülmemek.

 

Be held innocent until proven guilty : Suçluluğu ispatlanana kadar masum sayılmak. Suç işlediği kanıtlanana kadar suçsuz sayılmak.

İngilizce Be held Türkçe anlamı, Be held eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be held ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be esteemed : Addedilmek. Değer verilmek.

Attaint : İdam hükmü sonucu hükümlünün medeni hukukunu kaldırmak. Tenzil etmek. Ayıp. Yakalanmak. Leke. Rezil etmek. Lekelemek. İdam mahkumunun vatandaşlık haklarını kaldırmak.

Be enamored of : Aşık olmak. Gönül vermek. Bayılmak.

Be in love with : -e karşı tutkulu duygular beslemek. Sevmek. -i sevmek. Müptela olmak. -e çok düşkün olmak. Aşık olmak. Gönlü olmak. -e aşık olmak.

Attainting : Lekelemek. Rezil etmek. Vatandaşlık hakkını kaybetme. İdam mahkumunun vatandaşlık haklarını kaldırmak. Yakalanmak.

Attack : Tenis, futbol, eskrim, masa tenisi, voleybol alanlarında kullanılır. Üstüne varmak. Akın. Tecavüz etmek. Hücum etmek. Taarruz etmek. Çatmak. Yakalanmak. Hamle yapmak.

Attacks : Saldırmak. Hücum etmek. Eleştirmek. Taarruz etmek. Dil uzatmak. Yakalanmak. Koyulmak. Çatmak. Uğraşmak. Tecavüz etmek.

Be stuck : Saplanmak. Batmak. Çakılıp kalmak. Mahsur kalmak. Sıkışmak. Sıkışıp kalmak. Çıkamamak.

Be smitten with : Çok hoşlanmak (güzel bir şeyden). Birdenbire vurulmak (birisine). Kapılıvermek (güzel bir şeye). Birdenbire (bir hisse) kapılmak. Yakalanmak. Abayı yakmak.

Be enamoured of : Bayılmak.

Be held synonyms : attacked, be in demand, be in a great request, be in a request, be at a premium, be eclipsed, attaints, be in vogue, attainted.