Be in the soup türkçesi Be in the soup nedir

Be in the soup ingilizcede ne demek, Be in the soup nerede nasıl kullanılır?

Be : Anlamına gelmek. -dir. Olmak. Kalmak. -dı. Bulunmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. -dır. -di. Mal olmak.

In : Halinde. Tutulan. Mevsimi gelmiş. Da. İçine. İçeri. İktidardaki. Gelmiş olan. İçeri doğru yönelen. Olarak.

The : Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Soup : Yoğun sis. Motor gücü. Etsuyu. Çorba. Sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek. Fotoğraf banyo ilacı. Et. Et suyu. Nitrogliserin.

Be in the air : Havada(mutluluk vb. kokusu) olmak. Ortaya çıktı ve herkes tarafından hissedildi. Her yerde hissediliyordu. Çok yakında meydana gelecek olmak. Havada kokusu vardı.

Be in the bag : Çantada keklik olmak. Kesin olmak. Kati olmak.

Be in the ascendent : Hükmetmek. İtibarı artmak. Yükselmek. Yıldızı parlamak.

Be in the army : Askerde olmak. Asker olmak.

Be in the ascendant : Yıldızı parlamak. Yükselmek. Galip olmak. Talih ve itibarı artmak. Egemen olmak. Hükmetmek. Doğu ufkunda görünmek (yıldız veya gezegen). İtibar kazanmak.

 

İngilizce Be in the soup Türkçe anlamı, Be in the soup eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be in the soup ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be fucked up : Boku yemek. Kafayı üşütmüş olmak. Mahvolmak. Kafayı yemek. Berbat olmak (iş veya işler). Rezil olmak. Bitikleri oynamak. Kafayı yemiş olmak. Yaraklara gelmek.

Fall on evil days : Sıkıntıya düşmek. Zor günler geçirmek. Şanssızlığa uğramak. Düşmek.

Feel the pinch : Parasızlıktan güç günler geçirmek. Darda olmak. Darda kalmak. Meteliğe kurşun atmak. Parasızlık çekmek.

Be up a gum tree : Başı belada olmak. Zor bir durumda olmak. Şapa oturmak.

Be behind the eight ball : Tıkanıp kalmak. Çıkmaza girmek. Zor duruma düşmek. Meteliksiz olmak. Parasız kalmak veya olmak. Çıkmaza düşmek. İçinden çıkamamak.

Be in the doghouse : Aileden biriyle başı dertte olmak. Bir cezayla karşı karşıya olmak. Bir davranışı onaylanmamak. Zılgıt yemek. Papara yemek. Gözden düşmek.

Be in deep water : Büyük problem içinde bulunmak. Derin suda olmak. Gırtlağına kadar batakta olmak. Başı belada olmak. Büyük sorun yaşamak. Zorda olmak. Suya batmak.

Be in hot water : Gözden düşmüş olmak.

Be in the soup synonyms : be in a pickle, be in a nice pickle, be at a desperate pass, be hard up, be in a sad pickle, feel the draught, be in a bind, be hard pressed, get into in a jam, be on the griddle, be in a cleft stick, be up a creek, be screwed, be in queer street, get in hot water, be in a jam, get into a jam, be in a hole, be in trouble, be in a sorry pickle, be done for, be in a tight corner, be in the cart, be doomed, get in a jam.