Soup türkçesi Soup nedir

  • Et.
  • Nitrogliserin.
  • Yoğun sis.
  • Etsuyu.
  • Sebze ya da benzer malzemelerin karışımından hazırlanan sıvı yiyecek.
  • Et suyu.
  • Fotoğraf banyo ilacı.
  • Çorba.
  • Motor gücü.

Soup ile ilgili cümleler

English: A cup of hot soup relaxed me.
Turkish: Bir bardak sıcak çorba beni rahatlattı.

English: Ali found a hair in his soup and complained to the waiter.
Turkish: Ali çorbanın içinde bir saç buldu ve garsona şikayet etti.

English: Ali complained that the soup was not hot enough.
Turkish: Ali çorbanın yeterince sıcak olmadığını şikâyet etti.

English: A kiss without a mustache is like a bowl of soup with no salt.
Turkish: Bıyıksız bir öpücük bir kase tuzsuz çorba gibidir.

English: Actually, the soup was too salty.
Turkish: Aslına bakarsan çorba çok tuzluydu.

Soup ingilizcede ne demek, Soup nerede nasıl kullanılır?

Soup and fish : Erkeklerin resmi akşam giyeceği. Smokin ceketi. (argo) smokin.

Soup bowl : Çorba kasesi.

Soup kettle : Çorba tenceresi.

Soup kitchen : Aşhane. İmarethane. Aşevi. Yoksullara parasız yemek verilen yer. Aş ocağı. Aşocağı. Sahra mutfağı.

Soup ladle : Çorba kepçesi. Kepçe.

Soup of the day : Bir menüde sunulan özel çorba. Günün çorbası.

Soup up : Motorun gücünü artırmak. Daha sağlam olmasını sağlamak. Büyütmek. Daha sağlamlaştırmak. Geliştirmek. Güçlendirmek. Gücünü artırmak. Kuvvetlendirmek.

 

Soup stock : Et suyu. Çorba et suyu. Bulyon.

Soup ticket : Bedava çorba kartı. Aşevi karnesi.

Beef soup : Haşlanmış et ve diğer içeriklerle yapılan çorba. Et çorbası.

İngilizce Soup Türkçe anlamı, Soup eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Soup ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beefs : Adale. Dırlanmak. Sızlanma. Şıkayet etmek. Sızlanmak. Yakınmak. Sığır eti. Mızırdanmak. Sızlanıp durmak.

Lentil soup : Mercimek çorbası.

Gravies : Beklenmedik zenginlik. Sos. Yemek sosu. Kolay kazanç. Etin pişerken saldığı su. Salça. Açıktan para. Talih kuşu. Gökten gelen refah.

Split pea soup : Bezelye çorbası.

Headcheese : Domuz kellesi konservesi.

Julienne : Jülyen. İnce dilimlere kesilmiş (sebzeler hakkında).

Minestrone : Etli ve sebzeli çorba. Etli ve sebzeli italyan çorbası. Sebze çorbası.

Broth : Sıvı besi yeri. Et veya balık suyu. Bulyon. Buyyon. Su. Et suyuna çorba. Mikroorganizmaların gelişimini, üretilmesini ve muhafazasını sağlamak üzere hazırlanan besin maddelerince zengin sıvı ortam.

Power output : Çıkış gücü. Enerji verimi. Güç verdisi. Güç çıkışı. Çıkış (güç).

Soup synonyms : green pea soup, potage st. germain, philadelphia pepper pot, pepper pot, borsh, petite marmite, won ton, mulligatawny, cock a leekie, oxtail soup, green turtle soup, borsht, cocky leeky, eggdrop soup, soup du jour, bortsch, borshch, alphabet soup, dish gravy, pea souper, vegetable soup, borscht, dish, pottage, engine output, chicken soup, motor power, extract of beef, turtle soup, pulps, borsch, thick fog, scotch broth.

Soup ingilizce tanımı, definition of Soup

Soup kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A liquid food of many kinds, usually made by boiling meat and vegetables, or either of them, in water, commonly seasoned or flavored. To sweep. [Bakınız: Sweep] and [Bakınız: Swoop]. Strong broth. To breathe out. To sup or swallow.