Be on the table türkçesi Be on the table nedir

  • Görüşülmesi ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının veya meselenin).
  • Tartışılması ileri bir tarihe bırakılmış olmak (tasarının veya meselenin).
  • (tartışılmak üzere) masaya gelmek.
  • Teklif edilmiş olmak.

Be on the table ingilizcede ne demek, Be on the table nerede nasıl kullanılır?

Be : Kalmak. -di. Berylliumb (berilyum). -dı. Bulunmak. -dır. Durmak. Var olmak. Mal olmak. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element.

On : Yanmak. Esnasında. Üzerinde. Açık. Yönünde. Olmakta olan. Giyilmiş. Civarında. İle.

The : Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belgili tanımlık. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır.

Table : Keste. Yemek. İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı. Göstermek. Gözlemleri incelenen değişkenin çeşitli değer ya da seçeneklerine göre dağıtarak döküme sokan dağılım alanı. Çizelge. Birbiriyle ilgili verilerin toplu ve düzenli sunumu. Tasarıyı müzakereye sunmak. Cetvele yazmak. Sunmak.

Be on the air : Yayında olmak. Radyodan seslenmek.

Be on the bench : Yargıçlık yapmak. Hakimlik yapmak.

 

Be on the ball : Çabuk anlamak veya kavramak. İşi bilmek. Olup bitenleri bilmek. Dikkatli veya uyanık veya açıkgöz veya canlı olmak. Neyin ne olduğunu bilmek. Uyanık olmak. İşini iyi bilmek. Dikkatli olmak.

Be on the alert : Tetikte olmak. Teyakkuz etmek. Alesta beklemek. Gözünü dört açmak. Uyanık olmak. Tetikte beklemek.

Be on the board : Yönetim kurulunda olmak.