Bench türkçesi Bench nedir

  • Yargıçlık.
  • Kanepe.
  • Geniş yüzeyiyle oturarak gövde alıştırmalarına, ayakları bağlayan dar yüzlü dilmesiyle denge alıştırmalarına yarayan uzunca bir tahta sıra.
  • Tezgah.
  • İş masası.
  • Bank.
  • Peyke.
  • Yargıç kürsüsü.
  • Baro.
  • Cimnastik sırası.
  • Dersliklerde öğrencilerin ders dinlemek ve çalışmak üzere oturdukları yer.
  • Basamak.
  • Eğitim, jimnastik, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Yedek kulübesi.
  • Oturma sırası.
  • Benç.
  • Sıra.
  • Kürsü.
  • Yargıçlar kurulu.
  • Yargıç.
  • Hakim kürsüsü.

Bench ile ilgili cümleler

English: Ali sat down on the park bench and began to read his book.
Turkish: Ali parktaki banka oturdu ve kitabını okumaya başladı.

English: Ali sat on a bench in the park reading the Sunday newspaper.
Turkish: Ali pazar gazetesini okuyarak parktaki bir bankta oturuyordu.

English: Ali sat on a bench smoking a cigarette.
Turkish: Ali sigara içerken bir bankta oturdu.

English: Ali found Mary sitting on a bench in the park.
Turkish: Ali Mary'yi parkta bir bankta otururken buldu.

English: Ali and Mary sat on a bench in the park talking to each other.
Turkish: Ali ve Mary birbirleriyle konuşarak parkta bir bankta oturdular.

Bench ingilizcede ne demek, Bench nerede nasıl kullanılır?

Bench blotter : Kriminal kayıt. Sabıka kaydı. Adli sicil kaydı. Geçmiş mahkumiyetlerin resmi kaydı. Suç kaydı.

 

Bench clamp : İşkence.

Bench drill : Tezgah delgisi. Masa matkabı. Matkap tezgahı.

Bench drilling machine : Masaya iliştirilmiş matkap. Tezgah matkabı.

Bench height : Basamak yüksekliği.

Bench press : Üst göğüs çalışması. Göğüs pres. Kaldıran kişinin bir bankta uzanarak yaptığı ağırlık kaldırması çalışması (spor). Çalışma tezgahı üzerine monte edilmiş küçük delme presi. Bankta pres.

Bench player : Bir takımda yedek olarak görev yapan oyuncu. Oyunun çoğu bölümünde oynamayan oyuncu. Yedek kulübesi oyuncusu. Bank oyuncusu. Sıra oyuncusu. Yedek oyuncu.

Bench preparation : Basamak hazırlama.

Bench plane : Tezgah rendesi. Büyük rende.

Bench vice : Tezgah mengenesi.

İngilizce Bench Türkçe anlamı, Bench eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bench ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Magistracies : Yargıçlar. Bir yargıcın nüfuz bölgesi. Yüksek dereceli memurluk. Yüksek görevliler. Hakimler. Hakimlik. Yüksek görev.

Justices : Dürüstlük. Doğruluk. Hak. Yargı. Adalet. Hakim.

Department : Bir kuruluşun çalışma dallarından birisi. kendisine ilişkin özellikleri kapsayan işleri yetenek ve yetkileri çevresi içinde düzenleyen ve yapan organ. genel kuruluşun belirli bir işiyle uğraşan kolu. Vekalet. Öğretim kurumlarında öğretmenlerin ders vermek için üzerine çıktıkları yüksekçe yer. üniversitelerde aynı alanda ya da birbirine çok yakın alanlardaki bilim dallarında oluşan bir çalışma birimi. profesörlük yeri. Bölge. Bölüm. Servis. Kısım. İller, ilçeler, bucak ve benzerleri gibi kamu görevi yapan kuruluşlar. Daire. Bakanlık.

 

Bar association : Barolar birliği. Avukatlar barosu. Avukatları yetkilendiren ve avukatlık mesleğini kontrol eden teşkilat.

Lounges : Salon. Yayılıp oturmak. Şezlong. Tembellik etmek. Aylaklık etmek. Aylakça vakit geçirmek. Başka bir yere hareket etmeyi beklerken insanlar kısa süreyle otursun veya dinlensinler diye tasarlanmış yer. Yayılmak. Aylak aylak dolaşmak.

Bemas : Yalnızca ruhban sınıfının kullanabildiği kutsal mekan. Ortadoks kiliselerinde mihrabın önünde yer alan kürsü. Hıristiyan bazilikalarında kutsal yönü belirleyen (doğu) apsisin önünde yer alan. Platform. Podyum. Sahne. Üzerinde sunak bulunan yüksek platform (kilisede).

Chesterfield : Güney carolina eyaletinde yerleşim yeri. Kanape. İçten düğmeli bir tür palto. Uzun palto. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. İllinois eyaletinde yerleşim yeri. Kabarık kanepe. İndiana eyaletinde yerleşim yeri. New hampshire eyaletinde yerleşim yeri.

Beak : Gagalamak. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gaga. Okul müdürü (ingiliz ingilizcesi). Büyük burun. İbrik ağzı. Ağız. Hakim. Okul müdürü. Burun.

Canape : Kokteyllerde sunulan minik sandviç. Kanape. (kokteylde sunulan) minik sandviç.

Park bench : Bank (park vb gibi yerlerdeki).

Bench synonyms : church bench, prie dieu, flat bench, array, commissioners, sofa bed, forming up, conspiracy, remove, counter, daises, frequency, pitches, dais, cuing, bar, digit position, countering, file, bemata, footpace, echeloning, arraying, ambon, window seat, davenports, settees, chesterfields, column, recorder, desk, echelon, desks.

Bench ingilizce tanımı, definition of Bench

Bench kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To sit on a seat of justice. To furnish with benches. A long seat, differing from a stool in its greater length.