Best nedir, Best ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bahis, iddia, lâdes.

Paralı iddia, lades: Beste giriyon mu benimle.

Best ile ilgili Cümleler

  • Besteciler müzik yaratır.
  • Benim dört yaşındaki oğlum piyanoda küçük melodiler bestelemeyi sever.
  • Arkadaşım burada sadece bir piyanist değil fakat aynı zamanda bir besteci de.
  • Kendi cenazesi için bir cenaze marşı besteledi.
  • Besten her zamanki gibi iyi.
  • Besteciler müzik besteler.
  • Bestenin bu bölümünün biraz gerçek beceriye ihtiyacı var.Bunun piyanoda nasıl çalınacağını öğrenmek uzun zamanımı aldı.
  • Bestecilerden hangisini en çok seviyorsun?
  • "En sevdiğin klasik müzik bestecisi kimdir?" "Debussy."
  • Umarım kitabım bestseller olur.
  • Bu şiire beste yapar mısın?
  • Kitabımın bestseller olmasını bekliyorum.
  • Soçi Olimpiyatları sırasında, Kobukuro tarafından bestelenen tanıtım şarkısı büyük bir hit oldu. Herkes onu duymuştur eminim. Ama şimdi üç ay oldu. Biz artık o şarkıyı dinlemiyoruz, değil mi?

Best ile ilgili Atasözü veya Deyim

beste yapmak (veya bağlamak) : bir müzik eseri yaratmak.

Best tanımı, anlamı

Beldiri bestek : Yerli yersiz konuşmayı anlatmak için, konuşmak fiili ile birlikte kullanılır: Ali çok beldiri bestek konuştu

Best atışmak : Bahse girişmek, iddiaya tutuşmak.

Best çekişmek : Bahse girişmek, iddiaya tutuşmak.

 

Bestar : Yürüyemeyen çocuk.

Beste girmek : Bahse girişmek, iddiaya tutuşmak.

Beste gonuşmak : Bahse girişmek, iddiaya tutuşmak.

Bestegül : Gül demeti.

Bestek : Tavan. Dayanak, destek. Av köpeği.

Bestekarlık : Bestecilik.

Besteklemek : Sözü misal getirerek kuvvetlendirmek, desteklemek: Sözünü bestekle.

Besteklenmek : Dalga geçmek, aylaklık etmek.

Bestel : Reçel. [Bakınız: bestil]. Meyvelerle ve bazı sebzelerle pekmezden yapılan bir çeşit tatlı. [Bakınız: besdel]. Bir çeşit sirke. Üzerinde beyaz veya siyah leke, benek bulunan hayvan. Siyah leke. Pestil, köfter. Pestil. Pekmezle yapılan bir çeşit tatlı. [Bakınız: besdil].

Bestelenebilme : Bestelenebilmek işi.

Bestelenebilmek : Bestelenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bestelenme : Bestelemek işi.

Besteletme : Besteletmek işi.

Besteletmek : Besteleme işini yaptırmak.

Besteleyebilme : Besteleyebilmek işi.

Besteleyebilmek : Besteleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Besteleyiverme : Besteleyivermek işi.

Besteleyivermek : Çabucak bestelemek.

Bestenigar : Klasik Türk müziğinde en eski birleşik makamlardan biri.

Besti : Yeter, kâfi. Zayıf, cılız.

Bestil : Meyvelerle ve bazı sebzelerle pekmezden yapılan bir çeşit tatlı. Pestil, köfter. [Bakınız: bestel]. Pekmezin nişasta ile kaynatılıp, yufka halinde kurutularak, ceviz ile küpe basılmasından elde edilen yiyecek. Pekmezden yapılan bir çeşit yiyecek, kuru yiyecek. [Bakınız: besdil].

Bestil etmek : Çok dövmek, pestilini çıkarmak.

Bestiriği çıkmak : İşe yaramaz hale gelmek: Bu elbisenin giyilmekden bestiriği çıkmış.

Bestiriğini çıkarmak : Çok dövmek, pestilini çıkarmak.

Bestkırmızı boyası : Mikroskobik doku kesitlerinde, glikojenin ortaya konmasında kullanılan bir boya.

 

Bestra : Karnının altına doğru, iki yan tarafında girintili çıkıntılı iki daire şeklinde beyazlık olan keçi.

Bestül : Pestil, köfter.

Neste beste : Şöyle böyle, derme çatma, düzensiz, saçma sapan.

Opera bestecisi : Opera müziklerini besteleyen sanatçı.

Aheste beste : Yavaş yavaş.

Beste : Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü.

Besteci : Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör, maestro.

Bestecilik : Bestecinin yaptığı iş, bestekârlık, kompozitörlük.

Bestekar : Besteci.

Besteleme : Bestelemek işi.

Bestelemek : Beste yapmak.

Bestelenmek : Besteleme işine konu olmak, bestesi yapılmak.

Besteli : Bestesi olan, bestelenmiş.

Bestelik : Beste olma durumu.

Bestesiz : Bestesi olmayan.

Diğer dillerde Bessemer dönüştürücü anlamı nedir?

İngilizce'de Bessemer dönüştürücü ne demek ? : bessemer converter