Beya nedir, Beya ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Bayağı.
Beya ile ilgili Cümleler
- Andoryalıların mavi deri, beyaz saç ve antenleri vardır.
- Dört satırlık bir beyaza çekmek için de kan terlere batar.
- Fakat son zamanlarda bazı memurların beyanat vermeyip izahat verdikleri anlaşılmıştır.
- Beyaz bir atım var.
- Martılar, siyah, gri ya da beyaz renkte olabilirler.
- Ali bir alyans takmıyordu ama Mary onun yüzük parmağında beyaz bir halka fark etti.
- Tom'un köpeği beyaz renklidir.
- Beyaz, popüler bir otomobil rengidir.
- Ben zaten bir zemin istiyordum ki efkârımı onda beyan edeyim.
- Ben o eski adam değilim, şakaklarım nasıl beyazlanmış, görmüyor musun?
- Beyaz yakalı işçiler birçok güçlüklerle karşı karşıya.
- Ali beyaz gömleğine biraz kırmızı şarap döktü.
- Beyaz renk saflığın sembolüdür.
- Satürn üzerindeki beyaz lekelerin, güçlü fırtınalar olduklarına inanılır.
- Beyaz şarap daha soğuk olmalı.
- Beyaz içinde iyi görünüyorsun.
- Beyaz sarayı görüyor musun?
Beya ile ilgili Atasözü veya Deyim
beyan etmek : bildirmek, söylemek, ileri sürmek, anlatmak.
beyanat vermek (veya beyanatta bulunmak) : demeç vermek.
beyaz sayfa açmak : bir konuda geçmişi unutarak geleceğe umutla bakmak.
beyaza çekmek : yazıyı temize çekmek.
beyazın adı, esmerin tadı : esmerleri övmek için söylenen bir söz.
şakakları ağarmak (veya beyazlanmak) : yaşlanmak.
zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü : daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur anlamında kullanılan bir söz.
Beya tanımı, anlamı
Beyacan : Cansız.
Beyağ : Demin, az önce, şimdi.
Beyağıt : Demin, az önce, şimdi.
Beyağten : Demin, az önce, şimdi.
Beyaktan : Demin, az önce, şimdi.
Beyalan : Ankara şehri, Nallıhan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Kastamonu şehri, Küre ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Beyali : Olasılık: Asam oldu bubam gelmeyecek beyâli.
Beyan etkisi : Merkez bankasının açık piyasa işlemleri ya da reeskont politikası uygulamalarıyla finansal kesimin ve halkın beklentilerinde değişime neden olması.
Beyan sistemi : Mükellefin vergiye esas olacak bilgileri bir bildirim belgesi doldurarak vergi dairesine bildirmesine dayanan bir yöntem.
Beyar : İki, üç sene ekilmemiş tarla.
Beyardıç : Sinop ilinde, Çerçiler bucağına bağlı bir bölge.
Beyarslan : Van şehrinde, Saray belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Beyas : Beyaz.
Beyat : Bayat.
Beyav : Be yahu.
Beyaz alacalı böbrek : Buzağılarda, böbrek kabuğunda yaklaşık bir santimetre çapında çok sayıda küçük beyaz düğümcüklerle ve fibröz bağdoku artışıyla belirgin bir çeşit irinsiz interstisyel böbrek yangısı. Nedeni çoğunlukla belirlenemez, kimi olgularda Escherchia coli izole edilir ve kronik koliform eklem yangısıyla birliktedir.
Beyaz balık : Kemikli balıklardan, alabalıkgiller (Salmonidae) familyasından, boyu 60 cm olabilen, doğal olarak Kuzey Amerika, Kuzey Avrupa ve Kuzey Asyada bulunan bir tür.
Beyaz balık unu : Yağsız balıklardan veya onların işleme teknolojisi artıklarından elde edilen un.
Beyaz balina : Balinalar (Cetacea) takımının, küçük yüzgeçli yunus balığıgiller (Delphinapteridae) familyasından, 3-4 m kadar uzunluğunda, rengi beyaz, eti yenen, Pasifik ve Atlantik okyanuslarında sürüler hâlinde yaşayan bir tür. Balinalar (Cetacea) takımının küçük yüzgeçli yunus balığıgiller (Delphinapteridae) familyasından, 4 m kadar uzunlukta olabilen, rengi beyaz, eti yenen, Pasifik ve Atlantik okyanuslarında sürüler hâlinde yaşayan bir tür.
Beyaz balinagiller : Memeliler (Mammalia) sınıfından, boyun omurları kaynaşmamış, sırt yüzgeçleri olmayan, soğuk okyanuslarda yaşayan balinaları içine alan bir familya. Memeliler sınıfından boyun omurları kaynaşmamış sırt yüzgeçleri olmayan, soğuk okyanuslarda yaşayan, balinaları içine alan bir familya.
Beyaz benek hastalığı : Ichthyophthirius multifilis türü protozoonun balıkların derisinde beyaz benekler oluşturarak meydana getirdiği bir hastalık, İhtiyofitiriyus hastalığı, İhtiyofitiriyoz.
Beyaz boyun : Mozambik bantlı levreği.
Beyaz bulut balığı : Doğal olarak Çin ve Honkkongda bulunan, boyları 4 cm olabilen, vücutları koyu zeytin yeşili, bir akvaryum balığı, kardinal.
Beyaz bülten : Avrupa Komisyonunun hazırladığı, üye ülkelerde demokrasinin yaygınlaştırılması ve kurumların meşruluğunun arttırılmasına yönelik öneriler içeren yayın.
Beyaz cisim : Gebeliğin sona ermesi veya yeni bir siklusun başlaması sonucu ovaryumda sarı cismin yerinde biçimlenen beyazımsı sikatriks dokusu, korpus albikans.
Beyaz çapak balığı : Kemikli balıklardan, sazangiller (Cyprinidae) familyasından, boyu 35 cm olabilen, eti pek lezzetli olmayan ve bu nedenle fazla ekonomik özelliği olmayan bir tür, bodur çapak, tahta balığı.
Beyaz çiklit : Doğal olarak Güney Brezilya, Kuzey Arjantin ve Uruguayda durgun ve yavaş akan sularda yaşayan, boyları 30 cm olabilen bir akvaryum balığı.
Beyaz çöpleme : Zambakgiller (Liliaceae) familyasından, 50-100 cm kadar boylanabilen, yeşilimsi beyaz çiçekli, şeker, nişasta, reçine ve alkol bakımından zengin olan rizomları sonbaharda kurutulan, eczacılıkta çok yönlü olarak kullanılan, çok yıllık, otsu bitkiler. Zambakgiller familyasından, sulak çayırlarda ve orman dağ kuşaklarında yetişen, reçine, şekerler, katı yağ, organik asitler, nişasta, veratramin acı glikoziti, psevdonervin ve veratrozin glikozitleri, jervine adlı alkaloit içeren, yeşilimsi-beyaz çiçekler açan, 100 santimetreye kadar boylanabilen, insanlar ve hayvanlar için zehirli, çok yıllık otsu bitki, ak çöpleme, beyaz veratrum, çöpleme otu.
Beyaz çöpleme zehirlenmesi : Mera hayvanlarının beyaz çöpleme bitkisini tüketmesi sonucu oluşan akut veya kronik seyirli zehirlenme. Kalp, damar, solunum, sinir sistemlerini ve iskelet kaslarını etkilenmesi sonucu, kusma, ishal, aşırı işeme, nabız zayıflığı, felç ve ölümlere ölüme neden olur. Bitkinin gebelik döneminde tüketimi sonucu yeni doğan buzağılarda hipotrikozis ve hipofiz bezinin yokluğuyla belirgin yapılış bozuklukları görülür.
Beyaz çürük : Çam türü ağaçlarda lignin maddesinin mantarlarca yıkımlanması sonucu ortaya çıkan akçıl çürümeler.
Beyaz doruğu : Bir resim iminde, resmin en parlak noktasına karşılık olan taşıyıcı dalganın en yüksek genlik noktası.
Beyaz düve hastalığı : Daha çok Shorthorn ırkında olmak üzere beyaz donlu düvelerin vajinada kalıcı kızlık zarı bulunması ve döl yatağının segmental aplazisiyle belirgin doğuştan ve kalıtsal nedenlerle biçimlenen bir yapılış bozukluğu, kalıcı kızlık zarı, kapalı kızlık zarı. Genital kanal gelişiminin durmasına otozomal resesif karakterdeki genlerin pleomorfik etkisinin yol açtığı düşünülmektedir ve sığırlarda bu genler olasılıkla beyaz renk genine yakın yerleşimlidirler. Serviks ve döl yatağının genişlemesine ve atonisine neden olur.
Beyaz düzeyi : Bir resim iminde, resmin parlak bölümlerine karşılık olan noktadaki gerilim; değiştirimin pozitif ya da negatif oluşuna göre, eşleme düzeyinin üstünde ya da altında yer alır.
Beyaz ev : (Orta Asya, Rusya).
Beyaz fosfor : Yoğunluğu 1,82 g/mL, e.n. 44 °C, k.n. 280 °C, olan, buhar fazında P4 ve P2 molekülü şeklinde bulunan, suda çözünmediğinden ışıktan korumak için su içersinde kırmızı yapıya dönüştürülerek saklanan, düzenli, mumsu, çubuk şeklinde kristal bir madde.
Beyaz göz balığı : İzmarit.
Beyaz gözlügiller : Kuşlar (Aves) sınıfının, ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, öz ötücüler (Oscines) üst familyasından, gözlerinin çevresinde bir çember bulunan, Habeşistan civarından Avustralya'ya kadar yayılış gösteren bir familya. (Zosteropidae), Omurgalı hayvanlardan kuşlar (Aves) sınıfının ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının öz-ötücüler (Oscines) üst-familyasından bir familya.Gözün çevresinde bir çember bulunur. Habeşistan bölgesinden Avustralyaya kadar yayılmıştır. Gök beyaz-göz (Zosterops caerulescens) iyi bilinen türüdür.
Beyaz granüllü misetom : Acremonium ve Pseudallescheria cinsleri gibi pigmentsiz mantarların oluşturduğu deri ve deri altı dokuların granülomlu nitelikteki enfeksiyonu.
Beyaz hardal : Yapısında bulunan glikosinolat nedeniyle tiroit bezi hormonlarının üretimini ve salgılanması engelleyerek tiroit bezinde büyümeye neden olan cruciferae türüne ait guatr yapıcı bitkilerin bir türü.
Beyaz hollanda hindisi : Amerikada 1878 yılında standartlara giren, vücut rengi beyaz olan bir hindi ırkı.
Beyaz ışık : Kesiksiz bir dalga uzunlukları izgesine (renklere) ayrılabilen ışık.
Beyaz im : Bazı ülkelerde bir izlencenin yalnız yetişkinlerce seyredilebileceğini, çocuklara ve gençlere göre olmadığını belirtmek için bütün yayın boyunca görüntünün belirli bir yerinde yayınlanan im.
Beyaz inci balığı : Yaşama dönemi bir yılı geçmeyen, boyları 8 cm olabilen, doğal olarak Brezilyada yaşayan bir akvaryum balığı.
Beyaz ishal : Pullorum hastalığı.
Beyaz kan hücresi : Akyuvar.
Beyaz kan küresi : Akyuvar.
Beyaz karaciğer hastalığı : Koyunlarda ve özellikle bir yaşından küçük kuzularda gelişme geriliği, anemi, karaciğer yağlanması, beynin beyaz maddesinde süngerimsi dejenerasyon, fotosensitizasyon ve sarılıkla belirgin kobalt veya B-12 vitamini yetersizliğinden kaynaklanan beslenme hastalığı. Ortaya çıkışı çoğunlukla mevsimseldir ve bakır ile fosfor gibi diğer yetersizliklerle komplike olur.
Beyaz kas : Az miktarda miyoglobin ve sitokrom içermesi sebebiyle soluk görünen bir tip iskelet kası. Mitokondri çok az olduğu için enerjisinin çoğunu glikolizden elde eder. Beyaz et.
Beyaz kas hastalığı : Dünyanın birçok bölgesinde görülen, uzun süre ağılda tutulan ve yetersiz beslenen, fiziksel etkinliğe zorlanan veya çok fazla bakır içeren meralarda olatılan koyunlardaki E vitamini ve selenyumun, bazen de her ikisinin yetersizliği sonucu 1 günlükten 2 aylığa kadar veya daha ileri yaşlarda kuzularda salgınlar hâlinde görülen bir çeşit enzootik kas distrofisi, katı kuzu hastalığı, bükülmez kuzu hastalığı, E vitamini eksikliği.
Beyaz kas telleri : İskelet kaslarında morfolojik özelliklerindeki farklılıklara göre üç gruptan biri. Beyaz kas tellerinde miyoglobin miktarı azdır ve az sayıda kılcal damar bulunur.
Beyaz kaya balığı : Boyları 6 cm olabilen, denizlerde dağılım gösteren pelvik yüzgeçleri birleşmiş bir tür.
Beyaz kekik : Origanum Labiatae.
Beyaz kil : Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.
Beyaz kürk : Şeyhülislamlara özgü olan ak renkli kürk.
Beyaz leke hastalığı : Ichthyophthirius multifiliis türü protozoonun deniz ve tatlı su balıklarında oluşturduğu hastalık, ihtiyofitriyozis.
Beyaz madde : Omuriliğin dış kısmında, beynin iç kısmında miyelinli lifleri içeren, kesitlerde beyaz renkli olarak görülen beyaz sinir dokusu, substansiya alba.
Beyaz papatya : Papatyagiller (Compositae) familyasından, 10-35 cm yükseklikte, tek yıllık, otsu, parçalı yapraklı bir bitki. Eşek papatyası, margarita.
Beyaz portekiz merinosu : Portekizde yetiştirilen ve bu ülkenin merinos varlığını büyük kısmını oluşturan tarak yapağı merinosu.
Beyaz pulpa : Dalakta, lenfosit ve antijen tanıtıcı hücrelerin, arteriyollerin çevresinde oluşturdukları bölge. Dalak pulpasında arteria splenicanın küçük dalları çevresindeki lenfoit doku kümelerinin oluşturduğu bölüm. Dalakta lenf folikülleri ve lenfoid dokunun oluşturduğu kordonlar. Beyaz pulpada T ve B Lenfositler, plazma hücreleri, makrofajlar ve antijen sunan hücreler bulunur.
Beyaz sabun : Beyaz renkli bir tür sabun.
Beyaz şövalye : Mağdur durumdaki firmayı ele geçirme tehdidinde bulanan firmalara karşı yüksek fiyatla satın alarak ele geçiren firma. karşılığı kara şövalye.
Beyaz tel : Miyelinli sinir telleri. Kollagen tel. [Bakınız: kollagen tel].
Beyaz telefonlu filmler : İtalya'da faşizm döneminde, Nazi Almanyasının, Avusturya ve Macaristan sinemalarının, Hollywood'un etkisinde, günlük gerçeklerden uzak, kentsoylular çevresini ele alan filmler için kullanılan deyim. Tam bir kaçış sineması niteliği taşıyan bu filmlerde, kentsoylu özentisini yansıtan beyaz telefonlar bir görünçlük donatımı olarak bolca kullanıldığından bu filmlerin simgesi sayılmıştır.
Beyaz terör : (Fransa, 18.yy.).
Beyaz üzerine buyrultu : Sadrazamlarca ilgili kâğıdın kenarına değil, ayrı bir kâğıda yazılan buyrultu.
Beyaz üzerine padişah buyruğu : Padişahların doğrudan doğruya kendi elyazılarıyle ve ayrı bir kâğıda yazdıkları buyruk.
Beyaz vatoz : Boyları 200 cm olabilen ve Ege Denizinde dağılım gösteren, derinliği 40400 m arasında değişen kumlu ve çamurlu zeminlerde yaşayan demersal bir tür.
Beyaz veratrum : Beyaz çöpleme.
Beyaz yağ dokusu : Hücrelerinin her birinde büyük bir yağ damlacığı bulunan, beyazdan koyu sarıya kadar rengi değişebilen, vücudun esas yağı olan bir yağ dokusu tipi. Üniloküler doku, beyaz yağ. Yağ dokusu.
Beyaz yaka suçları : Kimi orta ve büyük kentsoylu tabaka üyelerinin işlerini alışılmış biçimde yürütmeleri sırasında işledikleri suçlar. (Haksız kazanç sağlamak üzere görevi kötüye kullanma, vergi kaçırma, üzerine para geçirme vb.).
Beyaz yakalı yarasa : Memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımının, fare kulaklı yarasagiller (Vespertilionidae) familyasından, böceklerle beslenen, üst çenede bir kesici diş bulunan, tek zirveli köpek dişi ile ikinci premolar arasında aralık bulunmayan, uçuş zarının kenarları şerit hâlinde beyaz renkte olan, çatı örtüsü altında 1000 ferttik koloni oluşturabilen, ikiz doğuran bir tür. Beyaz kenarlı yarasa.
Beyaz yakalılar : Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan ve maaş/ücret karşılığında çalışan memur, teknik personel. karşılığı mavi yakalılar. Kol gücünden çok kafa gücü ile yürütülen işlerde çalışanlar.
Beyaza çekme : Yazma müsveddesini kopya edip çoğaltma.
Beyaza çıkmak : Tebyiz edilmek.
Beyazaltın : Eskişehir kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Beyazdikencik üzümü : İnce kabuklu, küçük çekirdekli, sivri taneli ve geç olan üzüm.
Beyazgelen : Az beyaz, beyazca.
Beyazgösa : Alnının iki tarafında beyaz çizgi olan keçi.
Beyazgözlüler : İzmaritgiller.
Beyazıt : [Bakınız: Bayezit].
Beyazıt altınları : II. Beyazıt döneminde (1482) basılan 3508 gram ağırlığındaki altın sikkeler.
Beyazıtlar : İzmir şehri, Ödemiş ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Beyazkaya : Rize ili, Ardeşen ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Beyazkışlakçı : Niğde ili, Çamardı belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Beyazkömür : Geçen yüzyılın sonlarında, kar ve buzullarla beslenen akarsuların devindirici güçlerini belirtmek için kullanılmaya başlanan terim.
Beyazköy : Tekirdağ kenti, Beyazköy bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Beyazlanma : Beyaz duruma gelme, ağarma.
Beyazlaşma : Beyazlaşmak işi veya durumu.
Beyazlaştırma : Beyazlaştırmak işi.
Beyazlaştırmak : Beyazlaşmasına yol açmak.
Beyazlatabilme : Beyazlatabilmek işi.
Beyazlatabilmek : Beyazlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Beyazlatılma : Beyazlatılmak işi.
Beyazperde : Sürekli olarak bir duvarda asılı duracak ya da gerektiğinde taşınabilecek biçimde yapılan ve göstericiden çıkan görüntüleri yansıtan düz yüzeyli bir eğitim aracı. bk. saydam perde.
Beyazsokar : Boyları 40 cm olabilen, Ege Denizi ve Akdenizde dağılım gösteren, vücudu yanlardan iyice basık ve yüzgeçlerdeki bütün diken ışınları zehirli, kayalık ve algli zeminlerde yaşayan demersal bir tür.
Beyazsu : Rize kenti, Çayeli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Birleşmiş milletler beyannamesi : (1942).
Büyük beyaz domuz : İngilterede bulunan, bedenin düzgün duruşu, dik kulakları, beyaz rengi, pembe deri rengi ve uzun derin göğüs yapısıyla ayırt edilen, et verimi amacıyla üretilen, fazla sayıda yavru veren, süt verimleri fazla ve annelik içgüdüleri oldukça iyi gelişmiş, yalnızca etkin ve yağsız vücut yapısıyla değil aynı zamanda da sağlıklı ayak ve bacak yapısıyla da dikkat çeken domuz ırkı.
Büyük beyaz köpek balığı : Canavar köpek balığı.
Çinko beyazı : (Resim) Çinko oksitten elde edilen ak boya. Beyaz pigment olarak boya sanayiinde kullanılan çinko oksit ve kaolin karışımı. ZnO, boya sanayiinde kullanılan, zehirli beyaz toz halindeki çinko oksitin su veya yağ içindeki süspansiyonu.
Diferansiyel beyaz kan hücre sayımı : Yüz beyaz kan hücresi bulunan bir örnekte her bir tip beyaz kan hücresi sayısı.
Döviz beyan tutanağı : Dışsatım yükümlülüklerini yerine getiren kişilerin yurtdışından getirdikleri dövizi gümrük kapılarında beyan etmeleri üzerine düzenlenen belge.
Eksik belgelerle beyan : Gerekli diğer belgeler olmaksızın yalnızca Gümrük Müsteşarlığınca belirlenen belgelerin eklenmesiyle basitleştirilmiş usûlde yapılan bir beyan biçimi.
Geniş göğüslü ağır beyaz hindi : Geniş göğüslü bronz ve beyaz Hollanda hindilerinin melezlenmesi ve seleksiyonla 1950li yıllarda geliştirilen, dişiler 18-20 haftalık yaşta, erkekler ise 28-30 haftalık kesim yaşına gelen hindi ırkı.
Gök beyaz göz : (Zosterops caerulescens) Ötücü-kuşlar (Passeriformes) takımının beyaz-gözlügiller (Zosteropidae) familyasından bir kuş türü. Yeni Zelandada ormanlarda yaşar.
Gök beyazgöz : Ötücü kuşlar (Passeriformes) takımının, beyaz gözlügiller (Zosteropidae) familyasından, Yeni Zelanda ormanlarında yaşayan bir tür.
Güney afrika beyaz sığırı : Güney Afrikadan köken alan, genellikle kırmızı renkli, boynuzları dışa dönük ve uzun, hörgüçlü, sıcağa ve kene enfeksiyonlarına karşı dirençli, uysal mizaçlı, olumsuz koşullar altında bile döl verimi tatmin edici düzeyde, öncelikli olarak et verimi için yetiştirilen, geç gelişen ve cinsel olgunluğa geç ulaşan, uysal bir mizaç ve üstün canlı ağırlık artışı aktardıkları için tropik ülkelerde yerli ırkların ıslahında kullanılan, Bos indicus grubu sığır ırkı.
İbiksiz beyaz kalij sülünü : Pakistan'dan Burma'ya kadar yayılım alanına sahip, ormanlık alanlarda yaşayan, çok hareketli, genellikle çiftler hâlinde beslenen sülün ırkı.
İngiliz beyaz sığırı : İngiltereden köken alan, vücudu orta büyüklükte, beyaz renkli, ayakları, memeleri, göz kapakları, burnu ve mermesi siyah ve bazen kırmızı benekli, boynuzsuz, ineklerinin memeleri vücuda sağlam bağlanmış ve sıkı yapıda, meme başları oldukça küçük ve siyah renkli, uysal mizaçlı ve sürü idaresi kolay, dayanıklı ve sert iklim koşullarına ve olumsuz hava koşullarına uyum sağlayabilen, hastalıklara karşı direnç gösterme eğiliminde, kolay buzağılayan, etinin mermerleşme oranı iyi, öncelikli olarak et verimi yönünde yetiştirilmesine rağmen süt verimi de yüksek, kombine verimli sığır ırkı.
Kurşun beyazı : (Resim) Ak boya olarak kullanılan bir kurşun bileşiği. a. bk. çinko beyazı.
Küçük beyaz beltsville hindisi : Amerikada soy kütüklü yetiştirme ve seleksiyonla geliştirilen, 1941-1962 yılları arasında dünyaya yayılan, temel olarak geniş göğüslü ağır beyaz hindilere benzeyen, vücudu tamamen beyaz tüylerle kaplı, göz rengi kahverengi, gaga açık boynuz rengi, sakal siyah, incikleri ve parmakları soluk pembe renginde olan bir hindi ırkı.
Küçük beyaz hindi : Massachusettsde 1950li yıllarda geliştirilen, küçük yapılı, görünüm bakımından Beltsville ırkına benzeyen ancak daha küçük yapılı olan bir hindi ırkı.
Muhtasar beyanname : Kaynakta kesinti esasına göre, vergi sorumlusu tarafından kesilen vergilerin bildirimi ve ödenmesi için verilen bildirim belgesi.
Salamura beyaz peynir : Beyaz peynir.
Siyah beyaz alıcı : Siyah-beyaz görüntü yayınında kullanılan alıcı. Renkli alıcı karşıtı.
Siyah beyaz almaç : Yayını yalnız siyah-beyaz olarak izleyebilen almaç. (Bu çeşit almaçlar ya yalnız siyah-beyaz yayınları izlemek için yapılmıştır ya da renkli yayınları da siyah-beyaz olarak izleyebilir). Renkli almaç karşıtı.
Siyah beyaz film : Tek renk temeline dayanan, saydamsızlıktan saydamlığa kadar çeşitli yoğunluk dereceleri gösteren, görüntülükte siyahtan beyaza değin değişen gri kertelemeleri ortaya koyan film. Renkli film karşıtı.
Siyah beyaz saptayıcı : Siyah-beyaz televizyon görüntülerini film üzerine saptayan filme saptayıcı çeşidi.
Siyah beyaz televizyon : Yalnız siyah ile beyaz arasındaki gri kertelenmesine uygun elektrik akımı kullanarak doğadaki renkleri ancak bu kerteleme içinde aktarabilen televizyon. Renkli televizyon karşıtı.
Siyah beyaz yayın : Siyah-beyaz televizyon işlemiyle gerçekleştirilen yayın. Renkli yayın karşıtı.
Süblimleşmiş beyaz kurşun : Kurşun sülfat dumanı.
Tibet beyaz kulaklı sülünü : Ana vatanı Tibet olan, 3000m yükseklikteki dağlardaki ormanlarda yaşayan, oldukça kazıcı yapıya sahip, insanlara kolay alışan, seyrek görülen, çiftler hâlinde beslenen sülün ırkı.
Ayan beyan : Besbelli, apaçık, açık seçik bir biçimde.
Beyaban : Çöl.
Beyağaç : Denizli iline bağlı ilçelerden biri.
Beyan : Bildirme. Bir eserde, düşüncelerin, duyguların, hayallerin doğuş ve değerlerini, bunların anlatımında tutulacak yolları konu edinen bir edebiyat bilgisi dalı.
Beyan değeri : İletkenler için akım geçirme yeteneğinin belirtisi.
Beyanat : Demeç, bildiri.
Beyanname : Bir kimsenin resmî bir kuruluşa herhangi bir durumu bildirmek için verdiği çizelge, bildirge. Vergi yükümlülerinin belli zamanlarda, bağlı oldukları vergi dairelerine verdikleri gelir bildirme belgesi.
Beyaz : Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kimse. Beyaz zehir.
Beyaz adam : Beyaz ırka mensup olan kişi. Sömürge ülkelerinde yerlilerin, sömürgeciler için kullandığı söz. Zencilerin beyaz tenli insanlar için kullandığı söz.
Beyaz baston : Görme engellilerin yürürken kullandıkları madenî çubuk.
Beyaz bayrak : Atletizm yarışlarında hakemlerce gösterilen, sporcunun kurallara uygun bir biçimde atladığını veya koştuğunu belirten kısa saplı bayrak.
Beyaz cam : Televizyon ekranı.
Beyaz dizi : Genellikle aşk konularını basit bir biçimde işleyen romanlardan oluşan dizi.
Beyaz eşya : Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi vb. ev aletlerine verilen genel ad.
Beyaz et : Tavuk, balık vb. etlere verilen genel ad.
Beyaz ırk : Avrupa, Kuzey Amerika, Güney ve Batı Asya ile Kuzey Afrika'da yaşayan ve teninin rengi açık olan insan ırkı.
Beyaz iş : Beyaz pamuklu veya keten kumaşlar üzerine beyaz veya renkli ipliklerle yapılmış olan sarma iş.
Beyaz kitap : Bir sorunu aydınlatmak ve savunmak için bir kurum veya hükûmetçe yayımlanan kitap.
Beyaz kömür : Akarsulardan elde edilen elektrik gücü.
Beyaz oy : Bir oylamada kabul anlamı taşıyan oy.
Beyaz perde : Göstericiden çıkan görüntülerin üzerinde yansıdığı, sinema filminin oynatıldığı yüzey. Sinema.
Beyaz peynir : Koyun, keçi, inek veya manda sütünden mayalanarak yapılan, besleyici gücü fazla bir peynir türü.
Beyaz rus : Beyaz Rusya halkından olan kimse.
Beyaz şarap : Sadece beyaz üzüm şırasından yapılmış olan şarap.
Beyaz yakalı : Üretim sürecinde bedensel gücüyle çalışmayıp düşünsel etkinlikte bulunan, maaş veya ücret karşılığında çalışan memur, teknik personel.
Beyaz yalan : Karşısındakini üzmemek veya zarar vermemek için söylenen masumca yalan.
Beyaz zehir : Eroin, kokain vb. sıvı olmayan uyuşturucu madde, beyaz.
Beyazımsı : Rengi beyazı andıran, beyaza benzeyen, beyaz gibi, beyazımtırak.
Beyazımtırak : Beyazımsı.
Beyazlanmak : Beyaz duruma gelmek, ağarmak.
Beyazlaşmak : Beyaz duruma gelmek.
Beyazlatıcı : Dokunan kumaşların renk tonlarını açan veya beyazlatan ve kumaşlar üzerindeki lekeleri gideren (kimse). Daha beyaz duruma getiren kimyasal madde.
Beyazlatılmak : Beyaz duruma getirilmek, ağartılmak.
Beyazlatma : Beyazlatmak işi, ağartma. Kâğıtçılıkta parlaklığın iyileştirilmesi için hamur bileşenlerinin renginin az veya çok oranda değiştirilmesi, giderilmesi.
Beyazlatmak : Beyaz duruma getirmek, ağartmak.
Beyazlı : Beyazı bulunan.
Beyazlık : Beyaz olma durumu. Ağartı.
Beyazsinek : Özellikle pamukların üzerinde üreyerek bitkinin öz suyunu emen ve kurumasına sebep olan bir tür sinek.
Beyaztilki : Tilkinin kışlık tüyünden yapılmış olan kürk.
Gümrük beyannamesi : Gümrük yönetimine verilen, ithalat ve ihracat için belirlenen malların türünü, değerini ve kaynağını belirten resmî belge.
İrade beyanı : Bir sonuca yönelmiş irade açıklaması.
Kar beyaz : Bembeyaz, çok beyaz. Bu renkte olan.
Mal beyanı : Mal bildirimi.
Siyah beyaz : Yalnız siyah çizgilerle kâğıdın beyazlığından oluşan resim veya bu iki rengi verecek gibi hazırlanmış klişe tekniği. Tek renk temeline dayanan, siyahtan beyaza kadar çeşitli yoğunluk derecelerini gösteren film.
Süt beyaz : Bembeyaz, çok beyaz. Bu renkte olan.
Üç beyaz : Un, şeker ve yağı anlatan bir söz.
Vergi beyannamesi : Vergi mükellefinin bir vergi döneminde sağladığı kazancı bildirir belge.
Diğer dillerde Bey oğlu anlamı nedir?
Osmanlıca Bey oğlu : beyzade


Bu kısımda Beya nedir? Beya ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Beya tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Beya hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.