Blowing türkçesi Blowing nedir

Blowing ile ilgili cümleler

English: I was just blowing off steam.
Turkish: Sadece içimi döküp rahatlıyordum.

English: It's blowing hard.
Turkish: Sert esiyor.

English: I felt the wind blowing on my face.
Turkish: Yüzüme vuran rüzgarı hissettim.

English: It was blowing hard all night.
Turkish: Bütün gece rüzgar sert esiyordu.

English: A strong wind is blowing and I can't go fast.
Turkish: Kuvvetli bir rüzgar esiyor ve ben hızlı gidemiyorum.

Blowing ingilizcede ne demek, Blowing nerede nasıl kullanılır?

Blowing about : Savurma.

Blowing engine : Körük motoru.

Blowing hot and cold : Değişme. Daldan dala atlama. Hem sıcak hem soğuk esme. Fikir değiştirme. Bir dediği diğerini tutmama.

Blowing snow : Kar tipisi. Tipi. Savrulan kar. İnce bulgur tanesi biçiminde, yolları ve geçitleri kapayabilen yeğin kar fırtınası. Rüzgarla savrulan kar.

Blowing type ventilation : Üflemeli havalandırma.

Air blowing : Oksidasyon. Hava üfleme. Hava geçirme. Üfleme.

Blowiest : Rüzgarlı.

Blowing up : Yerle bir etme. Havaya uçurma. Şişkin hale gelme. Yerle bir olma. Patlama. Büyütülme. Havaya uçma. Genişleme. Şişirilmiş hale gelme. Büyüme.

Glass blowing : Şişe yapımı. Boru aracılığı ile erimiş cam küresi içine hava üfleyerek cam eşya şekillendirme yöntemi. Cam üfleme. Cam üfleme işlemi.

 

Blowiness : Şiddetli rüzgar esintisi. Rüzgarlılık.

İngilizce Blowing Türkçe anlamı, Blowing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blowing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mind bending : Şaşırtıcı. Hayal gördüren. Kafa karıştıran. Bunaltıcı.

Air blowing : Oksidasyon. Hava üfleme. Hava geçirme.

Healthy : Sağlığa yarar. Kuvvetli. Yararlı. Sağlam. Sağlığa yararlı. Önemli. Büyük. Sıhhatli. Demir gibi.

Blustery : Gürleyen. Rüzgarlı. Sert rüzgarlı. Rüzgarlı (hava). Tehditkar. Sert bir şekilde esme. Kasırgalı.

Insufflation : İçine gaz verme. İnsuflasyon. Hava verme. Üzerine üfleme. İçine üfleme.

Puffing : İlk üfleme. Abartılı reklam. Burundan çekme. Şişirme. Açık artırmada fiyatın yükselmesi. Şişme.

Processing : Yapma. İşlem. Yapım. Proses. Yönlendirme. İşleme tabi tutma. İşlenme. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İşleme. Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak amacıyla, duyarkatın işlemelikte çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi.

Psychoactive : Psikoaktif.

Psychotropic : Psikotropik.

Whiffling : Islık sesi çıkarmak. Esmek. Üflemek.

Blowing zıt anlamlı kelimeler, Blowing kelime anlamı

Unemotional : Heyecanlanmayan. Heyecansız. Duygusuz. Hissiz.

Blowing antonyms : nonpsychoactive.