Blowiest türkçesi Blowiest nedir

Blowiest ingilizcede ne demek, Blowiest nerede nasıl kullanılır?

Blowier : Rüzgarlı.

Blowiness : Rüzgarlılık. Şiddetli rüzgar esintisi.

Blowing : Körükle basma. Esen. Üfleme. Esme.

Blowing about : Savurma.

Blowing engine : Körük motoru.

Blowing snow : Savrulan kar. Kar tipisi. İnce bulgur tanesi biçiminde, yolları ve geçitleri kapayabilen yeğin kar fırtınası. Rüzgarla savrulan kar. Tipi.

Safeblowing : İçindekileri çalmak amacıyla çelik bir kasayı açmak için patlayıcılar kullanma eylemi. Kasa patlatma.

Blowing hot and cold : Değişme. Daldan dala atlama. Fikir değiştirme. Bir dediği diğerini tutmama. Hem sıcak hem soğuk esme.

Blowing type ventilation : Üflemeli havalandırma.

Glassblowing : Cam üfleme. Cam sanatı.

İngilizce Blowiest Türkçe anlamı, Blowiest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blowiest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bleaker : Rüzgara açık. Üzgün. Kötü. Sevimsiz. Kasvetli. Soğuk. Rüzgar alan. Rüzgara maruz. Akkefal.

Blustery : Rüzgarlı (hava). Esen. Gürleyen. Sert rüzgarlı. Sert bir şekilde esme. Kasırgalı. Tehditkar.

Worst : En kötü biçimde. Alt etmek. Yün iplik. En fena. En kötü şey. En kötü. Yenmek. En kötüsü. En kötü şekilde.

 

Anfractuous : Eğik. Dolaylı. Eğri büyrü. Anfraktüöz. Kavisli. Dolambaçlı. Eğri büğrü.

Bleakest : Umutsuz. Kötü. Kara. Rüzgar alan. Kasvetli. Rüzgara maruz. Soğuk. Rüzgara açık. Akkefal.

Blustering : Sert (esme). Tehditle. Gürültücü. Şiddetli. Yüksek ve haşin bir şekilde esme. Şamatacı. Sert bir şekilde esme (blustering winds {sert rüzgarlar} gibi). Taşkın. Tehdit etmek.

Blasty : Fırtınalı. Patlamalardan etkilenmiş.

Bleak : Tatlı su sardalyesi. Çıplak. Rüzgar alan. Sevimsiz. Umutsuz. İnci balığı. Kara. Akkefal. Kötü.

Gustful : Fırtınalı. Şiddetli (fırtına vb). Leziz.

Blowiest synonyms : blowy, breeziest, blowier, gustier, last, breezy, bleaks, last place, breezier.

Blowiest zıt anlamlı kelimeler, Blowiest kelime anlamı

Best : Yenmek. Alt etmek. En çok. En. En iyi şekilde. Hakkından gelmek. Geçmek. En iyi. En iyisi. Baskın çıkmak.