Worst türkçesi Worst nedir

  • En kötü şey.
  • En kötü.
  • En kötü şekilde.
  • Yenmek.
  • En kötüsü.
  • Alt etmek.
  • En fena.
  • Yün iplik.
  • En kötü biçimde.

Worst ile ilgili cümleler

English: Ali certainly isn't the worst player on our team.
Turkish: Ali kesinlikle takımımızda en kötü oyuncu değil.

English: An expert is someone who knows some of the worst mistakes that can be made in his field, and how to avoid them.
Turkish: Bir uzman sahasında yapılabilecek en kötü hatalardan bazılarını ve onlardan nasıl sakınacağını bilen biridir.

English: Ali is the worst student in the class.
Turkish: Ali sınıftaki en kötü öğrenci.

English: Ali lives in the worst part of town.
Turkish: Ali şehrin en kötü kısmında yaşıyor.

English: Ali and Mary went to the worst restaurant in town.
Turkish: Ali ve Mary şehirdeki en kötü restorana gitti.

Worst ingilizcede ne demek, Worst nerede nasıl kullanılır?

Worst case : En kötü durum.

Get the worst of : -den kazançlı çıkmamak. Başına en kötüsü gelmek. Alt edilmek. Sırtı yere getirilmek. En kötüsüyle karşılamak. Yenilmek.

In the worst case : En kötü muhtemel senaryoda. En olmadı. En kötü halde. En kötü ihtimalde. Hiç olmadı. En kötü ihtimalle.

Make the worst of : Kötümser olmak. Kötü tarafından bakmak.

The worst of all : Destenin en kötüsü. Herşeyden daha korkuncu. En kötü senaryo. Hepsinin en kötüsü. En kötüsü.

 

The worst : En fenası. Beterin beteri. En kötüsü. En kötü. En kötü şekilde. Diğer geri kalanlardan daha kötü olan. En düşük miktarda olan biri.

Worsted : Kamgarn iplik. Yün kumaş. Varış çizgisinin iç kıyısı üzerinde, varış direklerine bağlanıp gerilmiş olan 1.22 m. yükseklikteki pamuk ya da benzeri nitelikte yumuşak ip. Bükülmüş yün. Taranmış. Yünlü. Taranmış (penye) kumaş. Yünlü kumaş. Yün iplik.

The worst of it is that : En kötü tarafı -. Korkunç olan şey -. En korkunç parçası da -.

Expect the worst : Kendini en kötüsüne hazırlamak. En kötü ihtimalin gerçekleşeceğini ummak.

Worsteds : Kamgarn iplik. Kamgarn kumaş. Taranmış (penye) kumaş. Yün iplik. Yün ipliğinden dokunmuş. Taranmış. Bükme yün. Kamgarn. Yünlü. Bükülmüş yün.

İngilizce Worst Türkçe anlamı, Worst eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Worst ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beat : Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Vurma sesi. Volta vurmak. Geçmek. Vurmak. Darbe. Çalmak (davul). Alt etmek (argo terim). Vuru.

Best : Baskın çıkmak. En çok. En iyi. Geçmek. En iyi şekilde. Birinci sınıf. En. Hakkından gelmek.

Bad : Şanssızlık. Bozuk. Bir dürtüş ya da vuruşa karşı korunmak için yapılan, yerinde ve yeterli olmayan çelgi. Kem. Kötü. Berbat. Küfürlü. Rahatsız. Sahte. Yetersiz çelgi.

Annihilate : İmha etmek. Elemek. İptal etmek. Ortadan kaldırmak. Yok etmek. Bozmak. Feshetmek. Yoketmek. Mahvetmek.

 

Become worn : Yalama olmak (vida vb).

Carry a person off his feet : Bir insanı dizlerinin üzerine çöktürmek. Sersemletmek.

Annihilates : İmha etmek. Feshetmek. Elemek. Bozmak. Mahvetmek. Yok etmek. İptal etmek. Yoketmek. Ortadan kaldırmak.

Last place : Sonuncu.

Outcome : Sonlanım. Çıktı. Sonuç ürün. Ürün. Son. Akıbet. Netice. Sonuç.

Annihilating : Yoketmek. Ortadan kaldırmak. İmha etmek. İptal etmek. Bozmak. Feshetmek. Elemek.

Worst synonyms : pessimum, pessimal, besting, carry away the bell, termination, bludgeon, lowest, be overcome, bear the bell, circumvents, most wicked, wickedest, circumventing, worsts, beat up, result, bottom, worsted, circumvented, most evil, bests, beat back, beat somebody hollow, the unthinkable, last, inferior, the worst, beats, worsteds, bludgeoned, break the back of, beating up, bludgeons.

Worst zıt anlamlı kelimeler, Worst kelime anlamı

Superior : Üstün. Üst. Kibirli. Yüksek. Üstün nitelikli. Üstteki. Amir. Daha kuvvetli. Üst orun. Üstün kimse.

Good : Yarar. Çıkar. Hayırlı. Uslu. Güzel. Sağlamlaştırmak. Doğruluk. Emin. Çok. Sağlam.

Best : Hakkından gelmek. En iyisi. Birinci sınıf. En iyi. Geçmek. En. En iyi şekilde. En çok. Baskın çıkmak. Yenmek.

Worst ingilizce tanımı, definition of Worst

Worst kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Bad, evil, or pernicious, in the highest degree, whether in a physical or moral sense. [Bakınız: Worse]. That which is most bad or evil. To defeat. To get the better of. To deteriorate. The most severe, pernicious, calamitous, or wicked state or degree. To gain advantage over, in contest or competition. To overthrow. To discomfit. To grow worse.