Buffers türkçesi Buffers nedir

Buffers ingilizcede ne demek, Buffers nerede nasıl kullanılır?

Out of buffers : Arabellek bitti. Arabellek yetersiz.

Server network buffers : Sunucu ağ arabellekleri.

Server working buffers : Sunucu çalışma arabellekleri.

Buffer action : Tampon etkisi.

Buffer amplifier : Yastık amplifikatör. Ara bellek yükselticisi. Yastık yükselteç.

Buffer size : Arabellek boyu. Arabellek boyutu.

Buffer beam : Tampon kirişi. Tampon traversi.

Buffer cache : Tampon önbelleği.

Buffer memory : Geçici bellek. Tampon bellek. Ara bellek (bilgisayar). Arabellek. Bir birimden ötekine veri gönderilirken, veri öğelerinin biriktirilip geçici olarak saklandığı ara bellek ya da bellek kesimi. Yastık bellek.

Buffer spring : Tampon yayı. Bir çeşit amortisör. Tampon yay. Şoku nötralize eden yaylı.

İngilizce Buffers Türkçe anlamı, Buffers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Buffers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Experience : Tatmak. Olayların zorunlu bağlantılarının, özelliklerinin ve yasalarının ortaya çıkarılmasına, ussal etkinlik yöntem ve araçlarının bulunup denenmesine olanak veren; insanın doğal ve toplumsal çevresi üzerindeki kılgısal eylemi. Tecrübe. Maruz kalmak. Deneyim. Yaşamak. Görmek. Başından geçmek. Eğitim, fizik, kimya, sosyoloji alanlarında kullanılır. Karşılaşmak.

 

Bumpering : Ağzına kadar dolu kadeh. Bereketli şey. Mahmuz. Alışılandan çok daha bol. Sıkılama makinesi. Ağzına kadar dolu bardak. Önleç. Çamurluk.

Lose : Geri kalmak. Kaybetmek. Kaybolmak. Şaşırmak. Yitirmek. Kazanamamak. Kaçırmak. Azıtmak. Mahrum etmek. Mağlup olmak.

Fender : Usturmaça. Siper. Koruyucu düzen. Çamurluk. Ocak siperi. Aracın ön ve arka kenarlarında bulunan ve onu diğer nesnelerle temastan koruyan obje. Paravana. Püskürten veya kovalayan kimse. Şöminenin önüne konulan alçak parmaklık.

Die : Göçüp gitmek. Hayatını teslim etmek. Dünyaya gözlerini kapamak. Göçmek. Mortoyu çekmek. Tatmak. Sıkılmak. Oyun zarı. Yivaçarın diş açan parçası. Kandilin yağı tükenmek.

Mouses : Mahcup. Fare. Çekingen tip. Sıçan. Tıkalı boruları açma topu. Fare avlamak. Fare tutmak. Mouse.

Endure : Acıya dayanmak. Sabretmek. Dayanmak. Sürmek. Devam etmek. Göğüs germek. Sebat etmek. Çekmek. Dişini sıkmak. Uzun süre dayanmak.

Buffer stop : Hortuvar. Kör yol tamponu.

Packing : Conta. Ambalaj kağıdı. Sarma. Malı koruyan kap ya da madde. Sızma ipi. Salmastra. Sızdırmazlar. Sandıklama. Ambalajlama.

Go through : İnce eleyip sık dokumak. Ayrıntılar üzerinde durmak. Göz atmak. Durmadan geçmek (bir taşıt durması gereken bir yerden). Yaşamak. Resmen kabul edilmek. Muayene etmek. Sunmak. Konuşmak. Araştırmak.

Buffers synonyms : buffer, worsen, packings, shock absorber, car bumper, bumper, decline, fenders, tolerate, bumpers, bumber, mouse, moused, see.

Buffers zıt anlamlı kelimeler, Buffers kelime anlamı

Enjoy : Sevmek. Hoşlanmak. Keyfini çıkarmak. Tadını çıkarmak. Sahip olmak. Haz almak. Tadını almak. Tadına varmak. Anlamak. Zevk almak.

Better : Daha iyi yapmak. Daha iyi bir hale gelmek. Yakşırak. Islah etmek. Daha iyi bir hale getirmek. Gelişmek. İyileşmek. Islah olmak. İlerletmek. İyisimi.