Bulaştırmak nedir, Bulaştırmak ne demek

  • Bulaşmasına yol açmak

Bulaştırmak anlamı, tanımı:

Ağzına burnuna bulaştırmak : Bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak.

Ağzına yüzüne bulaştırmak : Bir işi kötü yapmak, becerememek.

Eline yüzüne bulaştırmak : Bir işi gerektiği gibi yapamamak, başarısız olmak, becerememek.

Yüzüne gözüne bulaştırmak : Bir işi becerememek, bozmak.

Bulaşma : Bulaşmak işi.

Açmak : Engeli kaldırmak. Geçit sağlamak. Birbirinden uzaklaştırmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Yarmak. Bir konu ile ilgili konuşmak. Alanını genişletmek. Görünür duruma getirmek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Beğenmek. Ayırmak, tahsis etmek. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Alışverişi başlatmak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Rengin koyuluğunu azaltmak. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Savaşla almak, fethetmek. Ferahlık vermek. Yakışmak, güzel göstermek. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek.

 

Yol : Gaye, uğur, maksat. Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. Hile, tuzak. Yolculuk. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Gidiş çabukluğu, hız. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Kez, defa. Kumaşta bulunan çizgi. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem.

Diğer dillerde Bulaştırmak anlamı nedir?

İngilizce'de Bulaştırmak ne demek? : v. infect, contaminate, transmit, involve, daub, dirty, smear, taint, bedabble, bedaub, besmear, blur, communicate, corrupt, drag, embroil, entangle, imbrue, implicate, inweave, propagate, slush, smudge, splodge, splotch, spread

Fransızca'da Bulaştırmak : salir, souiller; infecter, contaminer

Almanca'da Bulaştırmak : v. anschmieren, hineinziehen, infizieren, verseuchen

Rusça'da Bulaştırmak : v. загрязнять, пачкать, замазывать, размазывать, вымарывать, мазать, инфицировать, запутывать, впутывать, загрязнить, выпачкать, испачкать, запачкать, замазать, вымарать, перемазать, измазать, мазнуть, помазать, запутать, впутать