Buyu nedir, Buyu ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Bir kere, bir kez.

Buyu ile ilgili Cümleler

  • “Efendimiz, af buyurun, boynumuz kıldan incedir.”
  • İsterseniz buyurun bize katılın.
  • Buyur, otur.
  • “Hiçbir şey söylemesine müsaade etmedim, gayet haşin, çok sert davrandım.”
  • Buyur al.
  • Buyur, içecek bir şey al.
  • Kahvaltıya buyurun.
  • Oh, buyur bakalım. Gördün mü? Tam olacağını söylediğim gibi oldu. Şimdi git ambulans çağır.
  • “Allah bir de kız çocuk ihsan etseydi, bu ismi verecektim.”
  • Lütfen buyurun, afiyet olsun!
  • “Aliş'e de buyur ettiler, ekmek, peynir ve üzümden ibaret yemeklerini yemeye koyuldular.”
  • “Soldaki bahçeli kahveye buyur ettim.”
  • Önce siz buyurun.
  • Buyur, kalemimi dene.
  • Buyur.
  • bir cok yonden buyuk.
  • Buyur, hangisini seçersen seç.
  • Buyurun fişiniz.

Buyu ile ilgili Atasözü veya Deyim

af buyurun : “affedersiniz, affınızı rica ederim” anlamında kullanılan bir söz “halt etmişsiniz” anlamında kullanılan bir söz.

buyur : “buyurun!” anlamında kullanılan bir seslenme sözü “anlamadım, sözünüzü tekrarlayınız!” anlamında kullanılan bir seslenme sözü “söyleyiniz, emrediniz!” anlamında kullanılan bir seslenme sözü.

buyur etmek : buyurun diyerek konuğu saygı ile içeri almak sofraya çağırmak.

çocuğa iş buyuran, ardınca kendi gider : “çocuk kendisine ısmarlanan işi yapamayacağından işi buyuran kimsenin onun arkasından gitmesi gerekir” anlamında kullanılan bir söz.

 

ihsan etmek (veya buyurmak) : bağışta bulunmak, bağışlamak.

it ite (buyurur), it de kuyruğuna : “işi yapmak istemeyen onu mutlaka başkasına ısmarlar” anlamında kullanılan bir söz.

keramet buyurdunuz (veya keramette bulundunuz) : “çok doğru söylediniz, çok güzel yaptınız” anlamında kullanılan bir söz.

kerem buyurun (veya eyleyin) : “izin verin, beni dinleyin” anlamında kullanılan bir nezaket sözü.

kes parmağını çık pazara, merhem buyuran çok olur : “kişinin bir ihtiyaç içinde bulunduğunu gören herkes ona değişik yol gösterir” anlamında kullanılan bir söz.

müsaade etmek (veya buyurmak) : izin vermek geçiş için yol vermek, yol açmak elverişli, uygun olmak.

tembele iş buyur, sana akıl öğretsin : kendisinden bir konuda yardımcı olması istendiğinde yardım edeceği yerde çözüm yolları gösteren kimseler için kullanılan bir söz.

Buyu anlamı, tanımı

Buyuhmah : Donmak, üşümek

Buyuk : Bıyık.

Buyulu : Sabanın kıvrık yerine konulan ve toprağı dağıtmaya yarayan çatal.

Buyum : Büyüğüm.

Buyumah : Donmak, üşümek.

Buyumak : Donmak, üşümek.

Buyur almak : Emir, buyrultu almak.

Buyurabilme : Buyurabilmek işi.

Buyurabilmek : Buyurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

Buyuransu : Diyarbakır ilinde, Ovabağ nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Buyurdum : Buyurultu, emirname.

Buyuretti : Ağrı şehri, Doğubayazıt belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Buyurganca : Buyurgana yakışır bir biçimde.

Buyurganlaşma : Buyurganlaşmak işi.

Buyurganlaşmak : Buyurgan duruma gelmek.

 

Buyursamalı kip : Hafif bir buyuruk anlatan gelişimli kip: Bu kitabı siz de bir kere görseniz gibi.

Buyurtu : Nızam? kanun, emir, ferman.

Buyuru gelmek : Buyurmak, emretmek.

Buyurucu : Amir. Emir.

Buyurucu töre : Emredici hukuk.

Buyuruculuk : Bir kişinin ya da küçük bir kümenin herhangi bir toplumsal sınıf yararına, devlet erkini kullanarak bütün toplumsal kurumları, toplum üyelerini tam ve gönlünce bir denetim altında bulundurduğu siyasal örgütleniş biçimi.

Buyuruk : Buyruk, emir. [Bakınız: buyruk].

Buyuruk sürmek : Hüküm yürütmek.

Buyurulmak : Emir almak, emredilmek.

Buyurultu : Belge. Davetiye. [Bakınız: buyrultu].

Buyurun cenaze namazına : Beklenmedik kötü bir durum karşısında üzüntü anlatan bir söz.

Buyurun itmek : İyi karşılamak, kapıdan karşılamak.

Buyuşuk : Uyuşuk, uyuşmuş.

Buyuz : Bu yan.

Güç buyurmak : Ağır işler yaptırmak istemek.

Oda buyurmak : Ateşe atılmasını emretmek.

Öneli buyurum kipi : Bazı dillerde, ileride yapılacak bir iş için kullanılan buyurum kipi.

Önelsiz buyurum kipi : Önelli buyurum kipi kullanan dillerde söylendiği anda yapılacak bir iş için kullanılan buyurum kipi.

Yumuş buyurmak : İş buyurmak.

Buyurgan : Sık sık buyruk veren, buyruk verir gibi konuşan. Kesin hüküm bildiren.

Buyurganlık : Buyurgan olma durumu.

Buyurma : Buyurmak işi.

Buyurmak : Bir şeyin yapılmasını veya yapılmamasını kesin olarak söylemek, emretmek. Söylemek, demek, düşüncesini bildirmek. Etmek, eylemek. Almak. Gelmek, gitmek, geçmek, girmek.

Buyuru : Buyruk.

Diğer dillerde Buyruklusuna yazılı çek anlamı nedir?

İngilizce'de Buyruklusuna yazılı çek ne demek ? : check to order