Cılı nedir, Cılı ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Sıcak.

Ilık.

Cılı ile ilgili Cümleler

  • Ali cılız merdivene dikkatlice tırmandı.
  • Ali oldukça cılız.
  • Cılız ve titrek bir sesle, insanlara güven ve ümit vermek imkânsızdır.
  • Ali son derece cılız.
  • Cılızdım.
  • Ali cılız biridir.
  • O kadar cılız görünüyor muyum?
  • Ali cılız bir çocuk.
  • Calhoun konuşmasını okuyamayacak kadar çok cılızdı.
  • Cılız ve narin bir çocuktu.
  • Ali cılız değil.
  • Ali hareket edemeyecek kadar çok cılız.
  • Cılız hissediyorum.

Cılı anlamı, kısaca tanımı

Cılıgan : Oyunbozan, mızıkçı

Cılık : Oyunbozan, mızıkçı. Terbiyesiz. Küçük balık yumurtaları. İncir. Bozuk, çürük, kokmuş. Kuluçkadaki bozuk yumurta.

Cılıkla : Yünden örülmüş yelek.

Cılım : Küçük aptest.

Cılımak : Oyunda mızıkçılık etmek. [Bakınız: cığızlanmak]. İşi bozmak.

Cılımın : İnsan gücü.

Cılımkız : Arık, cılız.

Cılımlı : Arık, cılız.

Cılındırık : Sinirli, yağsız et.

Cılınga : Odun yongası.

Cılıngaz : Arık, cılız.

Cılıngı : Kıvılcım.

Cılıngır : Arık, cılız.

Cılıngız : Arık, cılız. Bakımsız.

Cılınğa : Kıvılcım.

Cılınğı : Kıvılcım.

Cılınğız : Arık, cılız.

Cılınk : Eski elbiseden sarkan parçalar.

Cılınmak : Isınmak.

Cılınt : Cirit.

Cılıntı : Küçük, zayıf, ince. Çalı çırpı.

 

Cılırga : Kaldıraç.

Cılıs : Arık, cılız. Acele: Çarşıya cılıs gittim. Bütün, hep.

Cılız ana ışık : Ana ışığın, dar bir alanı aydınlatacak biçimdeki durumu. (Bu durumda görünçlüğün büyük bir bölümü karanlık ya da yarı aydınlık görünüş alır).

Cılızlamak : Oyunda mızıkçılık etmek.

Cılız : Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif. Güçsüz bir biçimde. Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz. İnce.

Cılızlaşma : Cılızlaşmak işi.

Cılızlaşmak : Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak. Gücünü, değerini yitirmek. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek.

Cılızlık : Cılız olma durumu.

Diğer dillerde Cıf anlamı nedir?

İngilizce'de Cıf ne demek ? : cost, insurance and freight, cif