Cıngıldamak nedir, Cıngıldamak ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Acayip ses çıkarmak.
Çocuk, yavaş sesle ağlamak.
Kulak çınlamak.
Çan veya zil çalmak.
Düşen madeni para ses çıkarmak.
Hafif meşreplik, oynaklık etmek.
Su bulunduğu kabın içinde çalkalanmak.
Cıngıldamak tanımı, anlamı
Cıng : Yere düşen madeni eşyanın çıkardığı ses
Cıngı : Odun yongası. Civciv. Cılız. Göz yaşı. Kıvılcım. Kor durumda ateş parçası, çıngı.
Cıngıl : Küçük üzüm salkımı. Boncuk, gümüş veya altın para ile yapılmış, başlığa veya giysiye takılan süs. Radyo programları öncesinde veya sonrasında çalınan, tanıtıcı, özel müzik parçası.
Çalkalanmak : Çalkama işine konu olmak. Dalgalanmak.
Madeni para : Altın, gümüş, bakır, bronz, alüminyum vb. maddelerin alaşımından yapılmış olan para, demir para.
Çalkalanma : Çalkalanmak işi.
Oynaklık : Oynak olma durumu. Oynakça davranış.
Çınlamak : "Çın" diye ses çıkarmak. Yankı vermek.
Çıkarmak : Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.
Ağlamak : Üzüntü, acı, sevinç, pişmanlık vb.nin etkisiyle gözyaşı dökmek. Sızlanmak, yakınmak. Bir duruma üzülmek. Ağaç budandığında kesilen yerlerden besi suyu veya öz su akmak.
Çıkarma : Çıkarmak işi, emisyon. Düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme, asker çıkarma. Dört işlemden biri, çıkarmak işlemi, tarh.
Çınlama : Çınlamak işi.
İçinde : Süresince, zarfında. ile dolu bir biçimde. Ortamında.
Ağlama : Ağlamak işi.
Meşrep : Yaradılış, huy, karakter, mizaç. Davranış biçimi.
Çalmak : Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
Acayip : Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
Madeni : Madensel, madenle ilgili.
Oynak : Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
Çalka : İçinde mısır patlatılan veya kahve kavrulan tava. [Bakınız: çalkağı]. Pamuk kozasını temizlemekte kullanılan en seyrek kalbur.
Diğer dillerde Cılız ana ışık anlamı nedir?
İngilizce'de Cılız ana ışık ne demek ? : low key

Bu kısımda Cıngıldamak nedir? Cıngıldamak ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Cıngıldamak tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Cıngıldamak hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.