Calor türkçesi Calor nedir

Calor ile ilgili cümleler

English: Ali has been trying to cut down on calories.
Turkish: Ali kaloriyi azaltmaya çalışıyor.

English: How many calories have you had today?
Turkish: Bugün kaç kalori aldın?

English: High calorie foods are bad for my health.
Turkish: Yüksek kalorili yiyecekler sağlığım için kötüdür.

English: How many calories are in 100 grams of butter?
Turkish: 100 gram tere yağında kaç kalori var?

English: How many calories is a peanut butter sandwich?
Turkish: Bir fıstık ezmeli sandviçte kaç kalori var?

Calor ingilizcede ne demek, Calor nerede nasıl kullanılır?

Calor gas : Tüpgaz.

Caloric : Kalorik. Isı ile ilgili. Isıl. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Isı. Isıyla ilgili. 2-olağan sıcaklıklardaki (kt) ölçüsünde ısı nicelikleriyle ilgili. Isıyla ilgili. Hararet.

Caloric energy : Isıl enerji.

Caloric value : Kalori değeri. Isıldeğer. Isıl değer. Kalorik değer. Bir üründeki kalorinin sayısı. Bir yiyecekteki enerji miktarı.

Calorically : Isı ile ilgili olarak. Kalorik veya hararetli bir tarzda. Kalorik olarak.

Calorie : Bir kilogram suyun sıcaklığını bir derece artırmak için gerekli ısı miktarı; bir büyük kalori ya da kilokalori, bin küçük kaloriye eşit ısı. Kalori (kimyasal simgesi cal). 1 kg. arı suyun. sıcaklığını 1°c yükseltmek için gereken ısı tutan. buna ısıl erke birimi de denir. Isın. Isı birimi. 1 gr suyun sıcaklığını bir derece yükseltmek için gereken ısı miktarı. Biyoloji, fizik alanlarında kullanılır. Kalori.

 

Calories : (argo) gıda. Besin.

Calorie low diet : Şişmanlatıcı gıdalar veya yüksek enerjili besinler içermeyen yeme alışkanlığı. Düşük kalori diyeti.

Calorie count : Belirli bir yiyecek veya tabaktaki kalori miktarı. Kalori hesabı.

Calorie rich : Kalori yönünden zengin. Kalorisi yüksek. Çok miktarda enerji içeren. Yüksek kalorili. Çok miktarda kalorisi olan.

İngilizce Calor Türkçe anlamı, Calor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Calor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Caloric : Isıyla ilgili. 2-olağan sıcaklıklardaki (kt) ölçüsünde ısı nicelikleriyle ilgili. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Isı ile ilgili. Isıl. Isıyla ilgili. Kalorik.

Incarnadine : Pembe gibi bir renge boyanmış. Et rengine boyanmış. İnkarnadin. Kızıla boyamak. Soluk pembe rengine boyanmış. Pembemsi bir renge boyanmış. Ten renginde. Kıpkırmızıya boyanmış. Pembemsi. İnkarnadine boyanmış.

Verdigris : Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Bakır asetat. Bakır pası. Zencar. Bakır yeşili. Zengar.

Shade : Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renközü. Lambalık. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Gölgelendirmek. Lambayı, gözden gizlemeye yarayan, saydamsız ya da yayıcı türlü maddelerden yapılmış örtü.

 

Motley : Her tür. Renk renk. Alacalı. Alaca. Karışık. Alaca bulaca. Çeşit çeşit. Karmakarışık. Rengarenk. Birbirinden çok farklı şeylerden oluşan (grup).

Hue : Mavi, yeşil, sarı, kırmızı, mor vb. ile belirtilen görsel duyulanma vergisi. not: bu vergi renkölçümsel bir büyüklük olan "baskın dalga boyu"nun (yaklaşık) ruhduyumsal (psikosansoriyel) karşılığıdır. Bilgisayar, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk özü. Renk. Rengin üç değişkeninden biri (öbürleri: parlaklık, doyma). karmaşık bir ışığın, ağır çeken dalga uzunluğu, dolayısıyla bu dalga uzunluğuna uygun düşen rengi. herhangi bir rengin; kırmızı, sarı, yeşil, mavi ve yeniden kırmızı olarak çembersel biçimde sıralanan renklerden birine olan benzerliği. (siyah, beyaz ve gri, renközü bulunmayan ışıklardır). tv. renkli televizyonda, renklilik bilgisini oluşturan öğelerden biri. Nüans. Nida. Çeşit. Ton (renk için). Renközü.

Tone : Tonunu ayarlamak. Hava. Koyuluk. Sesin yeğinliği, yüksekliği ve anlatım nitelikleri. Renklendirme. Nüanslamak. Konuşma sırasında seslerin titreşimlerindeki yükselip alçalma farklarından kaynaklanan perdelenme olayı, ses perdelenmesi; hecenin tiz veya pes söylenişi: || — bu? «bu mu?» (yükselen ton) — bu. «evet bu» (alçalan ton) — sorularımıza cevap verecek misin? (yükselen ton) — sorularımızı dinledi ve gitti (alçalan ton) gibi. Bilgisayar, gitar, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Perde. Renk tonu.

Uncoloured : Boyasız. Boyanmamış. Tarafsız. Sıradan. Basit. Renksiz.

Modify : Nitelemek. Hafifletmek. Çalgıların genel görünümlerini veya bazı parçalarını kişiye özel olarak değiştirme. Değiştirmek. Üzerinde değişiklik yapmak. Biraz değiştirmek. Değiştirme. Azaltmak. Değişiklik yapmak. Tadil etmek.

Tinct : Renkli boyamak. Açmak. Renk vermek. Renk vermek (arkaik). Renge boyamak. Renklendirmek. Hafifçe boyamak.

Calor synonyms : color in, chromatic colour, primary colour, handcolor, colourize, colour in, polychromise, polychromize, dithered color, nonsolid colour, dithered colour, heather mixture, visual property, purpurate, spectral color, pinkify, colorize, aurify, handcolour, colorise, chromatic color, blackwash, nonsolid color, parti color, hotness, colored, fervours, imbue, thermo, gray, skin color, fervency, skin colour.

Calor zıt anlamlı kelimeler, Calor kelime anlamı

Uncolored : Tarafsız. Boyasız. Boyanmamış. Renksiz.

Achromatic color : Şeffaf.

Colorlessness : Rengi olmama niteliği. Renksemezlik. Akromatizm. Renksizlik.

Calor antonyms : chromatic color, colored, discolor.