Carve türkçesi Carve nedir

  • Tavuk vb kesmek.
  • Oyma ile süslemek.
  • Oymak (mermer vb'ni).
  • Sofrada eti kesip dağıtmak.
  • Oymalarla süslemek.
  • Keserek servis etmek (et vb).
  • Oymak.
  • Oymacılık yapmak.
  • Hakkaklık yapmak.
  • Doğramak.
  • Kesmek.
  • Hakketmek.

Carve ile ilgili cümleler

English: Ali carved a pipe for Mary, but she doesn't smoke.
Turkish: Ali Mary için bir pipo oydu ama o sigara içmiyor.

English: Ali and Mary carved pumpkins.
Turkish: Ali ve Mary kabakları oydu.

English: Ali carved his own smoking pipe.
Turkish: Ali kendi sigara piposunu oydu.

English: I'm going to lay you down in the green grass underneath that big old oak tree and then carve our initials into its trunk.
Turkish: O büyük, ihtiyar meşe ağacının dibinde çimlere uzanıp, gövdesine adlarımızın baş harflerini kazıyacağım.

English: At times I confuse curve with carve.
Turkish: Bazen "curve"'ü "carve" ile karıştırıyorum.

Carve ingilizcede ne demek, Carve nerede nasıl kullanılır?

Carve out : Biçimlendirmek. Oluşturmak. Yapmak.

Carve out a career for oneself : Kariyer yapmak.

Carve out a fortune : Servet yapmak.

Carve up : Bölmek. Paylaştırmak. Taksim etmek. Bıçaklamak.

Carved : Oyulmuş. Oymalı. Taş veya tahtadan sanatsal olarak kesilmiş. Oyularak oluşturulmuş. Mahkuk.

Carvel built : Yan yana dizilen tahtalarla yapılmış olan (gemi).

 

Carven : Oyma ile oluşturulan.

Carved wood : Yontularak yapılmış kukla. Yontulmuş kukla.

Carved stone : Kıvrımlı taş.

Carvers : Et bıçak çatalı. Hakkak. Minnesota eyaletinde şehir. Massachusetts eyaletinde yerleşim yeri. Oymacı. Et bıçağı.

İngilizce Carve Türkçe anlamı, Carve eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Carve ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Frittering : Boşa harcamak. Meyveli börek. Ziyan etmek. Bir tür şekerli çörek. Parça parça doğramak. Etli ve sebzeli börek. Gözlemeye benzer bir çeşit börek. İsraf etmek. Çarçur etmek.

Butchers : Katletmek. Boğazlamak.

Erase : Silgi ile silmek. Öldürmek. Gidermek. Yok etmek. Kazımak. Silmek. Silip atmak. Bozmak.

Sculpt : Heykeltraşlık yapmak. Heykelini yapmak. Yontmak. Şekillendirme. Şekil verme.

Channel : Maceraya sevk etmek. Alıcı ile bunun bağlı olduğu öbür aygıtların oluşturduğu bütün. alıcıdan bu aygıtlara uzanan yol. Alıcı oluğu. Kanal açmak. Bilgisayar, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Çevirmek. Kanala dökmek. Hat. Nehir yatağı. Yönlendirmek.

Chiselling : Yontma. Kesme işlemi. Dolandırmak. Yontmak. Taraklama. Pürüzlendirme. Sızdırmak. Kazıklamak.

Barge : Duba. Dalmak. Toslamak. Saltanat kayığı. İçeriye paldır küldür girmek. Ev gib kullanılan duba. Mavna ile taşımak. Çarpmak. Gemilere ve yakın kıyılara yük taşıyan güvertesiz büyük tekne. büyük, üç köşe yelkenli yük gemisi.

Butchering : Kesme. Boğazlamak. Katletmek.

Hack : At arabası. Sıradan. Tekme yarası. Sıradan yürüyüş ve iz sürmede binicilik için kullanılan at. Vuruş. Tekme. Yermek. Taksi. Hek. Kesici alet.

 

Assuages : Yatıştırmak. Hafifletmek. Tatmin etmek. Bastırmak. Azaltmak. Dindirmek.

Carve synonyms : chip at, chase, assuage, fret, chisel, shape, association, hew, abandons, etches, work, incise, amputates, carves, engraves, etch, cavitates, inscribes, abridge, blow the whistle on, engrave, barged, graven, butcher, arrest, abridging, cave in, amputate, cut up, hacked, caved, belt up, charactered.

Carve ingilizce tanımı, definition of Carve

Carve kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To exercise the trade of a sculptor or carver. A carucate. To cut. To engrave or cut figures.