Cas türkçesi Cas nedir

  • Close air support (yakın hava desteği).
  • Karadaki kuvvetlere destek amacıyla düşman kuvvetlerinin hava bombardımanı.

Cas ile ilgili cümleler

English: A good case can be made for the legalization of drugs.
Turkish: Uyuşturucuların yasallaştırılması için iyi bir kanun yapılabilir.

English: A large cask of wine had been dropped and broken, in the street.
Turkish: Caddede büyük bir şarap varili düşürüldü ve kırıldı.

English: A fierce battle took place at Monte Cassino.
Turkish: Monte Cassino'da şiddetli bir savaş oldu.

English: A king lived in an old castle.
Turkish: Kral, eski kale de yaşadı.

English: A fat cash register attracts robbers.
Turkish: Dolu bir yazar kasa soyguncuları çekiyor.

Cas ingilizcede ne demek, Cas nerede nasıl kullanılır?

Casa : Ev (ispanyolca'da).

Casaba : Kış kavunu. Sarı kavun türü. Kavun. Bir tür kış kavunu.

Casaba melon : Bir tür kavun. Kavun. Kış kavunu.

Casabas : Kavun. Kış kavunu. Sarı kavun türü.

Casablanca : Kazablanka. Kuzeybatı fas'ta bir liman şehri. Humphrey bogart ve ıngrid bergman'ın rol aldıkları ünlü bir film (1943).

Casanova : Kadınlara düşkün erkek. Bir soyadı. Bir çapkın. Büyük aşık. İtalyan maceracı ve yazar. Giovanni jacopo casanova (1725-1798). Kazanova. Çapkın.

 

Cascade amplifier : Kaskat amplifikatör.

Cascade connection : Art arda bağlantı. Kaskat bağlama. Kasket bağlama.

Casas : Ev (ispanyolca'da).

Casablanca conference : Winston churchill ile franklin delano roosevelt arasında 1943 yılında yapılmış olan konferans. Kazablanka konferansı. 1944 yılında düzenlenmiş olan ve ortadoğu'da ekonomik projeler ve ilerleme konularını kapsamış olan konferans.

İngilizce Cas Türkçe anlamı, Cas eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Car window : Araba penceresi.

Saloon : Meyhane. Salon (yolcu gemisinde). Sürücüyle yolcu arasında ayırıcı bölme bulunmayan kapalı araba. Salon. Dükkan. Salon bar. Lüks salon. Büyük salon. Bar. Büyük araba.

Bit : Ufak. Parça. Bozuk para. Kırıntı. Balta ağzı. Keski. Ağırlık. Eksik etek. İkili öğe; 0 ya da 1 gibi iki damgadan oluşan bir damga takımının öğesi. en küçük veri öğesi. veri saklama sığası birimi. bilgi ölçü birimi. Matkap.

Accelerator pedal : Gaz pedalı. Motora yakıt-hava karışımı vermek için ayaklık. Gaz ayaklığı. Yakıt kolu. Motora giden yakıt-hava karışımının niceliğini denetlemeye yarayan elle çalışır kol.

Glove compartment : Eldiven gözü. Torpido gözü. Eldiven tutucu.

Patrol car : Devriye aracı. Polis arabası. Devriye arabası. Ekip otosu.

High gear : Yüksek vites.

Compact : Anlaşma yapmak. Sıkılaştırmak. Yoğun. Özlü. Küçük. Pudralık. Sıkı. Antlaşma. Sözleşmek. Sık.

Cruiser : İki kamaralı büyük motor. Bir ya da iki kamaralı büyük motor. Kamaralı büyük tekne. Kruvazör. Kotra. Hızlı savaş gemisi.

 

Third : Sömürgeci devletlere, genel olarak günümüz dünyasındaki büyük güçlere karşı uluslararası düzeyde aralarında bir ölçüde dayanışma gerçekleştirmiş bulunan asya, afrika, güney amerika'nın geri kalmış devletlerinin tümü. Üçüncü olarak. Üçüncüsü. Üçlü. Üçüncü dünya. Üçüncü. Üçü. Üçte bir.

Cas synonyms : gas guzzler, automobile horn, station waggon, electric automobile, car door, s.u.v., minicar, subcompact car, motor horn, occurrent, automotive vehicle, luggage compartment, stanley steamer, police car, sport utility, automobile trunk, model t, sunshine roof, police cruiser, tailfin, beach wagon, suv, horseless carriage, sport utility vehicle, anti sway bar, used car, beach waggon, hot rod, wing, trunk, electric, gas, gun.

Cas zıt anlamlı kelimeler, Cas kelime anlamı

Unleaded gasoline : Kurşunsuz benzin.

Cas antonyms : leaded gasoline.