Cedes türkçesi Cedes nedir

Cedes ile ilgili cümleler

English: Did you drive a Mercedes in Germany?
Turkish: Almanya'da Mercedes sürdün mü?

English: He recently traded in his jeep for a new Mercedes.
Turkish: O, son zamanlarda jipini yeni bir Mersedesle değiştirdi.

English: A Ford car costs less than a Mercedes Benz.
Turkish: Bir Ford araba bir Mercedes Benz'den daha aza mal olur.

English: In English the verb precedes the object.
Turkish: İngilizcede yüklem nesneden önce gelir.

English: Lightning precedes thunder.
Turkish: Şimşek gök gürültüsünden önce gelir.

Cedes ingilizcede ne demek, Cedes nerede nasıl kullanılır?

Accedes : İş başına gelmek. Uymak. Razı olmak. Katılmak. Kabul etmek. Yerine getirmek. İktidara gelmek. Yönetime geçmek. Tahta çıkmak. Yanaşmak.

Antecedes : Önünde gitmek. -den önce gelmek. -den önde olmak.

Concedes : İtiraf etmek. Kabullenmek. Ödün vermek. Kabul etmek zorunda kalmak. Teslim etmek. Bağışlamak. Uygun bulmak. Bırakmak. Vermek. Kabul etmek.

Intercedes : Aracılık etmek. Rica etmek. Şefaat etmek. Araya girmek. Yalvarmak.

Mercedes : Teksas eyaletinde şehir.

Cede back : Geri vermek.

Abecederian : Alfabetik. Temel.

Cedent : Sedan. Terk eden.

 

Cede : Bırakmak. Feragat etmek. Vermek. Vazgeçmek. Fariğ olmak. Teslim etmek. Göçermek. Terk etmek. Devretmek. Terketmek.

Secedes : Ayrılmak. Çekilmek. Üyelikten çekilmek. Çıkmak. Ayrılmak (siyasal veya dinsel bir örgütten veya bir devletten veya federasyondan). Görevden ayrılmak.

İngilizce Cedes Türkçe anlamı, Cedes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Cedes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Accord : Uzlaştırmak. Uyuşturmak. Akort. Uymak. Bağdaşmak. Ahenk vermek. Uyum sağlamak. Uyumlu hale getirmek. Uzlaşmak.

Abandon : Başlı-başına koymak. Dayandırmak. Boşlamak. Kendini kaptırmak. Bırakma. Kendinden geçme. Başından atmak. El etek çekmek.

Desolates : Kederlendirmek. Üzmek. Kuş uçmaz kervan geçmez. Boş bırakmak. Perişan etmek. Harap etmek. Kimsesiz bırakmak. Tenha. Issız.

Expose : Maruz bırakmak. İleri sürme. Işıklandırmak. Işığa tutmak (fotoğrafçılık terim). Teşhir etmek. (satış için) sergilemek. Ortaya çıkarmak. Karşı karşıya bırakmak.

Demised : Devretme. Vefat. Bırakma. Devir. İntikal. Vefat etmek. Vasiyetle devretmek. Ölüm.

Back away : Geri çekilmek. Çekilmek. Geriye çekilmek. Ödün vermek.

Assign : Göreve seçmek. Belirlemek. Pay olarak vermek. Tahsis etmek. Bir işe koymak. Ayırmak. Saptamak. Bağlamak. Atamak. Hamletmek.

Conceded : Kabullenmek. Bağışlamak. Uygun bulmak. Ödün vermek. Kabul etmek. Kabul etmek zorunda kalmak. İtiraf etmek.

Acknowledge : İtiraf etmek. Alındığını bildirmek. Tanımak. Bildirmek (bir şeyin alındığını veya farkedildiğini). Kabullenmek. Bir paranın ödenmiş olduğunu açıklayan imzalı yazılım. kişiyi sorumluluktan, borçtan, sözleşmeye ilişkin yargılardan tüm olarak aklanabilmek amacıyla düzenlenerek ona verilen imzalı belge. dernek ya da ortaklık genel kurullarında, yöneticilerin her hangi bir sorumluluğu olmadığı yolunda alınan karar. Doğruluğunu kabul etmek. Teşekkür etmek. Aklama.

 

Abjured : Tövbe etmek. Yemin ederek vazgeçmek. Yemin ederek reddetmek. İnkar etmek. Yeminle vazgeçmek. Vazgeçtigine dair yemin etmek. Dönmek (dininden). Vazgeçtiğine dair yemin etmek.

Cedes synonyms : affording, circuit, abstention, give, ceding, alienates, desist, forsake, circuited, acknowledges, bow out of, desolated, cast off, circle, back off, attorning, desolate, desisting, ascribe, abjures, back down, allows, accords, deserting, accorded, forsakes, abnegates, cast aside, exposes, concedes, desolating, cast offs, afforded.

Cedes zıt anlamlı kelimeler, Cedes kelime anlamı

Take : Almak. Alınan taş. Pay. Yakalamak. Yazmak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Çevirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kabul etme (vücut). Hasat.