Chanced türkçesi Chanced nedir

Chanced ile ilgili cümleler

English: I chanced to meet him at the airport.
Turkish: Hava alanında onunla tanımayı göze aldım.

English: I chanced on a beautiful girl.
Turkish: Tesadüfen güzel bir kıza rastladım.

Chanced ingilizcede ne demek, Chanced nerede nasıl kullanılır?

Chance customers : Geçici müşteriler.

Chance event : Tesadüfi olay.

Chance it : Bir kez dene!. Risk al!. Tehlikeyi göze almak. Riske girmek. Şansını bir denemek. Şansını dene!. Bir denemek.

Chance medley : Meşru müdafaa sırasında adam öldürme. (bir kavga sırasında) kazara adam öldürme. Kasıtsız cinayet.

Chance meeting : Tesadüf.

Chance of rain : Yağmur yağma olasılığı.

Take a chance on : Şans tanımak. Riskli bile olsa birşeyi denemek.

A bare chance : Zayıf bir ihtimal.

Chance of selection : Örneğe girme olasılığı. Bir örneklemede, örnek büyüklüğü ve tasarlanan seçme işlemine göre evren birimlerinin örneğe seçilme olasılığı, bk. örnek seçme.

Chance on : Rastlamak. Rastgelmek. Tesadüf etmek. Karşılaşmak. Tesadüfen bulmak. Şans eseri bulmak. Tesadüfen karşılaşmak. Rastlaşmak. Yolu düşmek. Rastlantı sonucu bulmak.

İngilizce Chanced Türkçe anlamı, Chanced eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Chanced ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crack : Çıtlatmak. Çökmek. Çatırtı. Çatlak. Çatallaşmak (ses). Kırmak. Patlamak. Çatırdamak. Çatlatmak. Çözmek (şifreyi).

Take a chance : Şansını denemek. Rizikoyu göze almak. Bir kere denemek. Şans yakalamak. Eline şans geçmek. Riski göze almak. Şansını kullanmak. Kendini riske atmak.

Envisaging : Planlama. Tahayyul etme. Tasavvur etme. Zihninde canlandırma. Önceden düşünmek. Kafasında canlandırmak.

Accidentalness : Rastlantısallık. Bükümlülük. Kazaralık. Kaza eseri olma. Planlanmış veya kasıtlı olmama niteliği. Tesadüf. Tesadüfen.

Endeavor : Endeavour uzay mekiği. Çaba göstermek. Bkz.endeavour. Şimdiye kadar yapılan 5'inci ve en kompleks nasa nihai harekat uzay mekiği. Uğraş göstermek. Yapmaya çalışmak. Çaba harcamak. Emek harcamak. Wisconsin'de bir köy (abd).

Assay : Ayarlamak. Çözümleme örneği. Analiz. Analiz etmek. Ayar etmek. Çözümlemek. Değerli maden içermek. Kalkışmak. Ayarını belirlemek.

Sarcoma : Eklem uru. Kas, kemik, kıkırdak, kan damarı gibi bağ doku elemanlarından köken alan, hızlı gelişen ve genellikle lenf damarlarıyla metastaz yapan oldukça kötücül tümör, hlk. seratan. Eklem dokusu uru. Sarkoma. Sarkom. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mezoderm kökenli bağ dokusu kanserlerinin genel adı. örnek: fibrosarkoma (fibroblastlarda oluşan kanser), kondrosarkoma (kıkırdak doku kanseri), osteosarkoma (kemik kanseri). sarkoma. Bağ dokuda gelişen kötü huylu tümör.

Leisures : Dinlence. İşsizlik. Serbestlik. Tatil. Boş vakit. Serbest zaman. Boş zaman aktivitesi. Uygun zaman.

 

Durst : Cesaret etmek. Cüret etmek. Kalkışmak. Cesaretli. Meydan okumak.

Contingencies : Gayrinakdi kredi ve yükümlülükler. Beklenmedik olay. Olasılık. Tesadüf.

Chanced synonyms : cancer of the blood, brass ring, leucaemia, possibleness, malignant neoplastic disease, hunting ground, metastatic tumor, fresh start, malignant neoplasm, day, attempt, leisure, hearing, fluky, likelihood, audience, assays, occasioning, endeavour, auspiciousness, assayed, possibly, flukes, essayed, dare, faces, lay on the line, face, envisaged, tabula rasa, facility, affording, offering.

Chanced zıt anlamlı kelimeler, Chanced kelime anlamı

Impossibility : Tümdengelimci bilimlerde çıkarım yoluyla türetilmiş sornuçların öncülleriyle bağdaşmayışı ya da bir durumun gerçekleşmesinin mantıkça olamazlığı. Olanaksızlık. Çıkmaz yol. İmkansız şey. İmkansızlık. İmposibilite.

Come in : Seçilmek. Tutulmak. Haline gelmek. Yaygın olmak. Yükselmek. Girmek. Sağlamak. Moda olmak. Başa geçmek. Kabarmak (met halindeki deniz).

Loosen : (toprağı) kabartmak. Çözmek. Açılmak. Açmak. Gevşemek. Çözülmek. Söktürmek. Bollanmak. Salıvermek. Gevşetmek.

Chanced antonyms : salinate, darken, oxidise, stabilize, go out, destabilise, lighten, widen, undress, stay, destabilize, harden, color, oxidize, dissimilate, soften, assimilate, desalinate, weaken.