Colonialism türkçesi Colonialism nedir

  • Kolonicilik.
  • Sömürgecilik.
  • Güçlü bir ülkenin kendisini daha güçlü kılmak ve zenginleştirmek için daha zayıf ülkenin kaynaklarını kullanması.
  • Kolonyalizm.
  • Kolonializm.
  • İktisat alanında kullanılır.

Colonialism ile ilgili cümleler

English: Many have suffered oppression and misery for a long period of time under the rule of colonialism.
Turkish: Birçoğu sömürgeciliğin egemenliği altında uzun bir süre baskı ve sefaletten çekmiştir.

English: Many have long suffered oppression and hardship under colonialism.
Turkish: Birçoğu sömürgecilik altında uzun süre baskı ve zorluktan çekti.

Colonialism ingilizcede ne demek, Colonialism nerede nasıl kullanılır?

Neo colonialism : Diğer ülkeleri ekonomik. Yeni sömürgecilik. Siyasi ve kültürel yöntemlerle etki altına alma. Eski sömürgelerin ulusal bağımsızlıklarına kavuşması üzerine sömürgeci toplumların, açık siyasal egemenlik kurmaksızın, uluslararası ticaret ve ekin ilişkileri yoluyla bu toplumlar üzerindeki sömürülerini sürdürmeleri olgusu.

Anticolonialism : Sömürgecilik karşıtlığı.

Neocolonialism : Bağımsız bir ülke veya bölgeyi sömürge olarak almadan üzerinde siyasi ve ekonomik hegemonya kazanmaya çalışma politikası. Neo-kolonyalizm. Diğer ülkeleri ekonomik. Siyasi ve kültürel yöntemlerle etki altına alma. Gelişmiş ülkelerin, ikinci dünya savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan az gelişmiş ülkeler üzerindeki kontrollerini, iktisadi güçlerini kullanarak sürdürdükleri emperyalizmin dolaylı bir türü. Yeni sömürgecilik.

 

Colonialist : Sömürgeci. Sömürgecilik yanlısı. Sömürgecilik destekçisi. Sömürge yönetimi yanlısı (sömürge kurarak meydana gelen bölgesel genişleme).

Colonialists : Sömürgecilik yanlısı. Sömürge yönetimi yanlısı (sömürge kurarak meydana gelen bölgesel genişleme). Sömürgecilik destekçisi. Sömürgeci.

Colonial bond : Sömürge borç belgiti. Sömürge yönetimince çıkarılan borç belgiti. Müstemleke tahvili. Koloni tahvili. Sömürge tahvili.

Colonial administration : Sömürge yönetimi.

Anticolonialist : Sömürgeciliğe karşı olan kimse. Sömürge yönetimine karşı olan kişi (sömürgeler kurma aracılığı ile gerçekleşen bölgesel büyüme). Sömürgecilik karşıtı.

Colonial : Sömürgeyle ilgili. Sömürgeye ait. Bir veya daha fazla sömürgeye ait veya onunla ilgili olan. Eskiden sömürge olan eyaletlerle ilgili. Koloni ile ilgili. Bir kolonide yaşayana özgü. Kolonyal. Sömürgeci. Sömürge. Anayurdundan ayrı bir kolonide yaşayana özgü.

Neocolonialists : Başka bir ülkeyi veya bölgeyi sömürgeleştirmeden üzerinde siyasi ve ekonomik hegemonya kazanmaya çalışan kimse. Neo-kolonyalist. Siyasi ve kültürel yöntemlerle etki altına alma taraftarı. Diğer ülkeleri ekonomik.

İngilizce Colonialism Türkçe anlamı, Colonialism eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Colonialism ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

A shift in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Using : Kullanma. Kullanan. Kullanacağı alan. Uygulama. Kullanarak. Kullanılan. Bir bulguyu yeni ürünler elde etmek için yapımda ve üretimde kullanarak gereken işlemleri yerine getirme. Kullanılıyor.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçenin giderleri. Olağanüstü bütçe gideri.

Abolition of forced labour convention : Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi. Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Neocolonialism : Siyasi ve kültürel yöntemlerle etki altına alma. Yeni sömürgecilik. Neo-kolonyalizm. Bağımsız bir ülke veya bölgeyi sömürge olarak almadan üzerinde siyasi ve ekonomik hegemonya kazanmaya çalışma politikası. Gelişmiş ülkelerin, ikinci dünya savaşı sonrasında bağımsızlığını kazanan az gelişmiş ülkeler üzerindeki kontrollerini, iktisadi güçlerini kullanarak sürdürdükleri emperyalizmin dolaylı bir türü. Diğer ülkeleri ekonomik.

Victimization : Kurban etme. Kurbanlaştırma hareketi veya aşaması. Kurban haline getirme hareketi veya aşaması. Mağduriyet. Kurban olma.

Imperializm : Genel olarak bir ulusun başka ulusları ya da toplulukları siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması ya da yayılmayı istemesi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Colonialism synonyms : victimisation, exploitation, colonial policy, a change in individual demand, a change in demand, abnormal budget, abnormal budget receipts, a type mutual funds, ability to pay approach, a pass through certificate, a group shares, a shift in supply, a shift in demand.

Colonialism ingilizce tanımı, definition of Colonialism

Colonialism kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The state or quality of, or the relationship involved in, being colonial.