Comparator türkçesi Comparator nedir

  • Kompratör.
  • Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır.
  • Karşılaştırıcı.
  • Komparatör.
  • Küçük uzunlukları ya da aralımları tam ve kesin olarak ölçmede kullanılanlir düzenek. bir tür reokölçer.

Comparator ingilizcede ne demek, Comparator nerede nasıl kullanılır?

Comparator check : Karşılaştırma denetimi.

Differential comparator : Diferansiyel karşılaştırıcı.

Phase comparator : Faz dengeleyici. Evre karşılaştırıcı.

Signal comparator : İşaret karşılaştırıcı. Sinyal karşılaştırıcı.

Comparators : Komparatör. Kompratör. Karşılaştırıcı.

Comparative degree : Karşılaştırma sıfatı. Bir fiilin, sıfatın veya zarfın derecesini belirten zarf. bu derecelendirme, sıfatlarda olduğu gibi "eşitlik", "üstünlük" ve "en üstünlük" şeklinde üç derece üzerinde gösterilir. eşitlik derecesi gibi, kadar, denli edatlarıyla, üstünlük daha, en üstünlük en kelimeleriyle yapılır: || bazen içlerinden birisi bu mahşerde yaşamak imkansızlığını duyuyor, o zaman sele katılmış bir ağaç kütüğü gibi yerinden fırlıyor, istanbul'a, ankara'ya, başka bir yere gidiyor, hayatını başka şartlarla deniyordu (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: teslim, s. 91). düz gergin vücuduyla adeta bir sedef gibi kapalı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru: rüyalar, s. 126). kadınlar ise taş gibi sessiz, kütük kadar hareketsiz ve donuktular,… (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 8). ben daha genç olduğum için, sahipsiz kalan ağıla koşuyorum,… (y. k. karaosmanoğlu. erenlerin bağından diğer nesiller, s. 75). mutasarrıfın evinde gece daha kibarca, daha zarifçe geçmişti (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 36). ben ona inanırım ki, öyle bir insanı doğuracak kadın kutsallaştırılmaya meryem ana'dan daha çok hak kazanırdı (t. buğra, göst. e., s. 14). kırk paralık hafızaya, iki yüzlü hafızaya yüze gülücülerin en yüzsüzü olan hafızaya sarılıp zamana meydan okumak? (t. buğra, göst. e., s. 207). hem donkişotluğun, yeldeğirmenleri silahşorluğunun en gülüncü en küçültücüsüdür, bu (t. buğra, göst. e.) vb. Karşılaştırma zarfı. Üstünlük derecesi. Bağlı olduğu adın, karşılaştırılan öteki ada göre nitelik ve miktar bakımından derecesini gösteren sıfat(lar). bu derecelendirme sıfatların önüne getirilen daha, en, pek çok gibi kelimelerle sağlanır: onlardan daha küçük bir kız çocuğu, kendisinden daha ufak bir erkek çocukla sağ tarafta duvarın dibinde çamurla oynuyorlardı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, teslim, s. 95). ve duygusallığı, her zamanki gibi, en sağlam dayanak saydı (t. buğra, yalnızlar, s. 206). her taraf sustuktan, siyahlaştıktan sonra sularda daha kuvvetli bir ses, ta derinlerinden gelen hoş, belirsiz bir aydınlık hasıl olmuştu (r. h. karay. memleket hikayeleri: şaka, s. 67). burası en yakın kasabaya iki gün uzakta, anadolu'nun çıplak, yolsuz, viran bir köyü idi (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 81) vb. bk. karşılaştırma derecesi. Artıklık derecesi.

 

Comparative dyeing : Karşılaştırma boyaması. Karşılaştırmalı boyama.

 

Comparative dynamic equilibrium analysis : İki ayrı zamandaki denge durumlarına ilişkin değişim süreçlerinin karşılaştırıldığı çözümleme yöntemi. Karşılaştırmalı devingen denge çözümlemesi.

Comparative education : Karşılaştırmalı eğitim. Eğitim sorunlarının daha geniş bir çerçeve içinde ele alınması ve kavranması amacıyla değişik ülkelere ilişkin eğitim kuram ve uygulamalarını inceleyen eğitim dalı.

Comparative : Mukayeseli. Karşılaştırmalı. Göreceli. Sıfatlarda ve zarflarda birbiri ile yapılan karşılaştırmaların nitelik ve nicelik bakımından eşitlik, üstünlük ve en üstünlük derecelerinde olması. karşılaştırma derecesi, sıfat ve zarfların önüne getirilen gibi, kadar, denli, daha, çok, ziyade, fazla, en, pek gibi kelimelerle karşılanır: arı kadar çalışkan bir oğlunuz var. ayşe, nazlı'dan daha düzenli bir kızdır. sen bu işi onlardan daha iyi başarabilirsin. kardeşin burada benden çok yoruluyor. verdiğin emek bundan fazla gelir getirmez. arkadaşların en yaşlısı toplantıya başkanlık edebilir. funda pek uslu bir çocuktur vb. karşılaştırma derecesi; eşitlik, üstünlük ve en üstünlük olmak üzere üçe ayrılır. bk. karşılaştırma sıfatı, karşılaştırma zarfı. Karşılaştırma derecesi. Nispi. Üstünlük derecesi gösteren. Karşılaştırma yoluyla yapılan. Uygun. Üstünlük derecesini gösteren.

İngilizce Comparator Türkçe anlamı, Comparator eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Comparator ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Associate : Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. Çağrıştırmak. Bağdaştırmak. Benzetmek. Birleşmek. İlişkilendirmek. Ortak olmak. Arkadaşlık etmek. Ortak çalışma arkadaşı. İş arkadaşı.

Partner : Oyun arkadaşı. Ortağı gibi davranmak. Şirket. Eş. Kavalye. Bilgisayar, hukuk, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Hayat arkadaşı. Şirket sermayesine katılan kişi. Ortak. Tarım işlerinde, iyenin yerini ekip biçerek sağlanan ürünün yarısını alan kişi.

Collaborator : Mesai arkadaşı. Birlikte çalışan kimse. İşbirlikçi. Ortak. Suç ortağı. İş arkadaşı. Yazarla işbirliği yapan. Bir yapıtın ortaya çıkması hazırlıklarında birlikte çalışan kimse. İşbirliği yapan kimse. Kolaboratör.

Dial gauge : Kadranlı gösterge. Deformasyon saati. İbreli ölçek. Çevir sesi ölçer. Kadran göstergesi.

Comparator synonyms : pardner, bridge partner, dancing partner, comparing element, comparators.

Comparator ingilizce tanımı, definition of Comparator

Comparator kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Applied especially to a machine for comparing standards of length. An instrument or machine for comparing anything to be measured with a standard measure.