Concile türkçesi Concile nedir
Concile ile ilgili cümleler
English: My mother tried to reconcile the couple.
Turkish: Annem çifti barıştırmaya çalıştı.
English: She reconciled with her friend.
Turkish: O, arkadaşıyla barıştı.
English: He was reconciled to his fate.
Turkish: O, kaderine razı geldi.
English: I would rather kill myself than reconcile myself to my fate.
Turkish: Kadere razı gelmektense ölmeyi tercih ederim.
English: My mother attempted to reconcile the couple.
Turkish: Annem çifti barıştırmayı denedi.
Concile ingilizcede ne demek, Concile nerede nasıl kullanılır?
Be reconciled : Barışmak.
Become reconciled to : Alışmak. Isınmak.
Being reconciled with : İle dost olma. İle uyumlu olma. İle arkadaş olma. İle barışık olma. İle anlaşmaya varmış olma.
Binder reconciler : Cilt uzlaştırıcısı.
Microsoft office binder reconciler : Microsoft office cilt uzlaştırıcısı.
Official reconciler : Resmi arabulucu. Toplu sözleşme görüşmeleri sırasında herhangi bir uyuşmazlık çıkması durumunda, bu uyuşmazlığı gidermeye çalışmak amacıyla iş mahkemesi tarafından atanan ve yetkisi, saptanan uyuşmazlık konularını gidermekle sınırlı olan görevli.
Reconcile oneself to : Razı olmak. Alışmak. Isınmak.
Reconcilements : Uzlaşma.
Reconciler : Sulh getiren. Arabulucu. Barış getiren. Uzlaştırıcı.
Reconcile with : Yeniden barışmak. Uzlaşmak.
İngilizce Concile Türkçe anlamı, Concile eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Concile ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Create mentally : Zihinde yaratmak.
Find : Erişmek. Sezmek. Bulunan şey. Bulgu. Buluş. Anlamak. Bakmak. Bulmak. Sağlamak. Tapmak.
Council : Divan. Kurum. Öğreti ve kilise düzeni ile ilgili sorunları çözümlemek üzere toplanan piskopos ve din bilginlerinden oluşan kurul. Meclis. Kurul. Konsey. Asamble. Belediye meclisi. Yönetim kurulu.
Overlap : Çakışmak. Üstüne gelmek. Bindirmek. Aşırmak. Ek yerinde oluşan çift film kalınlığının durumu. Bilgisayar, fizik, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kaplamak. Binme. Kısmen kaplamak. Daha geniş olmak.
Gestate : Gebe olmak.
Coexist : Bir arada olmak. Yan yana yaşamak. Bir arada var olmak. Aynı anda var olmak.
Preconceive : Tarafgirlik. Peşin hüküm vermek. Önyargıda bulunmak. Önyargılı olmak.
Discover : Bulmak. Göstermek. Rastlamak. Farkına varmak. Farketmek. Anlamak. Ortaya çıkarmak. Karşılaşmak. Meydana çıkarmak. Keşfetmek.
Conceptualise : Canlandırmak. Hayal etmek. Gözlemlerini kavram ile açıklamak (ayrıca conceptualize). Kafasında canlandırmak. Tasarlamak. Tasavvur emek. Kavramsallaştırmak.
Design : Bir araştırma sürecinin çeşitli aşamalarında izlenecek yol ve işlemleri tasarlayan çerçeve. Plan yapmak. Tasar çizim. Tasarım. Tasar-çizim. Plan çizmek. Komplo kurmak. Tasarımlamak. Kastetmek. Bir sürecin nasıl yapılacağını, hangi birimlerden oluşacağını tasarlayıp ayrıntıları düzenleme işi.
Concile synonyms : co occur, create by mental act, cooccur, conceptualize.
Concile zıt anlamlı kelimeler, Concile kelime anlamı
Deny : Danmak. Reddetmek. Kaçınmak. Esirgemek. Tanımamak. Yadsımak. Yoksun bırakmak. Yoksamak. Yalanlamak. Mahrum etmek.
Disagree : Uyuşmamak. Atışmak. Yaramamak. Uymamak. Sürtüşmek. Çelişmek. Anlaşamamak. Aynı fikirde olmamak. Bozuşmak. Aynı düşüncede olmamak.

Bu kısımda Concile kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Concile ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Concile anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Concile ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.