Confine oneself to türkçesi Confine oneself to nedir

Confine oneself to ingilizcede ne demek, Confine oneself to nerede nasıl kullanılır?

Confine : Hapsetmek. Toplamak. Kapamak. Sınırlandırmak. Sınırlamak. Hasretmek. Tutmak. Loğusa olmak. Tahdit etmek. Kısıtlamak.

Oneself : Bizzat. Kendi kendine. Kendini. Kendisi. Kendi. Kendine. Kendi kendini.

To : -e kadar. İla. -e göre. Kala. E doğru. Oranla. E. Kadar. İle. Arasında.

Abandon oneself to : Kendini -e vermek. Kendini teslim etme. Kendini kaptırmak. Tüm sınırları kaybetme. -e kapılmak. Dalmak. Bağımlı hale gelme (kendinden vazgeçme).

Abandon oneself to grief : Tamamen ümitsiz bir yas hali içerisine girmek (beise kapılmak).

Attach oneself to : Asılmak. Askıntı olmak. Takılmak. Katılmak. Bağlanmak.

Address oneself to : Girişmek. Kafasını takmak. Kafasına takmak. Kendini adamak. Koyulmak.

Address oneself to the audience : Yönelmek ya da seyirciyle konuşmak. Seyirciye karşı dönmek.

Accommodate oneself to : Ayak uydurmak. Uyum sağlamak.

Apply oneself to : Kendini bir işe vermek. Bütün dikkatini bir işe çevirmek. Kendini -e vermek. Kendini adamak.

İngilizce Confine oneself to Türkçe anlamı, Confine oneself to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Confine oneself to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Be contented with : Kanıtlamak.

Settles : Durulmak. Oturmak. Ödemek. Çökmek. Yerleşmek. Kararlaştırmak. Karar vermek. Konmak. Yerine getirmek. Uyum sağlamak.

Content oneself with : İle doyuma ulaşmak. Azla yetinmek. Aza kanaat etmek. İle yetinmek. İle iktifa etmek.

Make do : Var olanla idare etmek. Var olanla yetinmek. Yetiştirmek. İdare etmek. İğreti olarak.

Content oneself : Azla yetinmek. İdare etmek.

Be satisfied : İkna olmak. Kanmak. İçine sinmek. Memnun olmak. Tatmin olmak. Memnun kalmak. Hoşnut olmak. Doymak. Yerine getirilmek. Doyuma ulaşmak.

Make shift : Eldeki imkanlarla idare etmek. Var olanla idare etmek. İdare etmek. Elindekilerle yetinmek. Elindekiyle geçinip gitmek. Elde olanlarla yetinmek. Bir çaresini bulmak. Bir yolunu bulmak. Geçici tedbir.

Settle : Belirlemek. Çökelmek (sıvının içindeki katı maddeler). Süzmek. Karar vermek. Çökeltmek. Durulmak. Yerleştirmek. Bastırmak. Yatıştırmak.

Do with : Baş etmek. Gereksinmek. İstemek. İşi olmak. Katlanmak. Yapmak. Arzu edilen bir şeyi belirtir. İhtiyacı olmak. İlişkisi olmak.