Consumer sovereignty türkçesi Consumer sovereignty nedir

  • Tüketici hakimiyeti.
  • Tüketici egemenligi.
  • Tüketici egemenliği.
  • Piyasa ekonomilerinde hangi mal ve hizmetlerin üretileceğine tüketicilerin tercihlerinin yön vermesi.
  • İktisat alanında kullanılır.

Consumer sovereignty ingilizcede ne demek, Consumer sovereignty nerede nasıl kullanılır?

Consumer : Müşteri. Mal ve hizmetleri doğrudan doğruya kullanarak gereksinimlerini karşılayan iktisadi karar birimi. Yoğaltıcı. Alıcı. Tüketiciler. Biyoloji, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Mal ve özdekleri, yiyeceği kullanan, tüketen kişi. Ototrof organizmaların ürettiği kaynakları tüketen heterotrof organizmalar. Belli bir gelire sahip olan kişilerin mal ve hizmet satın alırken hangi ilkelere göre hareket ettikleri. Kullanıcı.

Sovereignty : Bağımsızlık. Saltanat. Özerklik. Egemenlik. Büyüklük. Hükümranlık. Hükümdarlık. Yücelik. Hakimiyet.

Consumer acceptance : Tüketici tercihi.

Consumer buying : Tüketici alımı. Doğrudan doğruya tüketicilerce yapılan alım.

Consumer confidence index : Tüketiciler açısından hesaplanan güven dizini. Tüketici güven endeksi. Tüketici güven dizini.

Consumer control points : Tüketici kontrol noktaları. Gıdaların hazırlanması sırasında bakteriyel kontaminasyonun oluşabileceği noktalar.

İngilizce Consumer sovereignty Türkçe anlamı, Consumer sovereignty eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Consumer sovereignty ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Consumer sovereinity : Hangi malların üretileceğini ve ne edere satılacağını belirten öğenin tüketici yeğlemesi olduğunu savunan kuram.

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

 

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Consumer sovereignty synonyms : a group shares, abnormal budget expenditures, a type mutual funds, abolition of forced labour convention, ability to pay approach, ability to pay principle, abnormal budget receipts.