Corrosive türkçesi Corrosive nedir

  • Aşındırıcı.
  • Çürütücü.
  • Kimyasal aşındırıcı.
  • Yiygen.
  • Süblime.
  • Kimya alanında kullanılır.
  • Kemirici.
  • Aşındırıcı madde.
  • Korrosif.
  • Yıpratıcı.
  • Yenime yol açan ortam ya da nesne.
  • Yiyici.

Corrosive ingilizcede ne demek, Corrosive nerede nasıl kullanılır?

Corrosive fluid : Korozif akışkan.

Corrosive liquid : Yiyici sıvı. Aşındırıcı sıvı. Yenimli sıvı. Korozif sıvı.

Corrosive matter : Yiyici özdek. Korozif madde. Aşındırıcı madde.

Corrosive medium : Korozif ortam. Yenimli ortam. Aşındırıcı ortam. Yiyici ortam.

Corrosive power : Aşındırıcı güç.

Anticorrosive alloy : Yenim önleyici alaşım. Yenimönler alaşım. Antikoroziv alaşım.

Corrosion : Bozulma. Kimyasal aşınma. Yenim. Çürütme. Korozyon. Kimyasal aşındırma (aşınma). Çürüme (pas veya kimyasal maddeden ileri gelen). Katı gereçler, özellikle metal alaşımların kimyasal ve elektrokimyasal tepkimelerle ya da fiziksel çözülme ile aşınması. Aşınma. Aşındırma.

Anticorrosive medium : Yenim önleyici ortam. Antikoroziv ortam. Yenimönler ortam.

Anticorrosives : Korozyona uğramaz. Yenim önler. Yenimönler. Pas önleyici. Korozyon önleyici. Pas giderici. Antikorozif. Antikorosif. Antikoroziv. Korozyon önler.

Corrosively : Yıpratıcı olarak. Aşındırıcı bir şekilde. Korozif bir şekilde. Yıkıcı bir şekilde. Korozif biçimde.

 

İngilizce Corrosive Türkçe anlamı, Corrosive eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Corrosive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Septics : Mikroplu. Kan zehirlenmesi yapan madde. Abd'li. Septik.

Active metals : Aktif metaller. Etkin metaller. Demir, çinko gibi ölçün elektrot potansiyelleri hidrojeninkinden daha düşük olan metaller.

Aliphatic compounds : Alifatik bileşikler. Düz ya da dallanmış karbon iskeletinden türemiş olan hidrokarbonlar sınıfı. örn.

Sublimated : Süblimleştirmek. Bilinçaltındaki güdüleri iyiye yönlendirmek. Katı durumdan gaz durumuna geçirmek. Yüceltmek.

Wearing : Giyim. Yıpranma. Bezdirici. Aşınma. Usandırıcı. Giyme. Eskime. Yorucu. Bıktırıcı.

Digesters : Sindireç. Besini hazmeden. İçinde maddelerin yumuşatıldığı veya parçalara ayrıldığı alet. Sindiren. Hazmettirici madde. Sindirici. Dijestör. Pişirme kazanı. Sindirime yardımcı olan madde.

Briber : Rüşvet veren. Para yediren. İrtikap eden. Mürtekip. Rüşvet alan. Mürteşi.

Activated coal : Etkin kömür. Etkinleştirilmiş kömür. Aktif kömür. Çözeltilerden renk giderme ya da gaz karışımlarından kimi gazlan ayırma amacıyla yüze yutma özelliği geliştirilmiş kömür.

Corrodent : Paslandırıcı. Paslandırıcı madde. Korozif.

Corrosive matter : Korozif madde. Yiyici özdek.

Corrosive synonyms : corosive, grafters, abradant, abraders, abrader, sublimates, rodent, acidimetry, acid radical, additive, cankerous, abradants, chemical compound, backbreaking, sublimating, venal, active passive metal, wizening, compound, corrupt, aldehydes, back breaking, grafter, emeries, eating, sublime, gnawings, corrosives, destructive, mercuric chloride, acier inoxydable, bribers, escharotic.

 

Corrosive zıt anlamlı kelimeler, Corrosive kelime anlamı

Constructive : Olumlu. Müspet. Yardımcı. Yaratıcı. Yapıcı. İnşaatla ilgili. Dolaylı. İnşaat. Konstrüktif. Yararlı.

Corrosive antonyms : unsarcastic.

Corrosive ingilizce tanımı, definition of Corrosive

Corrosive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which has the quality of eating or wearing away gradually. Having the power of gradually wearing, changing, or destroying the texture or substance of a body. As, the corrosive action of an acid. Eating away.